12 Ekim 2014 00:15

Sahi siz kimin sorununu çözeceksiniz?!

Paylaş

En sonunda söyleyeceğimizi başta söyleyelim; çok nettir, bugün Suriye odaklı siyasal coğrafyada en geniş çaplı savaşı TC Hükümeti istiyor. Kobanê’deki savaşın bir an önce Rojava’nın diğer kantonlarına ve oradan da Suriye merkezine yayılması konusunda IŞİD’den daha iştahlı olduğundan emin olabilirsiniz. “Kobanê düştü düşecek” sözü, bu iştahlı stratejinin en özlü itirafıdır. Tam da ‘özel savaş’ pozisyonunun şifresidir ve “çözüm süreci bitti bitecek”in de kabulüdür!
Kobanê’nin, düşerse eğer, sadece Kürtlerin üzerine düşmeyeceğini bilmezler mi? Kurt gibi bilirler ve buna hazırlıklı oldukları, en son ortalığa saldıkları ‘özel harpçi’ çetelerden de belli olmuyor mu? Kobanê ve Rojava’nın düş(ürül)mesi, o çok üzerinde titriyor göründükleri ‘çözüm süreci’ni, en azından bir süreliğine, askıya almaya değer bir ‘kazanım’ olacaktır çünkü.
“IŞİD’le PKK eşdeğerdedir” söylemiyle, bütün dünyayı Kobanê’nin nasıl da sahip çıkılmaz olduğuna ikna etmeye çalışmaları, içerde de savaşa koşabilecek bir gözü dönmüşlükten başka nedir ki? Yine, Beşir Atalay’ın “Kobanê’de PYD militanları dışında kimse kalmadı” sözleri de öylesine bir saptama değil, ünlü ‘Sri Lanka yöntemi’ni de çağrıştıran özellikle yapılmış bir vurgudur. “Artık kimsenin ‘sivillerin kaybı’ gibi bir kaygısı olmasın, kimse karışmasın, bundan sonrası gönül rahatlığıyla IŞİD’e bırakılabilir”  mealinde, özellikle BM temsilcisinden gelen “sivil katliamı olabilir, Türkiye koridor açmalıdır” uyarısına verilmiş bu yanıt, tercihin çok net olduğunu bir kez daha göstermektedir: Kobanê düşürülmelidir! Bundan vazgeçilmeyecektir.  
Aynı savaşçı histeri, Kobanê’nin sadece Kobanê olmadığını gösteren ve yüzbinlerce insanı sokaklara döken serhıldan dalgası karşısında da görüldü. Üç yıldır hiç durmadan “Suriye bizim iç meselemizdir” diyenler, birden “Kobanê’nin ‘süreç’le ne ilgisi var?” ikiyüzlülüğüne sarıldılar. Sonra da o bilindik ‘özel harpçi’ yöntemlere… Ellerinde palalar, pompalılar, dillerinde tekbirlerle “Özde vatandaşlar” inlerinden çıkarıldılar. Ve yine hep yaptıkları gibi, gerçekliği tersinden okutacak ‘özel harpçi’ algı operasyonları: Bakın işte, bu “vandalizm”den ibarettir!
IŞİD’in niteliklerinden ve AKP ile ‘zımni’ ortaklığından dolayı, Kürtlerin Kobanê tepkisinin,  ‘Batı’da da sahiplenilmesine elverişli bir zemin vardı. Kürtlerin de içinde bulunduğu çok daha genişlemiş bir ‘Gezi’nin ürkütücü hayaliyle yüklendi Hükümet. Onlarca insan katledildi, polislerin yanında silahlarıyla gösteri yapanlar “bizim çocuklar” muamelesiyle hoşgörüldü, teşvik edildi ama üç beş örnek gözlere sokularak “Vandalizm” edebiyatına abanıldı. Eylemler, siyasal temellerinden soyutlanarak ‘kriminal suç’ parantezinde sunuldu. En azından ‘Batı’da’ bir ölçüde başarılı da olundu. Sosyal medyada, profilinde yanmış belediye otobüsü önünde çekilmiş ‘Gezi’ fotoları olanlar bile, “otobüs yakmakla Kobanê’nin ne ilgisi var?” diye sorabildi! Burada ‘özel’ manipülasyonlarla yaratılan bir algıdan bahsediyoruz, yoksa otobüs yakmanın yanlış olduğunu başta Kürt siyasetine yön verenler söyledi zaten. Kobanê’nin çağrıştırdıklarını çarpıtan bir ‘mühendislik’tir söz konusu ettiğimiz: Kobanê eşittir Atatürk büstü düşmanlığı! Kobanê’yi sahiplenmek eşittir Türk bayrağı düşmanlığı! vb…
Kobanê’nin temsil ettiği ve ‘Batı’ kamuoyunda bir etkileşim, sahiplenme yaratabilecek değerler (laik, özgür bir yaşam, kadının ileri rolü, kimsenin kuklası olmamak, vb…), tam bir ‘psikolojik harp’ tekniğiyle ötelenip, karartıldı, Kürde en uzak insanlarda bile oluşmaya başlamış “mazlum Kobanê” algısı, tersine çevrilmeye çalışıldı.
Evet, tam bir ‘özel harpçi’ ikiyüzlülüğüyle karşı karşıyayız:
Bir yandan; içerde sürdürülen ‘süreç’i bitirebileceği biline biline, Kobanê ve Rojava’nın bir an önce düşürülmesine yönelik, IŞİD’e gizli-açık destek pozisyonu.
Bir yandan da Kobanê için ayağa kalkan Kürt halkını kastederek, “Çözüm sürecini vandalizme kurban vermeyiz” diyen sözüm ona ‘çözüm’ duyarlılığı! Kobanê direnişi ve bu direnişi sahiplenen milyonlarca Kürt ‘çözüm karşıtı vandallar’ oluyor öyle mi!?
Sevsinler sizin çözümseverliğinizi!
Sizin çözümünüz kimin sorununu çözecek peki?
KCK şöyle, PKK böyle, HDP öyle, PYD terörist, Kürt gençleri vandal…
Sahi siz kimin sorununu çözmeye çalışıyorsunuz?
Aman lütfen ses etmeyin; Kobanê-Rojava IŞİD’in olsun, silahlarınızı da bırakın, anadilde eğitim de, özerklik de istemeyin… Allah muhafaza, ‘çözüm süreci’ soğuyabilir, üşüyebilir!
Bu nasıl bir çözüm soyutlamasıdır böyle.
Evet, sorununuzu çözeceğim dediğiniz Kürtler kim?
Uzayda mı yaşıyorlar, bir yerlerde mi saklıyorsunuz onları?!
Galip Ensarioğlu, Orhan Miroğlu, Muhsin Kızılkaya, Ümit Fırat mı yoksa?
Ama onların sorunlarını yeterince çözmediniz mi daha!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa