‘Ilımlılar’ sahtekarlığı ve diğer IŞİD’ler

‘Ilımlılar’ sahtekarlığı ve diğer IŞİD’ler

Kobani’ye 3 cepheden saldıran ve kentin dış mahallelerine dayanan IŞİD’e yönelik bir tane etkili hava saldırısı gerçekleştirmeyen bu Koalisyon, Kobani’nin 60 km güneydoğusunda, büyük ihtimalle de boş olan, IŞİD’in ağustos ayında ele geçirdiği 93.Tugayı ve petrol kuyularını vurmakla meşgul. Peki Koalisyon’un tek sahtekarlığı bu mu?

Hasan SİVRİ

IŞİD ve Kaide bağlantılı grupların tehlikesine ‘’terörle mücadele’’ başlığı altında dikkat çeken ‘’Koalisyon’’ güçleri Suriye sahasında IŞİD’e yönelik hava bombardımanına başladı. 

Bugün sadece Kobani’ye bakarak bu ‘’Koalisyon’un’’ ne kadar sahtekar olduğunu net olarak görebiliriz. Günlerdir Kobani’ye 3 cepheden saldıran ve kentin dış mahallelerine dayanan IŞİD’e yönelik bir tane etkili hava saldırısı gerçekleştirmeyen bu Koalisyon, Kobani’nin 60 km güneydoğusunda, büyük ihtimalle de boş olan, IŞİD’in ağustos ayında ele geçirdiği 93.Tugayı ve petrol kuyularını vurmakla meşgul. 

Peki Koalisyon’un tek sahtekarlığı bu mu? 

Hayır.

- Hama’nın doğusunda 4 köyü ele geçiren ve Alevi köyü Mebuce’ye saldırılarını sürdürürken Halep güneydoğusunda ve Humus doğusunda yeni cepheler açan IŞİD’i,

- Hama’nın kuzeyindeki Mahrda Hıristiyan mahallesine haftalardır saldıran Kaide’nin Suriye’deki resmi kolu Nusra Cephesini,

- Son raporlara göre güney kentleri Deraa ve Kunaytra’da ÖSO ile ‘’kardeş kardeş’’ müşterek operasyonlar gerçekleştiren Nusra Cephesini,

- Şam güneyinde FHKC-Genel Komutanlık kontrolündeki Filistin kampı Yermuk’u işgal etmeye çalışan Nusra Cephesini,

- Halep’te ‘’Kafirleri Kesme Operasyonu’’ gerçekleştiren ve Ermeni mahallesini tehdit eden El Kaide ile ilişkili ‘’Kafkas İslami Emirliğine’’ bağlı Çeçenlerin oluşturduğu ‘’Muhacirin ve Ensar Ordusunu’’

- Humus’ta 41 ilkokul çocuğunu paramparça eden acımasız vahşi katilleri

görmeyen bir Koalisyon’dan bahsediyoruz. Koalisyon’un kendisi zaten sahte. Yukarıdaki listeyi daha da uzatabiliriz. IŞİD ve El-Kaide bağlantılı gruplar onlarca cepheden saldırılarını devam ettiriyor. ÖSO ve Askeri Konseye bağlı birlikler hiçbir cephede üstün değil. Bütün cepheleri bu cihadist-aşırıcı örgütler komuta ediyor. Suriye ordusu ve gönüllülerin oluşturduğu Ulusal Savunma Güçlerinin (NDF) oturup bu vahşi katillerin ilerlemesini izleme gibi bir lüksü yok. 

Yıllardır rejim muhalefeti olan ve mücadele eden İlerici Devrimci Cephe ve (PYD’nin de üyesi olduğu) Ulusal Koordinasyon Kurulu gibi barışçıl, ilerici ve demokrat yapılar baştan beri silahlı mücadeleyi reddederken, ele geçirdikleri bölgelerde kendilerinden olmayanlara yaşama şansı bile vermeyen bu aşırıcı grupların, ordu karşısında yenilmesinden yana.

Ulusal Koordinasyon Kurulunun sürgündeki liderlerinden Heysem Menna da bu konuda şöyle diyor:’ “Suriye’de on yıllar boyu terör estirebilecek güçte ve sayıda aşırılık yanlısı örgüt-militan var.’”

BBC Arabic’in 2014 ocağındaki bir raporunda Suriye’de savaşan binin üzerinde örgütten bahsediliyor. Evet yanlış okumadınız rakamla 1000. Bazı raporlar bu sayıyı 1500’ün üstü diye veriyor.

