12 Nisan 2015 05:14

‘Reis’ listesinden sıradan hikayeler!

Paylaş

“Her kadının fıtratında bir kocaya, bir erkeğe meftun olmak, onun kölesi olmak, ona ait olmak hissiyatı vardır… Kadının tabiatı ait olmaktır. Erkek kadına ait olmaz, sahip olur. Ben sahip olurum, sen ait olursun…”!
Bu sözler ‘cezai ehliyeti olmayan’ bir meczuba ait olsa şaşırırdık belki. Ama çoktan aştık o şaşırma çıtasını; ‘Yeni Türkiye’ cezai ehliyeti olmayan ‘akıllılar’ ülkesi artık! Bu ‘derin’ kelamlarla kadın-erkek ilişkilerine dair ‘mutluluk reçetesi’ veren Uğur Işılak da ‘Yeni Türkiye’nin tescilli ‘akıllılarından’ biri sadece. Hikâyesi var… “Ölürüm Türkiye”ci cıbıldak ülkücülükten iktidarın şefkatli kollarına atlamış, devletin bereketli arazisinde müreffeh olmuş, şimdi de AKP’nin İstanbul listesinden Meclis’e gün saymaktadır. Belki bir ‘kültür bakanı’, neden olmasın?! Ettiği bu ‘derin’ kelâmlarla ‘saraydaki reis kontenjanı’ndan olmanın boşuna olmadığını bir kez daha ispatlamış bu ‘kafa’nın, Tayyip AKP’sinin ‘ortalamasını’ yansıttığını kim inkâr edebilir? Onun kadınlara dair bu aşağılayıcı sözleri, bire bir ‘Reis’in fikri ve zikrini yansıtmıyor mu zaten? ‘Fıtrat’ budur! Kimse Uğur Işılak’ın AKP açısından bir ‘arıza’ olduğunu söylemesin; onun suratına bakın, ‘Başkanlık Türkiyesi’ni görebilirsiniz!
***
Savcı Sayan diye biri var yine, görmüşsünüzdür ekranlarda… Onun hikâyesi de çarpıcı! Zamanında “Baykal’ın kölesi olmaktan gurur duyuyorum” mealinde sözler edebilmiş biri. Şimdi İzmir’den AKP adayı… Sıralamadaki yeri pek umut vermese de sonradan girdiği ‘Yeni Türkiye’ yolunda epeyce yol katetmişe benziyor. Onda da ‘fıtrat’ tamam gibi. Hafife almayalım, bulunan ‘arazi’ böyle hafifliklerin para ettiği bir arazi ne de olsa. Çağrıldığı programda Mirgün Cabas’la kavga edip kendisini kovdurtması da havayı iyi koklamasından… Bakın ne demiş: “Son 10 yılda Türkiye’deki icraatlarını, yaptıklarını gördüm. Güzel işler yapan Ak parti’de olmaktan onur ve gurur duyuyorum, buradan başka yere de gitmem…”!
“10 yıl önce” CHP’li değil miydin? “Pazara değil mezara kadar Baykal’cıyım” diyen kimdi?... gibisinden soruların bir hükmü yok artık. ‘Yeni Türkiye’nin ihtiyacı olan Savcı Sayan ahlakıdır ve o da asla ‘arıza’ değildir.
***
Ve Orhan Miroğlu… Işılak ve Sayan kadar şeffaf değil. Derin laflar eder, derin sularda yüzdüğünü söyler ama neylersin ki konum sığ, yüzülen ‘havuz’ sığ! Eğretiliği bundan. Her konuştuğunda deve kuşunu hatırlatması bu yüzden.
Listeye girdikten sonra, Türkiye Kürdistan’ı Sosyalist Partisi’nden AKP’ye uzayan ‘siyasal hikayesini’ yazmış o da:
“Geçmişim benim için çok kıymetli, bu kıymete halel gelmemesi için uğraştım durdum. Ve şimdi... Beni Mardin ilk sıraya yerleştiren AK Parti’ye şükran borçluyum… Zamanın ruhunun kıpırdattığı fırtınalardan kopup gelen bir dalga, beni aldı AK parti’ye savurdu, çok mutluyum…”
Bu sözlerin üzerine yorum yapmaya gerek yok herhalde. Estetik süslemelerini bir yana bırakırsak, onu savuran “dalga”nın da Savcı Sayan’ınkinden çok farklı olmadığını söyleyebiliriz ama bu tipolojiden daha özel beklentiler de var tabi. Kürt siyasetine karşı, “lideriniz anladı ama siz onu dinlemiyorsunuz” mealindeki tazyik, hâlâ bir ihtiyaç ve bunun militanlığı karşılığında vekil olmak da “şükran” duyulası bir şey demek. Mutlu mesut Miroğlu daha çok mutlu olur inşallah deyip, onun hikâyesini de ‘Yeni Türkiye’ci fıtrata’ havale edip geçelim…
Ama yine de çuvala sığmayan mızrakları anlaşılır kılma kadrosundan demagoglara ihtiyaç olduğunu hiç unutmayalım.
***
Miroğlu’dan çok daha usta bir diğeri, Başbakanlık başdanışmanlarından Mahçupyan mesela… Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın (ki kendisi medya işlerine bakardı) aday yapılmasını bakın nasıl ‘yumuşamanın göstergesi’ olarak izah etmiş: “Eğer kavga ortamının devam edeceğini düşünürseniz damadınızı o medyanın başında devam ettirirsiniz. Ama yumuşama öngörüyorsanız kavga adamlarını başka yerlerde kullanmaya başlarsınız”!
Bu nasıl bir yerçekimsizliktir demeyelim... İnsan ‘fıtratı’ bu ölçüde bir yalamalığı da tölâre edebiliyormuş diye şaşırmayalım... Damadını vekil ve de bakan yapacak birinin bu gayet şeffaf “indra gandi” işinden memleketin hayrına bir rüya kurgulayabilen böylesi bir akli-ahlaki kıvraklıktan hiç öyle mahcubiyet falan da beklemeyelim...
Bu ibretlik arsızlığa şapka çıkarıp, inanalım gitsin... Hadi gözümüz aydın; ‘Tayyip yumuşayacakmış! Artık yumuşakça dokunacakken bize, damatçık da dokunulmazlık yollarındaymış, varsın olsun!
Neymiş? Alim de olsan, sıradan insani haller bırakmıyormuş yakanı demek ki; allı pullu o entelektüel derinliklerinden dört başı mamur bir yalakalık fışkırabiliyormuş..
***
Bitirelim; bütün bu örnek hikâyelerden anladığımız, ‘Başkan baba’ fıtratının Türkiye’ye biçtiği siyaset elbisesidir. AKP listesinin hali pür melalidir. Bu pespayeliğe baktıktan sonra HDP listelerinden “armudun sapı, üzümün çöpü” türünden tartışmalar türetmek, hayatın bizi çağırdığı misyonu hiç anlamamaktır.
Mesele ‘liste’ meselesi değil. Hayatın çağrısına kulak verme, ‘Yeni Türkiye’nin köhnemiş barajını yıkma zamanıdır…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa