Affedersiniz...

Affedersiniz...

Geçen hafta içi bir TV röportajında canlı yayında Başbakan’ın ağzından acıklı şekilde “Bana Gürcü, affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyenler oldu” sözleri döküldü.Tabi Başbakan’ın acısını biz de derinden hissettik…

Dikran M. ZENGİNKUZUCU

Geçen hafta içi bir TV röportajında canlı yayında Başbakan’ın ağzından acıklı şekilde “Bana Gürcü, affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyenler oldu” sözleri döküldü.
Tabi Başbakan’ın acısını biz de derinden hissettik…

Bunun için yüzyıllar hatta bin yıllar boyunca bu coğrafyada tüm akınlara, savaşlara, kırımlara, asimilasyona karşın kültürümüzü korumayı başardığımız, bu topraklar üzerinde komşularımızdan farklı ama uyumlu olarak varlığımızı sürdürmekte inat ettiğimiz için affedersiniz…

Affedersiniz atalarımızın “20. yüzyılın başındaki koşullarda tehcir sırasında” kendi kendini kırarak sizi üzüntülere sürüklediği için…

Affedersiniz Anadolu’daki 200 manastır, bin 600 kilise ve 2 bin okulu askeriye, cami, depo, ahır olarak kullanımına uygun tasarlamamış olduğumuz için…

Affedersiniz Ermeni mimarların İstanbul’daki saraylarının, yapılarının devasa gökdelenlere engel olduğu için…

Affedersiniz mezarlıklarımızı cadde, otoyol güzergâhlarınızın üzerine kurmuş olduğumuz için…

Affedersiniz Tatyos Efendilerin, Dikran Çuhacıyan, Güllü Agop ve diğerlerinin eserlerinin kulaklarınızı tırmalayan eserleri için…

Affedersiniz Arşuyak Papazyan’ın dizini kırıp evinde oturmadığı ve tiyatro sahnesinde yerini aldığı için…

Affedersiniz Türk Dil Kurumu’nun kurucusu ve yeni Türkçe’nin gelişmesinde çalışan Agop Dilaçar’ın ismini her yerde A. diye yazarak insanları yanılttığı için…

Affedersiniz Varlık Vergisinde dönmelerimizin bile varını yoğunu burjuvazinize sermaye edip bir de üzerine Aşkale’ye sürgüne gitmesine rağmen halen ticaret yaptığımız için…

Affedersiniz 6-7 Eylül’de bir devlet ajanı Atatürk’ün evinini bombaladı diye insanları işyerlerimizin camını penceresini kırıp, malımızı mülkümüzü yağmalama zorunda bıraktığımız için…

Affedersiniz okullarımızdaki müdür sanki T.C. vatandaşı değilmiş gibi bir de “Türk Müdür Muavini” atamak zorunda bıraktığımız için…

Mahkemenin bunlar “yabancı, mal edinmeleri ulusal güvenlik için tehdit” demesi ile el koyulan vakıf mallarının peşini bırakmadığımız için affedersiniz ama onlarda yetim hakkı var…

Affedersiniz Batı Ermenicesini halen yaşatmaya çalıştığımız için…

Affedersiniz nineleriniz, dedelerinizin mahalledeki çok iyi komşularının buradan gitmek zorunda kalınca haber veremediği için…

Affedersiniz bir T.C. İçişleri Bakanının ağzından Abdullah Öcalan için küfür olmaktan gocunduğumuz için…

Affedersiniz arkadaşınızı İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun “Azınlık Raporunu” raporunu yırtmakla yorduğumuz için…

Affedersiniz demokratik, eşitlikçi, ayrımcılığa yer vermeyen, vatandaş tanımını düzelten yeni bir Anayasa yapacağınızı sandığımız, toplantılar düzenleyip tartıştığımız, öneriler ürettiğimiz için…

Affedersiniz bir milletvekilinin ağzından “kardeşiniz” Abdullah Gül’e hakaret olduğumuz ve kendisini mahkeme kapılarına düşürdüğümüz için. Affedersiniz 1 TL’lik manevi zarar yarattığımız için…
***

Aslında Erdoğan’ı bu açıklamaya getiren süreç bir süredir milliyetçi oylara oynayan kışkırtıcı, sekter ve ırkçılığa varan söylemiydi. Daha bir gün önce kendince bir siyasi manevra yaparak “Ey Kılıçdaroğlu sen Alevi olabilirsin. Ben de Sünniyim. Bunu söylemekte bir sakınca yok”… Demirtaş için ise “Kendisi de Zaza. Ya sen Kürt kardeşlerime bugüne kadar ne verdin ya” şeklinde konuşmuştu. Alevilik, Zazalık, Kürtlük derken kendisine Türklük ve Sünnilik üzerinden oy devşirmeye çalışmak halk içinde mezhep ve etnik ayrımı ve düşmanlığı beslemekten başka bir şey olmadığının bilincinde olduğundan da kimsenin kuşkusu yok.

Tamam, anladık kesin “Ermeni dölü” dememek için “affedersiniz” demişsinizdir ama Gürcü olmakta ne var ya da “Ne Yahudiliğimiz, ne Ermeniliğimiz ne affedersiniz Rumluğumuz” kalmasa ne olurdu?

Oysaki biz Türk olduğu kadar Kürt, Ermeni, hem Rum, Musevi, Süryani hem Gürcü, Çerkez, Laz, hem Sünni hem Alevi, hem kadın hem erkek hem de biraz LGBTİ, hem ezilen hem ezmeyen bir Cumhurbaşkanı hayal etmiştik.

Daha ötesi, birlikte barış içinde yaşamayı birlikte yönetmeyi hayal etmiştik.

Bu kimliklerin artık siyasetin konusu ve malzemesi olmadığı, özel alanın parçası olduğu bir Türkiye istemiştik.

Bizde de nar bereket anlamına gelir, nar gibi bir toplum hayal etmiştik.

Biliyoruz “Mademki Ermeniyiz, istemeden vermeliyiz”, affedersiniz ama ne istediniz de vermedik…

www.evrensel.net