Sayı çok daha fazlaydı. Bulundukları bölgeleri istikrarsızlaştırmak ve terör estirmek için dış güçlerce finanse edilen bu örgütlerin büyük bir kısmı IŞİD, Nusra, Ahrar Şam, Sukkur Şam, Şam Kolorduları, İslam Ordusu, Mücahitler Ordusu gibi sahanın güçlü örgütleri içinde zamanla eriyen Selefi eğilimli cihadçılardı.

Bu örgütler yıllarca ‘’ılımlı’’ adı altında desteklendi ve silahlandırıldı. Ürdün’de eğitim kamplarında Amerikan subaylarınca eğitildi. 

‘’Terörle mücadele’’ edeceğini ve ‘’ılımlıları’’ eğiteceği söylenen Koalisyon’da yer alan ülkeler yıllardır Suriye’deki terörü besleyen ülkeler. Bu ülkelerin başında direkt yardımları ve istihbarat destekleri ile Körfez ülkeleri yer alıyor: Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt...

Körfez ülkelerinde resmi kanallardan gelen yardımların yanında ‘’Alevi köylerine fırlatmak üzere 100 Grad Füzesi’’ gibi başlıkların olduğu afişlerle yardım kampanyaları düzenlendi. Geçen ayın başında BM’ye sunulan IŞİD ile ilgili bir çalışmada bu ülkelerden STK’ların topladığı yardımların, bireysel yardımların, Selefi eğilimli kuruluşların yardımlarının, özellikle Türkiye başta olmak üzere sınır ülkeler üzerinden direkt cihadçı örgütlere ulaştırıldığı belirtilmişti. ‘’Terörle mücadele’’ buralardan başlamalı. 

Nusra Cephesi gibi el Kaide bağlantılı örgütlerin övüldüğü “Suriye’nin Dostları” toplantılarına katılan, hangi örgütten olursa olsun cihadçı vahşi katillere “muhalif devrimciler” ismini takan batılı ülkeler de bu cihadist örgütlerin büyümesinde rol oynadı.

‘ILIMLILAR’

Obama’nın açıkladığı yol haritasında “ılımlı” örgütlerin yeniden silahlandırılacağı ve Arabistan’daki eğitim kamplarında eğitileceğini öğreniyoruz. 

Bu yılın başında ABD’nin silah yardımı yaptığı Suriye Devrimci Cephesi şubat 2014 ayında 71 Alevi’nin kesildiği Maan katliamına katılmıştı.

Yine “ılımlı” ve “özgür” denilen ÖSO’ya bağlı birlikler, 199 Alevi’nin katledildiği, IŞİD’in 2013 ağustosunda Lazkiye’de komuta ettiği operasyona katılmıştı. Üstelik bu operasyonu, sahildeki Alevileri ve Hıristiyanları “işgalci” olarak tanımlayan, tanınmış Selefi şeyhler Suriye’ye gelerek başlatmıştı. Alevilerin “işgal ettikleri” sahilden kovulmaları gerekiyordu. ÖSO’nun, “ılımlı” Askeri Konseyin ve sahadaki birçok grubun katıldığı operasyonu ve katliamı, Türkiye dahil bütün ülkelere rahatça girip çıkabilen, sorgulanmayan ve IŞİD komutanı Ömer Şişani ile “kanka” olan Selefi bir şeyh başlatabiliyor. “Ilımlı” örgütler IŞİD ile aynı ideolojiyi taşıyan Selefi şeyhlerce operasyondan operasyona koşabiliyor.

Arabistan’ın resmi mezhebi Vahhabiliğin kurucusu olan Abdulvahhab’ın “Tevhid” adlı kitabının IŞİD ve diğer örgütlerce Suriye’de dağıtıldığını biliyoruz. Cihadçıların Selefliği-Vahhabiliği yaymaya çalıştıklarını da biliyoruz. IŞİD’in kendisi Halep ve Rakka’da “Tevhid” kitabını dağıttığını duyurmuştu.

Peki Arabistan için “ılımlı” neyi ifade ediyor?  Kendilerinden olmayanı kafir gören “Selefi-Vahhabi” militanlar mı “ılımlı” olacak? Arabistan kimleri eğitecek? 

“Terör” bu koalisyon için neyi ifade ediyor? IŞİD ile onlarca operasyona çıkmış, IŞİD’ten farksız yöntem ve üsluba sahip diğer örgütler neden bu “terör” kavramına dahil değil? 

IŞİD ve Nusra yüz yıllık cihad tarihinin ürünü. Afganistan’da, Kafkaslar’da ve Irak’taki cihadların ürünüdür. IŞİD ve Nusra’nın liderleri bunu dillendiriyor. 

Peki “ılımlı” denilerek büyütülen, Suriye ve Rojava’yı kana bulayan bu cihadçıların bir sonraki ürünü ne olacak?

www.evrensel.net