04 Ağustos 2014 14:30

Tüm ülkelerde genç işçiler kuralsız çalıştırılıyor

Bu yıl 24.’sü Türkiye’de düzenlenen Uluslar arası Anti-Faşist ve Anti-Emperyalist Gençlik Yaz Kampı’nda işçi-işsiz gençler forum düzenledi. Uluslararası delegasyonun da katıldığı forumda, dünya gençliği üzerindeki geleceksizleştirme politikaları, eğitim sorunu, güvencesiz ve taşeron çalışmaya dikkat çekildi.

Paylaş

Bu yıl 24.’sü Türkiye’de düzenlenen Uluslar arası Anti-Faşist ve Anti-Emperyalist Gençlik Yaz Kampı’nda işçi-işsiz gençler forum düzenledi.

Uluslararası delegasyonun da katıldığı forumda, dünya gençliği üzerindeki geleceksizleştirme politikaları, eğitim sorunu, güvencesiz  ve taşeron çalışmaya dikkat çekildi. Forumda Türkiye gençliğinin yaşadığı işsizlik, güvencesiz ve kuralsız çalışma, eğitim ve sağlık alanında yaşanan sorunların aslında dünya gençliğinin de sorunu olduğu vurgulanırken, gençliğin maruz kaldığı saldırılardan kurtulması için örgütlenmek zorunda olduğunun altı çizildi.  

MÜCADELE ZORUNLULUĞU SOMA İLE ANLAŞILDI

Kampın ilk forumu olma özelliğini de taşıyan buluşmaya Türkiye’den sendikacılar ile Ekvador Demokratik Halk Hareketi (MPD) Milletvekili Militon Gualan, Almanya DGB Sendikasından Haiko Langa da katıldı. Foruma katılan uluslararası delegasyon, kendi ülkelerinde gençlerin ve işçilerin yaşadığı sorunları anlatı. Türkiye’den katılan katılımcılar ise Soma’da 301 kişinin yaşamını yitirdiği faciayı vurgulayarak, taşeron sistemin geldiği noktaya dikkat çekti.

Soma’da yaşanan katliam sonrasında taşeron sistemin ne olduğunun öğrenildiğini söyleyen gençler, Soma katliamı ile işçi sınıfının mücadele etmesinin zorunluluğunun fark edildiğini söyledi.

‘YER ALTINDA TAŞERON VAR’

Kampa Ankara’dan katılan ve Çankaya Belediyesi’ne bağlı Belde AŞ işçisi Duygu Aşılı, belediyedeki sendikalaşma sürecini anlattı. Sendikalaştıktan sonra toplu sözleşmeye müdahil olduklarını anlatan Aşılı, sendikalaştıktan sonra 14 günlük yaz izinlerini 40 güne çıkardıklarını kaydetti. Aşılı, “Çok mücadele verdik, tehditler aldık. Ama vazgeçmedik. Diğer işçiler de sendikalaşmaktan korkmayıp, sendikaya üye olsunlar” dedi.

11 senedir maden işçiliği yapan Engin Kurşuncu az ücretle çalıştıklarını belirterek, “Yer altında taşeronluk var. Yemek yemeden, su içmeden yaşıyoruz. Çoğu zaman yanımda götürdüğüm ekmeği bile yiyemiyorum” dedi.

KENDİ ÜLKELERİNDEKİ SORUNLARI ANLATTILAR

Kampa Fransa’dan gelen gençler, Fransa’da ki işsizlik oranının yüzde 25’i geçtiğini aktardı. Güvenceli iş sahibi olma yaş ortalamasının 27 olduğunu aktaran Fransız Delegasyon, “Güvencesiz çalışma, gençlerin her işi kabul etmesine neden oluyor. Sendikalar haksızlıklara karşı direniyor. Gençler iş kollarının kötüleşmesinde bahane olarak kullanılıyor” dedi. Brezilya’nın yaşam standartlarının çok kötü olduğunu ifade eden Brezilyalı gençler de, Brezilya’da yaşanan polis şiddetine de dikkat çekti. Yunanistan’da burjuvazinin amacına ulaşmak için devamlı genç işçilerin haklarına saldırdığını belirten Yunanlı gençler de, “Kapitalistler ve onların hükümeti AB yardımıyla bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma başta genç işçiler olmak üzere tüm işçileri daha ağır şartlarda çalışmak zorunda bıraktı” diye konuştu.

Ekvador MPD Milletvekili Militon Gualan, Ekvador’da hükümetin sınavsız üniversiteyi yasakladığını dile getirerek, hükümetin bu uygulama ile binlerce lise öğrencisini mağdur edeceğini kaydetti. Hükümetin mücadele eden herkesi cezaevine attığını belirten Gualan, Ekvador devrimci gençlik liderinin ülkeyi terk edemediği için kampa katılamadığını vurguladı.

