03 Ağustos 2014 08:35

Tünellerin iki ucunda da ışık yok!

İsrail’in son Gazze saldırısının başlıca nedeninin, varlığı uzun zamandır bilinen tüneller olduğu artık açıklıkla ifade ediliyor. Böylece dünya kamuoyu, Yahudi ve Filistinli gençlik grupları arasında ölümle sonuçlanan olayların bir devamı olarak görmeye koşullandıkları büyük saldırının, bahanesi aranan bir planın uygulanmasından ibaret olduğunu öğrenmiş oldu.

Paylaş

Aydın ÇUBUKÇU

İsrail’in son Gazze saldırısının başlıca nedeninin, varlığı uzun zamandır bilinen tüneller olduğu artık açıklıkla ifade ediliyor. Böylece dünya kamuoyu, Yahudi ve Filistinli gençlik grupları arasında ölümle sonuçlanan olayların bir devamı olarak görmeye koşullandıkları büyük saldırının, bahanesi aranan bir planın uygulanmasından ibaret olduğunu öğrenmiş oldu.
Gazze tünelleri, İsrail’e göre, Hamas’ın İsrail’e sızmasının ve terörist faaliyetlerde bulunmasının araçlarıydı ve bunlara yönelik tedbirler, İsrail’in kendisini savunma hakkı kapsamındaydı. ABD de bu görüşteydi ve İsrail askeri harekâtının vahşeti aşan boyutları karşısında, “tünelleri hedef alan titiz bir operasyon olması gerektiği” yolunda “uyarılar” yapmakla yetiniyordu.  
Mısır da aynı görüşteydi, Suudi Arabistan da… Kısa vadede yapılacak bir ateşkesin önkoşulu olarak da, hepsi birden Hamas’ın tünel kazmaktan vazgeçmesini ve mevcut tünelleri kapatmasını ileri sürüyorlardı. Bütün suçlu Hamas ve tünelleriydi!
Peki, ama gerçekte bu tüneller neyin nesiydi? Amaçları ve işlevleri neydi?

GAZZE-MISIR TÜNELLERİ: EKONOMİK TÜNELLER

Gazze’ye uygulanan ağır ve gayri insani ambargo yüzünden, ilaç ve gıda maddeleri dâhil temel insani ihtiyaçların karşılanamaması karşısında, Filistinlilerin son derece güç koşullarda kazdığı bu tüneller bir nefes alma deliği görevi görüyorlardı.  Özellikle Mısır’ın Refah sınır kapısını kapatmasından sonra, Mısır’la Gazze arasında açılan tünellerin asıl işlevi buydu. Mısır, Mübarek zamanında İsrail’le anlaşmasının bir gereği olarak, 1967’ye kadar Mısır toprağı olan Gazze’nin Mısır’la olan tüm bağlarını kesti. Sınır kapısını kapatarak Gazze’yi tümüyle İsrail’in insafına terk etti.
Bunun karşısında tüneller, Gazze’nin zaten doğal ve insani bir parçası olduğu Mısır’la ilişkisini yer altından sürdürmesi için tek yol olarak gelişti. Mısır yönetimi, bir yandan İsrail’le ilişkileri açısından, diğer yandan da tünelleri bir tür “sınır kaçakçılığı” olarak gördüğü için kapatmaya yöneldi. Enver Sedat ve Mübarek döneminde olduğu gibi İslamcı Mursi yönetiminde de tüneller kanun dışı kaçakçılık yolu olarak görüldü ve kapatıldı. Öyle ki, Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk, eş-Şarkul Avsat Gazetesi’ne, Muhammed Mursi döneminde kapatılan tünellerin sayısının Hüsnü Mübarek döneminde kapatılanlardan daha fazla olduğunu söyledi.
Diğer yandan kimi araştırmacılara göre, Mısır-Gazze tünelleri, Hamas yönetiminin ticari araçları olarak iş görüyor ve Hamas için önemli bir gelir kaynağı değeri taşıyor. Bu tüneller arasında, akaryakıt ve gaz geçişi için düzenlenmiş tüneller, hafif gıda maddeleri geçişi için yapılmış tüneller ve ağır inşaat malzemesi hatta otomobil geçişine uygun tüneller bulunuyordu. 2013 senesinde bu tünellerin sayısı 1200’e ulaşmıştı. Ancak bunların büyük çoğunluğu, Sina yarım adasına silah kaçırılmasında kullanıldığı iddiası ile Mısır ordusunca imha edildiler.

