08 Mayıs 2013 10:56

Çözüm süreci, Aleviler ve sol -2

Paylaş

Son yazımda, son günlerde epey tartışılan ve farklı tepkiler alan çözüm süreci, Aleviler ve sosyalist solu yazmak istediğimi yazmıştım. Gelinen noktada, kararlaşmalar uyarınca Kürt gerillalarının ‘sınır dışına’ çekilmesi aşaması başladı. ANF ’nin geçtiği habere göre “hazırlıklar tamam, olumsuzluklara rağmen geri çekilme başlayacak.” Umarım ve dilerim bu aşama Demokratik Türkiye’ye, Kürtlerin ve ötekileştirilen/yok sayılan kesimlerin kendi kaderini tayin hakkını garanti altına alacak bir ortama olanak sağlar.
‘Vatandaşımızın burnu kanamasın’ diye Taksim 1 Mayıs Meydanını emekçilere yasaklayan zihniyet ne yazık ki değişmediğini göstererek çok sayıda ‘vatandaşımızın’ yaralanmasına sebep oldu. Uygulanan orantısız şiddeti kınıyorum ve yaralanan emekçilere geçmiş olsun demek istiyorum. 4 Mayıs 2013, Dersim Katliamının 76. yılını işaret etmektedir. Bu katliamda katledilen tüm canları saygıyla anarken geçmişle yüzleşmeden yukarıda andığım ortamın sağlanamayacağını da vurgulamak isterim. 6 Mayıs denilince çok eskiden Xızır-İlyas (Hıdırellez veya Xıdırellez) akla gelirdi. 1972’den beri Xıdırellez’le birlikte ‘darağacında üç fidan’, yani Deniz, Hüseyin ve Yusuf akla geliyor. Egemen güçler gençlik önderlerini düzmece bir yargılama sonucu gençliklerinin baharında katlettiler. Asanları kimse hatırlamıyor ama Deniz, Hüseyin ve Yusuf onlarca çocuğumuzda ve gencimizde yaşıyor, yaşayacak.
“Aleviler tarih boyunca hep ezilenin, yoksulun ve mazlumun yanında oldular. Bu durum, Alevilerin sol ve devrimci mücadelede özveriyle çalışmalarına yol açtı. Aleviliği günümüze taşıyan temeller Ocaklar, Cemler ve Dedeler olmakla birlikte bu gerçekler Aleviler tarafından net şekilde anlaşılamadı. Devrimci mücadele içinde yer alan Aleviler Ocakları, Dedeleri ve Cemleri yanlış algıladılar, deyim yerindeyse hiç anlamadılar. Ateistim diyerek işin içinden sıyrılmaya, var olan sorunları ‘sosyalist devrimden’ sonraya ertelemeye çalıştılar. Bu yanlış algı ve yönelimler Dedelerin ve Ocakların saygınlığını azalttığı ve musahipliği zayıflattığı gibi Alevilerin yozlaşmasını ve asimilasyonunu hızlandırdı. Ayrıca 12 Eylül Darbesinden sonra solda yaşanan yenilmişlik duygusu Alevileri de olumsuz yönde etkilemiştir. CHP’ye, DP’ye, AP’ye, AKP’ye ve hatta MHP’ye oy vermekte sakınca görmeyen Alevilerin ÖDP, BDP, EDP, SDP vb. sol partilere neden uzak durduğu da ayrıca incelenmeye değer bir konudur. Devlet her zaman Alevi ve Kürt hareketinin bir araya gelmemesi için tüm gücünü kullanmıştır. Bu derin politika hâlâ yürürlüktedir. Örneğin, gençlik dönemimizde Kürt Meselesine sıcak bakmak bile ‘Kürtçülükle’ itham edilirdi ki bu epey aşağılayıcı ve suçlayıcı bir dildi. CHP’nin ilerisine geçmeyen bir ‘devrimci’, CHP’nin Kürt meselesine ve Kürtlere bakış açısını geçmeyen bir ‘sosyal demokrat’ olmamız istenirdi.” (Semah Dergisinin Mayıs-Haziran 2013 sayısındaki yazımdan.)
Kürt ve öteki düşmanlığı  üzerinden canlandırılan ulusalcılık bazı ‘sol’ kesimleri olduğu gibi bazı ‘Alevi’leri de etkilemiş durumdadır. Bu durumun gelecek açısından endişe verici olduğu açıktır. ABD ve müttefiklerinin derin planları gereğince Yakın ve Ortadoğu’da Ilımlı İslam Kuşağı oluşturulurken olası muhalifler de çeşitli yöntemlerle saf dışı edilmektedir. Son günlerde özellikle egemen zihniyete yakın kesimlerce çok sık telaffuz edilen ‘İslam Kardeşliği’ söylemi bu sebeple Alevileri kaygılandırmakta, yanlış kararların alınmasına ve gönüllü asimilasyonun hızlanmasına yol açmaktadır. Bu durumda Aleviler ulusalcılığa savrulmak yerine emek, barış ve özgürlük bloğuna yaklaşmak zorundadır bence. Akıllı olmak geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmaksa eğer; Alevilerin kurtuluşu ötekilerin, ezilenlerin ve yıllardır özveriyle mücadele ederek ağır bedeller ödeyen Kürtlerin kurtuluşuyla olası hale gelecektir. Bu konuyu irdelemeyi bir sonraki yazıda sürdüreceğim.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa