15 Mart 2015 05:00

Solun seçimi: Tevatür siyaseti mi, nesnel siyaset mi?

Paylaş

HDP ve ittifak güçlerinin barajı aşma siyaseti, dayandığı ‘gerçeklik’ ile karşısındaki ‘komploculuk’ arasında her geçen gün mecrasını daha da genişletiyor. Gerçeklik; AKP’nin tek parti, Tayyip Erdoğan’ın Başkanlık yürüyüşünün durdurulmasının, mevcut seçim denklemi içerisinde HDP’nin barajı geçmesi dışında bir başka yolunun mümkün olmadığıdır. AKP’den korku ve kaygıların da eklendiği bu gerçeklik, seçime giden Türkiye’nin siyasal nesnelliği olarak HDP alternatifini daha bir öne çıkarıyor. Daha önce söylediğimiz gibi, taktiğin ‘bulaşıcı gücü’ şaşırtıcı derecede karşılık buluyor, yayılıyor. Öyle görünüyor ki daha çok şaşırtacak!
Böylesi bir gerçekliğin karşısında durmaya çalışan komploculuğa gelince… Özeti şudur: “HDP ile AKP arasında gizli bir anlaşma var”! Çözüm sürecine dair kendi özgün mecrasında yürüyen görüşme ve açıklamalar dışında, hiç bir veri ve kanıta dayanmayan bu komplo teorisinin kısa süre içinde ‘evrim’ geçirdiği görülüyor. Şöyle ki; seçime parti olarak girileceği açıklandığında, “HDP özelikle baraj altında kalıp Meclis’i AKP’ye terk edecek” deniliyordu. Taktiğin sürecin nesnelliğiyle örtüşen niteliği giderek belirginleşip barajın aşılabileceğinin verileri ortaya çıktıkça, ‘teori’ de revize edildi: “Evet, HDP Meclis’e girecekti ama AKP’yle Başkanlık için anlaşmıştı; kendi kafalarına göre Anayasa yapıp, al takke ver takke oynayacaklardı”!
“Çözüm sürecine dair gelişmeler ne olursa olsun Başkanlık konusunda AKP’yle asla uzlaşmayacağız, asla desteklemeyeceğiz…” şeklinde onlarca açıklama, taahhüt varken, ve buna dair HDP’nin bir ‘sözleşme’ imzalayacağı da belirtilirken, komplocu mahfiller durmuyor. Neden? Çünkü başka bir yol kalmamıştır, nesnel durumun basıncı altında tevatürden başka tutulacak dal kalmamıştır.
Ama bu tevatürcülük, (MHP dışında) kendilerini de büyük bir açmaza mahküm etmektedir. Örneğin ‘ana muhalefet’ CHP…  AKP’nin tek başına Anayasayı değiştirme gücünü elde etmesine karşıyken, HDP’yi baraj altında bırakma hedefli “gizli anlaşma” söylemlerine neden hız verir? CHP’nin alacağı oy ortadayken, bu ikisi nasıl bağdaşır? CHP’yi bu açmaza sürükleyen, kendisinin yapamadığını HDP’nin yapma olasılığı ve bugüne kadar dayandığı kesimlerde baş gösteren çözülme alametleridir. Başta Aleviler olmak üzere, CHP’nin çantasında keklik olmaya rıza göstermeyeceğinin işaretlerini veren epeyce bir “doğal taban” unsuru var artık. Böyle olunca da, AKP’yi nasıl indiririz hesapları, ‘kendi tabanımı nasıl tutarım’a dönüşebiliyor. Bu, AKP’nin işine yarıyor elbette. Dikkat edin, CHP ve bazı solculardan MHP’ye kadar, üzerinde tepinilen “gizli anlaşma var” iddialarına dair bugüne kadar AKP’den tek bir yalanlama gelmemiştir. Çünkü HDP’nin baraj altında kalmasından en çok kendisi yararlanacaktır. CHP’nin kendi oyunu koruması, hatta üç beş puan arttırmasının AKP nezdinde sinek vızıldaması kadar etkisi yoktur. Onun uykularını kaçıran HDP’nin barajı aşmasıdır. CHP yönetiminin olmasa da CHP’lilerin ve CHP aydınlarının giderek daha çok farkına vardıkları bu gerçek, komploculuğun da önleyemediği gelişmelere yol açıyor. “Nasılsa baraj aşılmayacak, oyları bölmeyelim” salatası öyle kolayca yenilmiyor artık. Bu ilktir, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başlayan ve Haziran sonrasında daha da şekillenecek, ‘siyasal düzlem’ değişiminin bugünden alametidir.
Sözkonusu değişimin bir ayağı AKP’nin gerileyeceğidir. Sorun, bunun nasıl gerçekleşeceğidir. Kendi içinden etkenler de dahil, egemenlerin kurduğu-kuracağı siyasal denklemler sonucu mu, yoksa demokrasi güçlerinin ön ayak olduğu bir seçenek sonucu mu? Önemli bir sorudur. ‘Sol güçler’ açısından çok daha önemlidir. İşte HDP’nin barajı geçmesi, ‘sol’un kendi sınırlı gücüyle çok büyük bir demokratik hamleye ortak olması anlamına gelecek, somut bir başarı olacaktır. Sonucunu bizzat deneyimleyeceğimiz bir başarı…
Sonu gelmez soyutlamalarla değil, somut, sonucunu bizzat görüp yaşayacağımız bu başarıya giden ‘eylemin’ bileşeni olma eğilimi giderek güçleniyor işte. Komplocu kuşkular pek para etmiyor. ‘Sol’ da kendi gücünün ötesinde bir siyasal özgülağırlık kazandığını fark ediyor. Halkevleri’nin, bazı eski Dev-Yol önderlerinin açıklamaları önemlidir. Yine, ‘ortadan’ tutumuyla seçime dair bir ‘hareket’ olmaktan çıktığını belirttiğimiz BHH’nin yürütmesindeki Can Atalay’ın HDP’ye destek çağrısı da çarpıcıdır. Çıktığı Hayat TV ekranında, “Başkanlık rejimi meselesi de abartılmamalı” diyerek aklınca HDP’nin güçlü argümanını etkisizleştirmeye çalışan ve sözü “bize güvenerek mi seçime parti olarak girdiler?” gibi bir ‘düzeye’ vardırabilen BHH yürütmesindeki bir başkasının yansıttığı ‘fren’ eğilimi de bağlayıcı olmaya yetmeyecek. Estetize edilmiş koftiden sözler, tumturaklı söylemler, kibirli raconlar değil; AKP’yi darbelemenin seçimlerdeki tek yolu durumundaki barajı geçmenin fikri, zikri ve vicdani gücü belirleyici olacak. BHH dahil, bütünlükleri de bölünmeleri de… 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa