14 Aralık 2014 05:00

'Nerden baksan ahmakça' gidiş, gitmiyor artık!

Paylaş

Her gün yeniden görüyoruz; AKP iktidarı, ‘sorunlu’ alanlara dair devletin o geleneksel inkârlarını ‘revize’ ederek yeniden üretiyor. ‘Yeni Türkiye’ dedikleri de bu ‘yeni inkâr’ çağı oluyor yani! Eskisi gibi “hâşâ yoktur” diye başlanmıyor söze, ama bu, gerçeği kabul etmek anlamına gelmiyor kesinlikle. Tartıştırıyor ve o tartışmayı kendi tanımlarına doğru yönlendiriyor. Tanımış gibi yapıyor, ‘tanımlayarak tanımaya’ dönük tartışmayı ‘çözüm’ diye sunuyor, “işte çözüyorum” diyor.
Çok örneği var; “Kürtçe vardır ama medeniyet dili değildir, eğitimi olmaz…” gibi… Ya da “Cami avlusunda Cemevi” mesela. ‘Yeni inkâr’ın Alevilere dönük yüzünün şifresi de buydu. ‘Fırsat’ sunuluyordu Aleviye; camiye yakınlaştıkça, onun avlusunda yer aldıkça tanınmış olacaksın!
Bu asla çözümcü olmayan ve sorunları idare etme amaçlı ‘tanımlayarak tanımak’ diplomasisinin sınıra dayandığı günlerdeyiz artık. Cilalı liberalizm döneminden yadigâr kalan O. Çalışlar-O. Miroğlu türü kırıntı zevattan başka kimse yutmuyor artık. (Alev Alatlı ve Yavuz Bingöl mü? Onlar zurnanın zırt dediği makam kıvamında; görüldüğü üzere, fikri-zikri bir sefalete ‘tüy dikme’ dışında bir anlamları yok.)
Dersim tartışması örneğin. Büyük gürültüyle pazarlanan Başbakanın son Dersim ziyaretinden ne çıktı? Dillerinden düşürmedikleri ‘Dersim’ isminin resmileştirilmesi beklentisi bile yanıtsız kaldı. Dersimlilere, ‘ziyaret’ yollarınız yapılacak müjdesi verildi sadece! AKP’nin yolu böyle işte; yol yapmak! Baş-başbakan Tayyip de sofrasına oturttuğu her devrin iktidar yakını İzzettin Doğan’la bu ‘yol’lu kafa bulmamış mıydı zaten: “Alevilerin özel sorunları var diyorsunuz da; biz o kadar yol yaptık, Aleviler de aynı yollardan yararlanmıyor mu yani”!..
Şimdi bu ‘yol müteahhiti’ kafasının öyle kolay kolay ‘hak’ odaklı çözüm modunda çalışacağını kim söyleyebilir ki. Son Dersim tartışmasından murad edilen de farklıydı aslında. Çok değinilmedi çünkü. Kobanê meselesinde iyice kopulan Kürtlerin, CHP şahsında ‘seküler güçler’le yakınlaşmasını önlemek için başlatılmıştı bu tartışma. CHP’nin boynu bükük ya bu konuda, Dersim katliamına sahip çıkacak ve Kürt siyasetiyle karşı karşıya gelecek. AKP, “Ey Kürtler, bakın CHP Dersim’den bile özür dileyemiyor, aman uzak durun” diyecek; Kürtler de AKP’yle yaşadıkları tartışmayı bir tarafa bırakıp CHP’yle tartışmaya dalacaklardı… Böyle kurgulanmıştı ama pek istedikleri gibi gittiği söylenemez. Dediğimiz gibi, kimse yemiyor, (üç beş kökten devletçisi dışında) CHP bile!
Bu ‘derin’ amacın dışında değişen bir şey mi olmuş? Hükümet Dersim’den özür mü dilemiş? Milli Eğitim müfredatına girsin bakalım bu özür. İşlenen devlet suçu öğretilsin çocuklara. Olmaz değil mi? Ya da “zamanla o da olur efendim, aceleye mahal yok”! Alevilerin talepleri de öyle. Acele etmeyelim, hele bir kanaat önderlerini beşyüzüncü kez toplayalım da konuşalım bakalım!.. Kürtçe eğitim mi? Acele etmeyelim, toplumun hassasiyetlerini, devlet bürokrasisinin özgünlüklerini hesaba katmadan, öyle hemen  ‘isteriz’ demeyelim!
Tamam, acele etmeyelim de, bazı işler çok aceleye getirilebiliyor ama. Bizim hassasiyetlerimiz de hiç sorulmuyor. Amerika’nın Müslümanlarca keşfedildiğine dair o muhteşem tarihi gerçek mesela. ‘Yeni Türkiye’nin kurucu lideri bunu insanlığın dikkatine sunarken, “YÖK’e ve Milli Eğitim Bakanlığı’na talimatı verdim, bu tarihi gerçek müfredata girecektir” diyor yekten. Osmanlıca da öyle değil mi? “Öğrenilecektir, öğ-re-ti-le-cek-tir”, o kadar! 20 milyon Kürdün dili “hele PKK silah bıraksın da…” frenine bağlanırken, “Hanedanın dili neden zorunlu olsun ki” diye sormayalım, Allah muhafaza, dil düşmanı ve de darbeci olur çıkarız!
Kabul, Kürtlerin silahı var, peki silahlı olmadıkları halde Alevilerin talepleri neden karşılanmıyor sorusu mu aklınızı tırmaladı? Dedik ya, acele etmeyelim, Aleviler Sünnileşecek, böylece Alevi sorunu da çözülmüş olacak!..
Ya “Çözüm süreci”?
Hadi şu sokakları bi boşaltın beyler, siyaseten sadece parlamento parantezine sıkışın ki muhalefetsiz, itirazsız bir ‘kamu düzeni’ içinde çözümü arayalım!..  
Hepsinden vazgeçtik bari şu seçim barajını…?
O kolay, hayırlısıyla şu seçimi ‘Başkanlık’ postuna oturacak bir neticeyle atlatalım da… Şimdiden 12 Eylül darbesinin barajını istemeyiz deyip ‘darbecilik’ yapmanın alemi yok yani!..
AKP’nin çözüm diplomasisi böyle sürüp gidiyor diyeceğiz ama gitmiyor işte!
Nerden baksan tutarsız ve ahmakça bu gidiş, gitmiyor, gidemiyor artık…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa