22 Haziran 2014 00:22

Şimdi 'tatava' zamanı

Paylaş

Devlet Bahçeli’nin sihirli üçgenleriyle startı verilen “çatı” mühendisliğinin adayını açıklamak da Kılıçdaroğlu’na düştü. Evet, telaffuzu zor bir isim oldu belki ama CHP liderinin onu tercih etme gerekçelerini idrak etmek de pek kolay değil! Enteresan adam; “Ekmelettin Bey, bilgili, görgülü, oturup kalkmasını bilen biri” diyor. Oğluna gelin arayan Pakize teyze misali, “hal ve gidiş” dersinden karne notlarını vermediği kaldı.
Bahsedilenin neyin “bilgi ve görgü”sü olduğunu adaya bakıp kolayca anlıyoruz elbette. Başka bir şeyi de anlıyoruz ama; emek, barış, özgürlükler bahsinde herhangi bir “bilgi, görgü” kırıntısıyla karşı karşıya olmadığımızı…
Yarıştırılmaya sokulan “bilgi, görgü”, Tayyip’i “birinci” yapan o dünyanın sağ-muhafazakâr kriterlerinden hareketle pazara sokuluyor. Milliyetçi, muhafazakâr, mütedeyyin piyasayı, “biz de sizdeniz işte” sırnaşıklığıyla tavlamaya çalışan bir çaresizlik bu.
Sadece bu da değil, en azından siyasal algılama ve çözüm sunma anlamında, bir aynılaşmanın da ifadesi olan ‘Ekmellettin’ tercihi, bir yön tayinidir aslında… Yani AKP’den kurtuluş yolunun yine sağ-İslami-muhafazakâr bir profilden geçtiğinin kabulüdür. “Laik-sosyal demokrat” CHP, dindar-muhafazakâr hegemonyaya pek  ‘kapsayıcı’ bir dindar-muhafazakâr eklemede bulunmuş, eklemlenmiştir. Buradan bir kurtuluş çıkar mı? AKP iktidarının hayat bulduğu ideolojik-zihin dünyasının hegemonyasına teslim olup başka bir çıkış üretemeyenlerin, ondan kurtulmaları mümkün mü? Kaldı ki, AKP gitse bile, onunla örtüşen bir hegemonyaya teslim olunarak AKP’nin takiyyecisi olunabilir ancak. Türkiye’nin sağ-muhafazakârlık dışında bir çıkışının olmayacağına dair teslimiyetten yine sağ-muhafazakâr paranteze sıkışıp kalmak çıkar, ki bugün CHP’nin içine düştüğü durum budur.
CHP’den az çok sosyal demokrat bir sol bile çıkmayacağına dair yeni bir veridir bu yaşanan. Böyle bir beklenti içinde olanların yanlış hesap yaptıklarını bizzat CHP kanıtlamaktadır. Yerel seçimlerde de bunu görmüştük, şimdi de Cumhurbaşkanlığı seçiminde görüyoruz. CHP-MHP- Cemaat ittifakı sürmektedir ve bir ‘kaza’ya uğramazsa genel seçimlerde de sürecektir. Bazı solcuların, “hadi CHP, n’olur biraz solculaş lütfen, sağcılaşman sana da bize de yaramıyor”  duasına çıkmaları, aslında “bizden bir şey çıkmaz, CHP solculaşırsa biz de nefes alırız” çaresizliğinin ifadesiydi. Yerel seçimlerde Mansur Yavaş’lı, Sarıgül’lü CHP’ye dolgu olmak da bunun sonucuydu.
Ama en koyu çaresizliğin bile bir dip noktası vardır. Dileriz ki bu noktaya varılmış olur da Ekmelettin’li maniplasyona eklemlenilmez! Alevi Federasyonu’nun “bu isim bizim adayımız olamaz” açıklaması çok önemli bir başlangıç sayılmalıdır. CHP’nin demokratik hassasiyet taşıyan unsurlarına ve tabanına sirayet edebilme olasılığı olan bu eğilimle de ortaklaşan, kapsayıcı bir HDK-HDP seçeneğinin önemi çok daha büyümüştür şimdi.
Siyaset, alan açmak ya da boşlukları doldurmak pratiğidir biraz da. Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla AKP, CHP ve MHP aynı çizgi üzerinde dizilmişler ve ‘kendiliğinden’ bir boşluğu belirginleştirmişlerdir. Bu boşluk, yanıtı verilmediği sürece teoriktir. Kapsayıcı yanıtlar geliştirerek, siyaset alanı açarak bu boşluğa hamle yapmak lazım. Hayat, HDK-HDP ve dışında kalan sol çevreleri ve özellikle itirazcı bir pozisyonu şimdiden dillendiren Alevi örgütlenmelerini demokratik bir seçenek üretmeğe, kendini aşmaya, büyümeye çağırmaktadır. Bu sesi duymayanın kerameti kendinden menkul kalacaktır!
“Bu seçim meşruiyetini kaybetmiştir” türünden siyasetten kaçış savları da, “aman Tayyip Cumbaba olmasın” korkuluğunu bayrak edinmiş taciz siyaseti de, seçime doğru yeniden tedavüle sokulabilecek yeni “tatava yapma” kumpanyaları da… hepsi aynı kapıya çıkmaktadır: Ekmelettin’li denkleme eklemlenmek!
Tam da “tatava” yapma zamanı oysa…
Ekmelettin’e değil, demokratik seçeneğimize eklemlenelim...
Kendimizden taşalım, büyüyelim!..

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa