30 Mart 2016 04:54

Swastika geceleri, Palmira ve Sur

Paylaş

“Sayısız Hitler resmi ve heykeli gördünüz. Çok uzun bir boy; uzun, gür, altın saçlar; göğsüne yayılan erkeksi altın sakallar; okyanus mavisi gözler, asil ve sert kaşlar...  Ama işte bu o!” diye bir fotoğraf uzattı Alfred’e, Von Hess. O fotoğrafta Hitler badem bıyıklı, kısa boylu, eciş bücüş bir şeydi. Yüzlerce yıl sonra doğrusu bir hayli değişmişti! 

Katharine Burdekin 1937’de yazdığı “Swastika Geceleri”* kitabında, faşist düzenin 1000 yıl boyunca süreceğini iddia eden Hitler’in zafer kazanması halinde, dünyanın neye benzeyeceğini tahayyül etmeye çalışmıştı. Kitap Nazilerin iktidara gelmesinin 700 yıl sonrasını anlatır: Faşizm dünyanın büyük bir coğrafyasında mutlak hakimiyetini ilan etmiş, Hitler de giderek bir Tanrı haline gelmiştir. Nazi partisinin iktidara gelmesinden önceki tarih ise yoktur. Von Hess, büyük büyük babasından kalma bir defteri Alfred adlı bir gence emanet ederken onu çok iyi koruması gerektiğini söyler. Bu defter, unutturulan bütün bir tarihi, aklında kaldığı biçimde yazmak için olağanüstü bir gayret sarf eden dededen, torunlara aktarılarak o güne kadar korunmuştur. 

Defterin arasındaki fotoğrafta Hitler ile birlikte dede Von Hess ve bir Nazi kadını vardır. Oysa 700 yıl sonra kadınlar özel kamplara kapatılmış, işlevleri erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı, hayvandan bile aşağı mertebede tutulan yaratıklara dönüşmüştür. Saçları ve güzellikleri Nazilerin en büyük nefreti haline gelen bütün kadınların kafası kazınmıştır. Kadın ancak tecavüz ve şiddetle ilişki kurulabilecek bir varlıktır artık. Hitler ise, bütün kitapların yok edildiği öncesiz bir dünyada selvi boylu bir ulu olup çıkmıştır.  Bu fotoğrafın önemi bir öncenin varlığının, dolayısıyla başka bir geleceğin olabileceğinin kanıtı olmasıdır. 

Birikmiş mücadele deneyimlerinin yerini, zaman içinde kabullenme ve uyum pratiklerinin alabilmesi için tarihin üzerine nasıl bir sünger çekildiğinin anlatıldığı bu distopik metin, Hitler’in iddialarının potansiyel sonucunu gösterir. Bu yönüyle gelmiş geçmiş bir dönemle ilişkilidir. 

Ama biliyoruz ki tarihsizleştirmenin toplumsal mühendislik çalışmasının bir unsuru olarak görülmesi Hitler dönemine özgü bir arıza olmamıştır hiç. Tarihle her otoriter rejimin derdi vardır. Gazetecilere ve akademisyenlere hayat zindan edilirken ümmilikte büyük bir keramet bularak “Ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, cahil halktır” diye konuşan rektörlerin; Cumhurbaşkanı için “Anlatılmaz yaşanır. O, bu ümmete Allah’ın bir lütfudur” diyebilen parti genel başkan yardımcılarının pervasızlıklarını borçlu oldukları siyasal iklim, Swastika Geceleri’ndeki gibi, bugün de hem bir hafızasızlaştırma gayretiyle hem de lider kültüyle güçlendiriliyor. 

Bugünden “yerli ve milli” bir distopya yazılmaya kalkışılırsa; her şeyi, tarihin, uzak geçmişin unsurlarından hesaplıca seçilmiş ama gelişigüzel çatılmış kolajların sergilendiği bir Miniatürk gibi, köksüz ve bağlamsız olarak zihinde yeniden yazıldığı anla başlatmak gerekecek.

IŞİD Palmira’yı yerle bir ederken, henüz bir devlet olmadan ilan ettiği devletliğini de bir simgesel bir hafızasızlaştırma eylemiyle taçlandırmaya çalışmıştı. Bugün kurtarılan Palmira’dan arta kalanlar hafızanın ucuz kurtulduğu badireyi ve bu örgütün kendi Orta Çağı’nda kurduğu cariye pazarlarını hatırlatacak bundan böyle.

Bir zamanlar süren gündelik hayattan kalan izlerin, çekilen acıların ve direnişlerin nakşedildiği duvarların yerle yeksan olduğu Sur’da ise  tarihsizleştirme operasyonunun ihale edildiği TOKİ, yakıp yıktığı geçmişin enkazından derme çatma bir gelecek kurmaya hazırlanıyor.

Fakat karanlık Swastika Geceleri’nde bile, hafızasızlaşma sürecinden kurtarılmış elyazmaları ancak bir distopyanın konusu olabilmişti. Direnişler ve mücadelelerle alt edilen Hitler, geçmişe ve geleceğe ipotek koyamadı. Baron Haussmann da Paris’i yıkıp yeniden inşa etse bile komün günlerini unutturmayı başaramamıştı. Ezilenlerin tarih defterinin sayfaları, hafızasızlaştırmayı ve imitasyon bir geleceği kader olarak kabul etmeyerek meydan okuyanların resimleriyle dolu.   

*Swastika: Gamalı Haç

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...