28 Aralık 2014 04:54

Zaman çok daha hızlı artık!

Paylaş

Üzerinden tam üç yıl geçti bugün…

TC’nin tarihine eklenmiş bir kara sayfa…

2011’den 2012’ye, taammüden işlenmiş bu devlet cinayetiyle girmişti Türkiye. Üç yıldönümü geçtik, Roboski’nin ağır suçu ve iflah olmaz laneti kıskançlıkla sahiplenilirken böyle, biz de hep aynı şeyi tekrarlayacağız:

Hükümet ve devlet, bu lanetle yaşama kararlılığını 2015’e de devretmiştir!

“Aman laf etmeyin, çözüyoruz işte” diye sağa sola ‘çözümcü’ havaları atan Hükümetin, bugüne kadar, böylesi ayan beyan bir katliamı aydınlatacak tek söz etmemesinin başka izahı olamaz zaten. Devlet Bahçeli’nin Roboski’ye dair o gün ettiği şu sözler, devlet yetkililerinin aklına ve ruhuna da tercümandır: “Devlet Uludere’de devlet olmanın gereğini yapmıştır.” !

Evet, Türkiye’de devlet olmanın gereği böyle oluyordu. Roboski katliamı da devlet politikasının Kürtlere dönük ‘bakiyesi’ oldu. Geçmişten bugüne devreden bir zulüm ve inkâr bakiyesi…
Bu bakiye 2014’te yeni boyutlar kazandı, Kobanê’yle…

Hatırlayalım, 2012’ye nasıl ki ‘Roboski yılı’ demiştik; 2014 de Kobanê yılı oldu. Roboski’deki gibi, toplumsallaşan bir tepkiye konu oldu Kobanê… AKP’ye oy vermişler de dahil olmak üzere, bütün Kürtleri kapsadı. Kürtlerin toplumsal reaksiyonuna ivme kattı ve kopuşlarında bir dönüm oldu Kobanê, tıpkı Roboski gibi. Sonuçlarını göreceğiz daha…

Devletin Roboski hali, 2014’te Kobanê’deki IŞİD barbarlığının bir numaralı destekçiliğiyle sürdü. Çözüm sürecine dair retorik bu ‘hal’in imaj diplomasisi olabildi sadece, ki öyle bile olamadı, 6-8 Ekim’de yaşananlar ortada…

Roboski’de savaş uçaklarıyla paramparça edilen çocukların hatırası, Kobanê’deki IŞİD vahşeti altında kuşatılmış, vurulmuş, sürülmüş bir halkın dramına karıştı.

Roboski’ye ölüm yağdıran canavarların ‘teşekkür’le onore edilmelerindeki pişkinlik ve hoyratlık, “Kobanê, düştüüü düşecekk” hayalindeki iştah ve gözü karalıkla pekişti. Kötülüğün ve düşmanlığın simgesi olarak tarihe kaydedilmiş bu sözlerin IŞİD’e teşekkürü de içermediğini kim söyleyebilir ki?
Roboski’den Kobanê’ye; Kürde düşmanlıkta milim oynama yoktur. ‘Kimya’ korunmaktadır.
Ama ‘kırılma’ da derinleşmektedir. Roboski büyük bir kırılmaydı. Kobanê, onun bin katı daha büyük bir kırılma. Görüşmeler, çatışmasızlık, ‘müzakere süreci’, … Dipte derinleşen bu ‘kırılma’ enerjisini yatıştıracak, onun yerine ikame olunabilecek kadar sahici olacak mıdır?

Gerçek siyaset hangi alanda vücut bulacaktır? Kobanê’yle, Rojava’yla, Şengal’le bir başka düzeyde ipuçlarını veren Kürdistan tahayyülünde mi; onu bir kaşık suda boğmaya hazır bir devlet ve Hükümet aklının razı olabileceği çok güdük ‘çözüm’ aralığında mı?

Bu ‘aralığın’, Kürtlerin çözümündeki ‘özerk yaşam’ı içermesi mümkün olabilecek mi?
Aradaki büyük mesafe çözüm diplomasisiyle giderilmeyecek kadar somut ve gerçek değil midir?
Tarafları belki bir süreliğine yakınlaştırabilecek ‘ara-çözümler’, siyasal süreci olduğu noktada dondurmaya yetecek midir?

Bu örgütlülük ve ulusal özgürlük bilinci düzeyiyle Kürt dinamizmi, ara çözümlerde çakılıp kalacak mıdır? Nereye evrilecektir?...

Sorular çok…

Ve bu soruların yanıt bulması öyle çok uzun süreler gerektirmeyecek gibi…

Malûm, Ortadoğu’da zaman hızlı akıyor.

Hele Kürt meselesi ve Kürdistan bağlamlı olunca, çok daha hızlı…

Önceleri, ‘uzun yıllar alır’ dediğimiz birçok şey, bugün çok daha kısa zamanların konusu artık.

Çelişkiler çok daha keskin, mücadele  birikimi daha yoğunlaşmış çünkü…

Siyasal mücadelenin keskinleşmiş ve yoğunlaşmış seyri, kimseye ‘düşünmek’ için öyle uzun zaman bırakacak esneklikte değil…  

Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalı…

Her geçen yıl biraz daha hızlı akacak yani..

2015 de…

 

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa