Müdahil miyim?


13 Mart 2011 12:50

Zamanın ruhu budur, diyemeyeceğimiz bir dönemden geçiyor sanki bütün dünya. Bir yanda halklar isyanda, haklarının peşinde, diğer yanda haklar alabildiğine gasp edilirken ve toz duman göz gözü görmezken acaba bu çağın gelecekte nasıl anılacağını öngörebilir miyiz?

Ergenekon’un tek bireysel müdahili olarak kabul edilmiştim. Sonra avukatların soru sormasını engellediler. Soruşturma sürecinde yaşanan hak ihlallerinden ziyadesiyle rahatsız olmuşken, üstüne kovuşturma ile ilgili kaygılarımız eklenmişti. Yeri yurdu belli insanların sabaha karşı basılan evleri, sonrasında cezaya dönüşen tutukluluk süreleri, yaşanan sağlık sorunları, hastalıklar, ölümler insan hakları mücadelesi yürütenlerin yabancısı olduğu durumlardan değildi elbette. Değildi ama hakikat arayışının bir parçası olabilecek, adalet duygusunu biraz olsun geliştirip belki bu topraklarda onarım sürecine katkısı olabilecek umudunu minicik de olsa içimize yerleştirebilecek bir davanın un ufak olup, dağılıp gidişini izlemek genç ve umut dolu avukat arkadaşlarımız da dâhil hepimizin kolunu kanadını kırmıştı sanki. Hücre cezaları, cezaevlerinin o sağlıksız, olumsuz koşulları, suları akmayan, ısıtılmayan “5 yıldızlı otel odaları” için az haykırmadık. Haykırmaya da devam ediyoruz.

At izinin it izine karıştığı günlerdeyiz artık. Sevgili Ahmet Şık’ın Ergenekoncu olduğu iddia edilince ben artık bu davanın müdahili olabilir miyim? Ne çok söyleşmişizdir, ne çok şey öğretmiştir bana yazdıkları ve nasıl dost bellemişimdir onu bir basın emekçisi olmasının ötesinde. O davada yargılanan ve bu topraklarda akan kanların sorumluluğunu taşıdığını düşündüklerim, yüzüme yastık kapatıp da tecavüz etme hayallerini taşıyanların yanına sevgili Ahmet Şık’ın adını ekleyip de o adı kirletmek, kendimi inanılmaz kirli hissettirdi bana. İstenen de bu olsa gerek. Hakikati aramaktan vazgeçelim. Bırakalım, aklansın asıl failler. Yok öyle yağma!

Bakmayın kolumuz kanadımız kırıldı, dediğime! Kolay kolay kırılmaz kanatlarımız. İnsan hakları mücadelesinde piştik hanidir hepimiz. Ne sevgili Ahmet Şık’ın o fotoğraflarda görünen vakur ve güzel gülüşünü silebilir bu yaşadıklarımız yüzünden, ne de bizim mücadele azmimiz tükenir, hakikatin peşinde koşmaktan vazgeçeriz.  Bizler gerçek faillerin de hakları için mücadele ederken çoğalırız.

Ben neye müdahil olduğumu çok iyi biliyorum. Dostlarımın, yoldaşlarımın da, bu topraklarda yaşanan bütün hak ihlallerine karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini ve her zaman hayata müdahil olmayı sürdüreceklerini de…
Bir küçük duyuru: Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor. Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında 100’ün üzerinde sanatçının katıldığı bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak. 9 Mart 2011’de saat 18.30’da açılacak sergi, 10 Mart-20 Nisan 2011 tarihleri arasında izlenebilir.

Depo: Lüleci Hendek Cad. No:12 Tophane 34425
İstanbul/Türkiye

evrensel.net
www.evrensel.net