ROBOSKÎLİ GENÇLER DE KAMP ALANINDA

Gençlik  kampının 2. günü geride kaldı. Gün içerisinde atölyelerde ilgi alanlarına yönelik çalışmalar yürüten, işçi-işsiz gençlik panelinde sorunlarını tartışan, denizin ve kumun zevkine varan gençler, akşam şair ve yazar Gülsüm Cengiz’in şiir dinletisinde bir araya geldi.

Kampa Roboskî’den katılan Encü ailesinin 3 ferdi ise Gülsüm Cengiz’in şiir dinletisinin ardından sahneye çıkarak kamp katılımcılarını selamladı.

‘ACIMIZ AYNI, BİRLİKTE KARŞI DURALIM’

Kampa gelirken yolda Soma’ya uğrayarak, Soma katliamında yaşamını yitiren madencilerin mezarlarını ziyaret eden Roboskîli gençler, “Anladık ki hepimizin acısı aynı. Şırnak’ta da madenciler katledildi, bizlerin bir araya gelerek yapılan bu katliamlara karşı durmamız lazım” dedi. 

Şiir dinletisini dünya üzerinde ölen çocuklara armağan ettiğini söyleyen şair-yazar Gülsüm Cengiz de, Nazım Hikmet Ran, Pablo Neruda gibi şairlerin yanı sıra kendi şiirlerini de seslendirirken, şiirler İngilizce’ye de çevrildi.

Ahura müzik topluluğu olarak 2 yıldır İzmir’de çeşitli konser ve etkinliklerde sahne alan grup, kamp katılımcılarına zevkli bir gece yaşatırken, halaylarla onları coşturdu.  (Dikili/EVRENSEL)


 

Bu atölye sistemi orta yerinden çatlatır

 

Gülşah İMREK
İzmir

24. ANTİFAŞİST, Antiemperyalist Uluslararası Gençlik Kampı Kadın Çalışmaları Atölyesinde kadınlar, ikinci gününü geride bıraktı. İlk gün her renkten ve dilden kendi hazırladıkları pankartı alana asan genç kadınlar, ardından bir tanışma toplantısı aldı. İkinci gününde ise kapitalizm ve ataerkiyi feminizm ve bilimsel sosyalizmin önermeleriyle tartıştı.

Atölyede çekilen temsili Ekmek ve Gül Programı ile Sosyalist Feminizm, Liberal Feminizm ve Bilimsel Sosyalizmin kadının ezilmişliği sorununa dair yaptığı tespiti ve önerdiği çözümü yapılan kısa sunumlar eşliğinde tartışıldı.

Katılımcıların sorduğu sorularla daha da zenginleşen tartışmada, farklı fikirler de açığa çıktı. Kadın-erkek eşitsizliğinin esas nedenini muhafazakarlık ve din olarak tanımlayan da oldu, sadece zihniyet olarak tanımlayan da... Kadınların durumu İsveç ve Türkiye üzerinden de karşılaştırıldı.

Tüm konuşmaların ardından atölye yürütücülerinden Fulya Alikoç yaptığı sunumda, hem bilimsel sosyalizmin kadın sorununa bakış açısını anlatırken; kapitalizm ve ataerkinin birbirine içkin sistemler olduğunu ve ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. Kapitalizm içerisinde kadınlar açısından gerçek bir eşitlik olamayacağını Finlandiya örneğiyle açıklayan Alikoç, tarihsel örneklere değinirken de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde kadınların iş gücüne katılımı ve kreş, doğum izni gibi haklardan faydalanabilmesinin bir devlet politikası haline getirildiğinden söz etti.

AVRUPA AVRUPA AMA SÖMÜRÜ GIRLA

Atölyede Türkiye’nin dört bir yanından liseli, üniversiteli genç kadının yanında uluslararası katılımcılar da vardı. Almanya’dan katılan Ece Yıldırım, her ne kadar bir Avrupa ülkesi olsa da, Almanya’da da kadının ikincil konumu ve devlet tarafından güvencesiz bırakılmasının yaygın olduğunu ifade etti. Almanya’da özellikle göçmen kadınların hem iş yaşamında hem de sosyal yaşamda bu ezilmeyi katlanarak yaşadığını söyledi. Temizlik sektöründe ağırlıklı olarak göçmen kadınların çalıştırıldığını söyleyen Almanyalı katılımcılar, “Emeğini sömürtme özgürlüğü dışında bir özgürlükten söz edemiyoruz” diyor. Almanya’nın doğu sınırında yer alan bölgede kreş imkanı sunulmadığını ve Katoliklerin muhafazakarlığının hüküm sürdüğünü söylerken, doğum kontrol haplarına erişimin de yüksek ücretlerle olduğunu söyledi.

Atölyenin bugünkü başlığı ise “Başka bir aile anlayışı mümkün mü?” olacak.

ÖNCEKİ HABER

Çin’deki depremde ölü sayısı 398’e yükseldi

SONRAKİ HABER

AA'dan 31 Mart seçimleri açıklaması: AA veri aktaran bir medya kuruluşudur

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa