03 Kasım 2013 00:41

'Marjinal' kalma, İslamcı ol!

Paylaş

HDP tartışmalarının bir boyutu, daha önceden başlatılmış olan “Kürt hareketine yeni format” tartışmasına eklemlenerek sürüyor. Deniliyordu ki; Kürtlerin çoğu dindar-muhafazakardır, Kürt hareketine yön veren irade de bu ağırlıkta olmalıdır. Dolayısıyla, önderliği ile gövdesi arasındaki ‘asimetriyi’ gideren ‘yeni bir format’ gereklidir! İşte bu ‘yeni format’ tartışması, BDP’nin ‘sol’ yönelimli HDP’yle pozisyon alışı ve partinin kuruluşuyla birlikte, şu soruyla güncellendi: BDP neden solla birleşip kendisini marjinalize ediyor?
Kürtlerin içinden de yansıması olan bir soru bu elbette ama ağırlıklı olarak AKP’liler tarafından dillendirilmesi insanı şaşırtıyor doğrusu. Kürt hareketini (BDP’yi) ne çok seviyorlarmış meğer, ki onun daha da güçlenmesi için “aman ha marjinalleşmeyin” uyarısı yapıyorlar!?
HDP’nin “BDP’nin genişlemesi amacıyla” kurulmadığını, ‘solcular’dan ibaret kalmaması gerektiğine hayati bir önem atfettiğini bir yana; ‘marjinal sol’ eleştirisi, Kürtlere ‘dindar-muhafazakar’ müttefik önermenin şifresi oluyor aslında.
Peki kim bu ‘dindarlar’? HDP’yle yakın duran İhsan Eliaçık’ların kastedilmediği açık.
Rojava’da Kürtleri kesen cihadçılara tek laf etmeyenler mi?.. Cemaatçiler mi?.. HDP’deki LGBT bireyleri işaret ederek “BDP, Kürtlere sapıklığı öneriyor” diyen Hüda’cılar mı?.. AKP’ye iltihak eden Has Parti’nin sahipsiz kalan cenazesine öykünmeleri mi isteniyor yoksa Kürtlerden?.. Altını çizerek geçelim; Kürt hareketinin gelişiminin her aşamasında siyasal İslamla karşı karşıya gelmesi (90’larda Hizbullah’la ve bugün Rojava’da vb.) hiç de tesadüfi değildir, yapısaldır.
Gelelim ‘marjinal sol’ tanımına; verili niceliksel güç açısından isabetli olabilir. Ama, buraya abanmak, verili siyasal haritanın değişmezliğine dair yaklaşımdan da besleniyor. Statiktir. Siyasetin de, siyasal zeminlerin de dinamik olduğunu göz ardı etmektedir. Siyasal alanın ulusalcılık ile dincilik arasında ilelebet sıkışacağını zannedip, ‘yatırımını’ bu eksenlerden birine yapmak, bu dinamizmi anlamamaktır. Elinde Türk bayrağıyla Cumhuriyeti tavaf edenler bir uçtaki örnekken, madalyonun tersi de Kürtlere önerilmektedir işte.
Emek, barış ve demokrasi ile içselleşmiş ‘sol’ değerlere dönük bir perspektiftir geriye kalan. Bu anlamıyla ‘sol’a dönmek, dindar Kürtlerden uzaklaşmak da değildir. Sol, dindar emekçilerin, yoksulların geleceklerine dair söz sahibi olmayacak mıdır? Dindar kitleler ille de dini saiklerle mi politikaya ilgi göstereceklerdir? Böyle olmadığını bizzat Kürt hareketi göstermedi mi? Namazında niyazında milyonlarca Kürdün esas olarak ‘seküler’ Kürt hareketinin saflarında, siyasal İslam dışında bulunmasının bir anlamı olsa gerek. Orda özel bir durum var, ulusal kimlik mücadelesi dini kimliği öteledi, denilebilir. Doğrudur, ama aynı şey neden Batı’nın dindarları için bir başka mücadele alanı nedeniyle geçerli olmasın? Laikçilik-İslamcılık dışında bir başka siyasal eksen başat olamayacak mı yani!
Hayır, bu kader değil, dindar kitleler de sosyal-sınıfsal saiklerle politik pozisyonlar kazanabilecekler. Bu süreç giderek hızlanacak. İki nedenle: Birincisi, İslamcılığını ‘mağduriyet’le özdeşleştirmenin gerekçeleri tükenmiştir artık. İkincisi, 11 yıllık AKP iktidarının İslamcı cenah içerisinde yoğunlaştırdığı muazzam sermaye birikimiyle birlikte giderek daha çok derinleşen muazzam sınıfsal yarılma…
İndirgemeci değiliz, kısa vadede dindar kitlelerin solculaşacağını söylemiyoruz elbette. Ama bu kitlelerin, solcu partilere akın akın gelmeseler de, solun argümanlarına daha çok kulak vereceklerini ve sınıfsal argümanları kendiliğinden dillendirmeye başlayacaklarını söyleyebiliriz.
Tabii ki önemli bir kesimiyle muzdarip olduğu dogmatik sabitleriyle ‘sol’ kendisini ne kadar dinletebilir? Tartışılabilir. Ama süreç dinamiktir derken sol da bundan muaf değil elbette. HDP de, içindeki Kürt hareketiyle birlikte kendisini dinletebilir tarzlar kazanmada en avantajlı yapıdır. Yeter ki iki uçtan uzak durabilsin ve omurgasını koruyabilsin. İlki, dindarlarla ya da ‘ulusalcı’ kitlelerle buluşmak için ‘sol’ değerlerini inkâr etmemesi. Diğeri ise, emek, barış, demokrasi kimliğini korurken, genişlemek için dogmatik tarz ve biçimlerden uzaklaşıp yeni dil ve üslûplar edinebilmesi…
Evet, nokta değil de bir süreç analizi yapacaksak eğer, gelecek açısından vurguladığımız ‘sol’ değerler dışında başka da bir yolu yok, genişlemenin. Ve Kürtlere önerilen ise genişleme adına, entegre olmalarıdır. “Türkiyelileşme”nin yolu İslamcı muhafazakarlıktan geçiyor diyorlar! Çünkü geleceğini böyle görüyorlar ülkenin ve o İslamcı muhafazakar-liberal Türkiye’yle bütünleşmeyi salık veriyorlar şimdiden!
Oysa başka bir Türkiye ve başka bir Kürdistan mümkün!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa