15 Kasım 2014 10:00

İş güvenliği paketi, hükümetin dağa fare doğurtmasıdır

Paylaş

Başbakan, iş sağlığı-iş güvenliği paketini açıkladı. Pakette neler var diye baktığımızda insan gerçekten şaşırmadan yapamıyor. Paketin yeni diye sunulan maddelerinin bir kısmı zaten yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı İş Güvenliği Yasası’nda var.
Pakete göre, çok tehlikeli işlerde çalışan 2.7 milyon çalışana mesleki yeterlilik şartı getirilecekmiş. Yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı İş Güvenliği Yasası’nın 17. maddesinin 3. fıkrası “Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz” denilmiştir. Madde açık, bu eğitimi almamış olanların, bu eğitimi aldıklarını belgelemeden çok tehlikeli işlerde çalıştırılması zaten yasaktır.
Standartlara uygun kişisel koruyucu donanım sağlamayana idari para cezası gelmiş. Bırakın standartlara uygun koruyucu malzeme vermeyi, en son teknolojiye uygun önlem almayı işverene yükümlü kılan 6331 sayılı Yasa zaten var. Bu yasanın 26. ve devamı maddelerinde alınmayan her bir önlem için idari para cezaları belirlenmiş durumda.
Meslek liselerine zorunlu iş sağlığı-iş güvenliği dersi konulacakmış. Hükümet galiba farkında değil, bu ülkede iş sağlığı-iş güvenliği meslek yüksek okulları var. Mezunları iş bulamıyor.
Pakete göre yapı denetim firmalarına iş güvenliği ve sağlığı sorumluluğu getirilecekmiş. Bu firmalar OSGB’den farklı çalışmamaktadırlar. Denetimleri kağıt üzerindedir. İşçi sağlığı-iş güvenliği denetimleri de farklı olmayacaktır.
İş kazası olmayan işyerleri özendirilecekmiş. Uygulamada zaten çok büyük organ kaybı olmayan, ölümle sonuçlanmayan iş kazalarının birçoğu bildirilmeyerek, hastalıkmış gibi gösterilerek örtbas edilmektedir. Bu düzenlemeyle birlikte artık kayda girmemek için işverenlerin grip, ev yaralanması gibi gösterdiği iş kazalarında patlama yaşanacak.
Rödovans süreleri 15 yıl olarak belirlenmiş. Sorun, rödovans sisteminin kendisindedir. Rödovans çok özet olarak devletin sahibi olduğu madenleri özel sektöre devredip, özel sektörün “kâr hırsından” yararlanarak ucuz üretim yaptırmasıdır. Üstelik pakete göre teknoloji yatırımı yapmayan özel sektör işyerlerine teknoloji yatırımını devlet yapıp fatura edecekmiş. Madem rödovans sorunlu, madem özel sektör bir kez alınca başka bir özel sektör işletmesine rödovans yoluyla devredemeyecek o halde rödovans sisteminde ısrar etmenin anlamı ne? Kaldırın rödovansı, devlet olarak siz işletin.
Başbakanın açıklamış olduğu pakette yer alan düzenlemeleri tek tek değerlendirmek bu yazının kapsamını aşıyor. Ancak hemen belirtelim ki, pakette yeni diye alkışlanacak, anlamlı, uygulanabilir bir değişiklik ne yazık ki yok.
Ayrıca pakette düşünülen önlemleri işverenin alıp almadığını denetleyecek mekanizmalara ve bu denetime bağlı etkili yaptırımlara da yer verilmemiştir. Hükümet, açıkladığı pakette, işvereni, işçi sağlığı-iş güvenliği önlemlerini eksiksiz almak zorunda bırakacak bir düzenleme yapmamıştır.
Zaten yasayla düzenlenmiş bir dizi konuyu yeni bir düzenleme gibi sunmak yerine var olan yasayı uygulamak aklın ve mantığın gereğidir. Yasanın uygulamasına odaklanmak gerekirken var olan düzenlemeyi yeni diye sunmak, hükümetin niyetinin “çözüyorum” oyunu oynadığının net göstergesidir.
Yasalar kağıt üzerinde kalıyor, yasaların korumaya çalıştığı işçiler bu yasal haklarını kullandıkları için bedel ödemek zorunda kalıyorlarsa o yasal düzenlemenin çok da anlamı yok.
Hükümetin açıkladığı iş güvenliği paketi bilerek ve isteyerek dağın fare doğurmasıdır. Sorun hükümetin işveren otoritesini sınırlandıracak güvenceli bir çalışma yaşamının var edilmesinden ısrarla kaçınmasından kaynaklanmaktadır.
Hükümet de işveren otoritesini, sadece yasal değişikliklerle, işverenleri kâr hırsına kapılmakla suçlayarak sınırlandıramayacağını bilmektedir. Ayrıca hükümet, işveren otoritesinin ancak işçilere özgür toplu pazarlıklı sendika hakkının verilmesiyle sınırlandırılabileceğini de bilmektedir. İş güvenliğini denetleyecek en etkili yollardan biri, sendikalı çalışanın kendi çalışma koşullarını sendikası aracılığıyla denetleme hakkıdır.
Hükümet buna karşın özgür sendikacılık doğrultusunda adım atmak istememektedir. Çünkü hükümet, ucuz işçilik üzerinden rekabet etmek, kayıt dışı üzerinden sermaye birikimi yaratmak, taşeron sistemi üzerinden kaynak aktarabilmek için “makbul sendikalara” mahkum olmuş güvencesiz bir işçi kitlesinin gerekli olduğunu bilmektedir. Hükümet bunları bilmesine karşın, işin esasını çözmek istemediği için sorunun etrafından dolaşmakta, bildiklerini bilmezden gelmeyi tercih edip, bizi kağıt üzerinde kalmaya mahkum önlemler paketiyle oyalamayı politika yapmak olarak görmektedir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa