Hapis çığlıklar

Hapis çığlıklar

Dede, baba, abi, koca, üvey baba, amca, dayı, amca oğlu, hala oğlu, komşu, arkadaş, yabancı, polis ... Cinsel istismarın, tacizin, tecavüzün failleri... Mide bulandırıcı bir gerçeklik. Mağdurları kadınlar ve çocuklar...

Olcay Geridönmez

“Aslında bir gün bunları birine anlatacağım hiç aklıma gelmezdi. Hatta bir gün ortaya çıkarsa diye hep korkutm...  O olaydan sonra, sürekli bir bidonun içine bağırdım. Bağırmasam yaşamazdım. Ne zaman yüreğim şişse ki hep şişti yüreğim, ağzımı bir bidonun içine sokup bağırıyorum! Bağırıyorum, bağırıyorum! Nefesim kesilene kadar bağırıyorum. Yoksa çatlar ölürdüm. Belki de bunun için hala yaşıyorum.”
- Neden bir bidon?
“Kimse çığlığımı duymasın diye!” (Türkan)

Dede, baba, abi, koca, üvey baba, amca, dayı, amca oğlu, hala oğlu, komşu, arkadaş, yabancı, polis ... Cinsel istismarın, tacizin, tecavüzün failleri... Mide bulandırıcı bir gerçeklik. Mağdurları kadınlar ve çocuklar. Otobüste yanına oturduğumuz, apartmanda karşılaşıp merhabalaştığımız, bakkalda markette birlikte sıra beklediğimiz, yıllarca aynı ortamı paylaştığımız ama toplumsal körlüğümüzle görmediğimiz, sağırlığımızla duymadığımız kadınlar.
Bu kirli gerçeklikle yüzleştirmekle kalmayan, insanı erkek cinsinden neredeye toptan tiksinme raddesine getiren, her sayfasını bir daha açmamak üzere kapatma duygusuyla çebelleşerek çevirdiğiniz bir kitap gerçekten de “Yıkanmak İstiyorum – Ensest/Tecavüz”. Yazarı Suna Aras’ın kitabın Giriş’inde belirttiği gibi, “yaşadıklarını bir kez olsun yüksek sesle dile getiren kadınlarımızın, yüreklerine gizledikleri isyanın ve ruhlarını ele geçiren acının sesi” olan bu kitabı bize sonuna kadar okutturan ne merak ne de yavan bir acıma duygusu. Çocukların ve kadınların içlerine hapsettileri çığlıklarını duyma ve yaralarına bakma zorunluluğumuz. Baktıkça anlarız çünkü sorunun toplumsal boyutunu ve sorumluluğumuzu.
“Bu kitap keyifle okumanız, okudukça tat almanız için yazılmadı, uykunuzu kaçırmak, tecavüzü yaşayanın duygularını kavrayabilmek ve anlayabilmek adına” yazıldığını söylüyor Suna Aras. Gerçekten de öyle, büyük bir rahatsızlık, öfke ve isyan duygusu sarıyor benliğinizi.
Okuduğumuz kadın seslerinin ne kadar zorlukla ortaya çıktığı, ruhlarında bıraktığı derin, hiçbir zaman tam olarak silinemeyecek izler her satırda hissediliyor. Suna Aras, 12 yıl süren bu çalışmayı bir yandan travmatik bir deneyim olarak tanımlarken ortak bir çalışmanın ürünü olduğunu da vurguluyor.

NEDEN?

“Aslında kendi kendime hiç durmadan sorduğum soruları yüksek sesle hepimize, yani bütün kadınlara sormak istiyorum” diyor L.
“Neden biz kadınlar bu gibi durumlarda başkasının suçunu ve ayıbını kendimizin suçu ve ayıbı gibi görüyoruz? Neden bunu yapıyoruz? Neden bir türlü ‘biz’ olamıyoruz? ... Hakkımızda ne düşünürler diye veya bir şeyleri koruma adına bu kadar zavallı olabiliyoruz? Bir yerlerde bir yanlışlık var. O yanlışlık sadece bizde değil bunu biliyorum...
Bu tehlikenin çok yakınımızda olduğunu düşünürsek belki mağduru bir daha mağdur etme hakkını kendimizde görmeyiz. Kadın bu tehlikenin en yakınındaki adaydır. Bunu asla unutmayalım. Benim bir gün tecavüze uğrayabileceğim asla aklıma gelmemişti. Ama oldu işte. Onun için bu kitabı çok önemsiyorum... Kadınların kadın acılarına sahip çıkacakları bir dünyayı özlüyorum. Kadınlar kadın acılarına sahip çıkarlarsa, kadınlar bu kadar acı çekmezler. Buna yürekten inanıyorum...”

KİTAP
Suna Aras
Yıkanmak İstiyorum -ensest/ tecavüz-
Pencere Yayınları, 239 sayfa

www.evrensel.net