İSRAİL’E KARŞI DİRENİŞ TÜNELLERİ

Dünya ölçeğinde bakarsak, aslında direniş ve iç savaş koşulları yaşayan bütün ülkelerde tünel kazmak bir savaş yöntemidir ve bunu ilk kez kimin bulup uyguladığı ayrı bir tarih araştırması konusu olabilir. Ancak biliniyor ki, kale zapt etmek için Osmanlı’nın bu zahmetli yolu pek çok kez denediği ve ordusunda özel “lağımcılar” ocağı kurduğu biliniyor. İrili ufaklı birçok kalenin zaptında lağımcılar önemli işler başarmış, kale içine sızmak, surları alttan patlatmak gibi görevler üstlenmişlerdir. İstanbul’un fethinde de surların altından geçerek kente sızma girişimi için tüneller kullanılmış, ancak çok da işe yaramamıştır.
İlginç bir bilgi olarak, Çanakkale savaşında, siperler arasındaki mesafe gittikçe kısaldıkça karşılıklı olarak İngiliz ve Osmanlı güçlerinin birbirlerinin siperlerine geçmek için tüneller kazdıklarını, bu iş için Osmanlıların Zonguldaklı madencileri, İngilizlerin de İskoçyalı madencileri kullandıklarını not edelim.
Günümüz savaş tünellerine gelince: Aslında bölgenin bütün barut ve kan kokan toprak üstünün altı tünellerle dolu. Yalnız Gazze’de değil, Suriye-Lübnan sınırında da Esad muhalifleri aynı sistemi kullanıyor. Tünel modelini ilk geliştiren örgütün Hizbullah olduğu biliniyor. Hizbullah bu yolu ilk kez Güney Lübnan’da İsrail Hava Kuvvetlerinin hava üstünlüğüne karşı 90’lı yıllarda kullanmaya başlamış ve Güney Lübnan’ın altını delik deşik etmişti.
Gazze’nin Mısır tarafındaki tünelleri ile İsrail tarafındaki tünelleri arasında elbette işlev bakımından önemli bir fark var ve kuşkusuz İsrail yönündeki tünellerin esas işlevi savaş! Bir bakıma Mısır yönündeki tüneller, İsrail yönündeki tünellerin dayanağı durumunda. Hem halkın dayanma gücünü ayakta tutmak için, hem de İsrail’e karşı direnişi sürdürebilmek için Mısır tünelleri belirleyici öneme sahip. Dolayısıyla, Gazze halkı için Mısır’ın “ekonomik tünellere” saldırısı, İsrail’in “savaş tünellerine” yönelik saldırısı kadar yıkıcı sonuçlar doğuruyor.
Bu yüzden Gazze, iki ucundan yanan bir muma benziyor. Bölgede emperyalist egemenliği pekiştirmek isteyenler için bu direniş odağı “kazınması gereken bir ur” olarak görünüyor ve bir yandan Mısır ve diğer yandan İsrail elini kullanarak emperyalizm bu mumu eritmeye çalışıyor.

GAZZE: MISIR’IN İÇ SORUNU MU?

Bölünmüş Filistin’in Batı Şeria bölgesinde El-Feth siyasi hâkimiyeti varken, Gazze’de Hamas’ın yönetimde olması, dolaysız olarak Mısır’daki İhvan-ı Müslimin’in siyasal ve sosyal hâkimiyetinin bir devamıdır. Hamas, Mısır İhvan hareketinin bir parçasıdır ve Gazze halkı içinde etkili olmasını doğrudan doğruya Mısır’ın toplumsal ve siyasal yapısıyla süregelen ilişkisine borçludur. Bütün Mısır yönetimleri açısından bakarsak, İhvan hareketinin tehlikeli muhalif güç olarak sicillenmiş olmasının sonuçları da, Hamas’a karşı tutumda kendisini göstermektedir. Mısır, el konulmuş toprağında, kendi halkının parçası olan halka karşı girişilen saldırıları kendi iç sorununun çözümüne katkı olarak görüyor olabilir mi?
Burası Ortadoğu! Herkes, herkesi her an satabilir, arkadan vurabilir, kuyusunu kazabilir! Her türlü ihanet imanla açıklanabilir, her türlü kalleşlik siyasetle mazur gösterilebilir. Mısır açısından İsrail, kendi halkını rahatça baskı altına alabilmesinin kutsal gerekçesidir; tek düşman odur, bütün kötülüklerin kaynağı odur, yenilmesi gereken tek şeytan odur! Bütün Mısır yönetimlerinin demokrasi düşmanı diktatörlükler olarak ayakta kalmasının en önemli dayanağı bu korkuluktur.
Aynı şekilde, İsrail’de her türlü gericiliğin, ırkçılığın, emperyalist kuklası olmanın dayanağı İsrail halkına karşı sallanan “vahşi Arap” korkuluğudur. Barışın, demokrasinin, refahın olmamasının sebebi pis, yoksul ve terörist Araplardır! Onlar ortadan kalkınca her şey güllük gülistanlık olacaktır.

DÜNYANIN BÜTÜN TÜNELLERİ; BİRLEŞİN!

Arap ve Musevi, milyonlarca insan bu masalların esiri yapılmıştır. Çünkü uzun savaşlar boyunca, kendi durumunu idrak edecek bir halk bırakılmamıştır!
İşte buna güvenerek ve bunun devamını özleyerek Netanyahu “ Tünelleri imha etmeden görevimizi bitirmeyecek operasyonu tamamlamayacağız. Bu İsrail devletinin kesin ve açık hedefidir. Bu gereklilik de bu gün daha belirgin bir hal almıştır” diyebiliyor! “Karşımızda acımasız bir düşman mevcuttur. Bu acımasızlığı da sadece bize karşı değildir. Aynı zamanda kendi vatandaşlarına karşı da acımasızdır” diyebiliyor!
Mısır yönetimi açısından da, ister Mursi olsun, ister Sisi, Filistin halkının direnişine öncülük eden herkes, bir zamanlar El-Fetih ya da bugün Hamas, hangisi olursa olsun, “kendi halkına karşı acımasız” örgütler ilan edilmiştir. Neden? Çünkü direniyorlar ve ölümü hak ediyorlar!
Sonunda kazmacılar kazanacak! Dünyanın bütün tünellerinin birleştiği bir yer mutlaka bulunacak ve emperyalizmin ve kapitalizmin gömüleceği son mezar hep birlikte kazılacak!

ÖNCEKİ HABER

Filistin ey Filistin!..

SONRAKİ HABER

Soma'da maden işçileri tazminat hakkını istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa