01 Kasım 2014 16:43

Yaşasın at sinekleri

At uyumakta ısrarcı ancak uyuyan atın yürümesini sağlayacak at sinekleri henüz vazgeçmedi. Bugün Kobanê’de, Türkiye’de, Arap coğrafyasında, kuzeyde ve güneyde rahatsız etmeye devam ediyorlar

Yaşasın at sinekleri

Paylaş

Kocaeli'den bir öğrenci

Çünkü gülünç bir benzetmeye müsaade edin, beni öldürürseniz, hem büyük, hem cins ama büyüklüğünden dolayı ağır ve dürtülmek isteyen bir ata benzeyen devleti yerinden oynatmak için, Tanrının musallat ettiği benim gibi bir at sineğine kolay kolay bir halef (yerine) bulamazsınız, ben Tanrının, devletin başına musallat ettiği bir at sineğiyim, her gün her yerde sizi dürtüyor, kandırıyor, azarlıyorum; peşinizi bırakmıyorum.**
Socrates

”Ey Atinalılar, Adanalılar, Esenyurtlular...
Beni suçlayanların üzerinizdeki tesirini bilemiyorum fakat sözleri o kadar kandırıcıydı ki, ben kendi hesabıma onları dinlerken az daha kim olduğumu unutuyordum.” diyene kadar ya ırkçı bir güruh tarafından pompalı tüfek yahut kalasla öldürülür ya da çırılçıplak soyulup dövülürken ölü taklidi yaparak ölmekten kurtulurdu Socrates. Bizim dönemimizde yaşasaydı mahkemeye çıkmaya bile vakit bulamayabilirdi belki. Atina’da tanrıtanımaz, Adana’da terörist, Esenyurt’ta anarşik olurdu.

Yaşasaydı Kobanê direnişinin yanında mı saf alırdı bilemiyorum ancak toplumu rahatsız edeceği kesin… Büyük ihtimalle cüretkarların aslında hiçbir şey bilmediğini argümanlarıyla kanıtlarken kendisine yine onlarca düşman kazanacaktı.

TEK BİLDİĞİM HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM

Evet o Atina’da bir at sineği idi, toplumu rahatsız ederek yürümesini sağlıyordu. Buna emindi, o yüzden çıkarıldığı mahkemede ceza almamak için yalvaracağına ödül olarak ne istediğini sundu.

Önce zanaatkarlar, sonra şairler bir de politikacılar ona gıcık kapıyordu. Çünkü bildiği tek şey hiçbir şey bilmediği idi ancak ‘bilgiçler’ bunu da bilmiyordu. Bütün hayatını hiçbir şey bilmediğini kanıtlamak için geçirdi.

Doğrularından hiçbir zaman ödün vermedi, otuzların oligarşisinde bile adaletli bulmadığı emri yerine getirmedi. Ezilenlerin ve ezenlerin olduğu devlette yönetim kadrolarında adaleti getirmenin nafile olduğunu kavramıştı. Eğer ezenin zulmetme hakkına dokunursa hayatını kaybedeceğini biliyordu. Politikayı bıraktı. Kendini yine de mahkeme önünde buldu. Gençlerin aklını çeliyordu. Oysa anlattığı tek şey hiçbir şey bilmediği idi ve bir şey bildiğini zannedenlere sorularıyla pek de bilgili olmadıklarını göstermekti. Yani bir yol ortaya koymuyordu, yapılan yolların hasarını gösteriyordu. Onun işi buydu.

AT SİNEKLERİ HENÜZ VAZGEÇMEDİ

Kobanê’ye Türk ordusu neden girsin?
ABD, AB ve Türkiye neden IŞİD’i düşman olarak görsün?
Düşman olarak görüyorsa askerler ile IŞİD militanlarının koyu sohbeti nasıl sonuçlandı?
Yapılan hava saldırıları neden petrol kuyularını hedef alıyor?
ABD’nin silah göndermesinde, koridorun açılmasında kitlelerin tepkisinin rolü yok mu?

Belki benim basit sorularım onun diyalektik dehasının yanında biraz küt kalıyor. Ancak bu sorular bile burjuva medyanın ve onun iktidarının gözünde vatan hainliğinin tescili. Ufacık ‘at sinekleri’ bile uyumak isteyen atın zulmünden payına düşeni aldı. 30 küsürü hayatını kaybetti. At uyumakta ısrarcı ancak uyuyan atın yürümesini sağlayacak at sinekleri henüz vazgeçmedi. Bugün Kobanê’de, Türkiye’de, Arap coğrafyasında, kuzeyde ve güneyde rahatsız etmeye devam ediyorlar.

Yaşasın At Sinekleri!!!
Kahrolsun uyuyan atlar daha doğrusu atları uyutanlar!!!

* Geçeayıda yayınlanan ‘Puzzle’ın Tamamlayıcıları’ yazı dizisinin ikinci yazısıdır.
** Socrates çıkarıldığı mahkeme sonrası ölüm cezasına çarptırıldı.

ÖNCEKİ HABER

İmza

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu’dan belediyenin veri tabanını inceleme talimatı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa