03 Ağustos 2014 08:08

Türk’ün nükleer atıkla imtihanı!

İzmir’in göbeğinde Gaziemir’deki eski kurşun fabrikasının bahçesinde ortaya çıkarılan nükleer atıklar, aylar sonra o bölgeden temizleniyor. Ama nasıl? Akıllara ziyan bir yöntemle!... Türk’ün nükleer atıkla imtihanı böyle oluyormuş!...

Paylaş

Özer AKDEMİR

İzmir’in göbeğinde Gaziemir’deki eski kurşun fabrikasının bahçesinde ortaya çıkarılan nükleer atıklar, aylar sonra o bölgeden temizleniyor. Ama nasıl? Akıllara ziyan bir yöntemle!... Türk’ün nükleer atıkla imtihanı böyle oluyormuş!...

DÜNYA ÇÖZEMEDİ

Yıllardır dünyadaki bilim insanları, nükleer santrallerin en önemli sorunlarından birisinin atıkların bertaraf edilememesi olduğunu belirtirler. Gelişmiş ülkelerdeki nükleer tesislerden çıkan atıkları koyacak, bertaraf edecek bir yer-yol bulunamaması, bu ülkelerin en çok başını ağrıtan konuların başında gelir. Ortalama bir nükleer santralin yıllık 25-30 ton arasında nükleer atık ürettiğini düşünürsek durumun vahameti biraz daha anlaşılabilir. Bugüne kadar toplam 350 bin ton dolayında nükleer atık üretildiği varsayılıyor. Bunun 110 bin tonu tekrar işlenmiş. Bu arada büyük miktarda radyoaktif atığın denize ve havaya karıştığı belirtiliyor. Bu tabii ki çevreye, canlı yaşamına çok büyük zararlar veriyor. bu zararların kimi tespit edilirken, birçoğu hâlâ ortaya çıkarılmış değil. Atıkların izole edilerek bir yerde depolanması da işe yaramıyor. ABD’nin Yucca Dağı’na depoladığı atıklar insan ve çevreye zararları nedeniyle başına bela oldu. Atık depolama projesi askıya alındı. Yine İsveç’in bu nükleer atıkları granit kayalar içine hapsetme projesi de askıda. Şimdi düşünülen çözüm atıkları Sibirya, kutuplar gibi insan yaşamının olmadığı bölgelere götürerek oralarda yeraltına depolamak. Bu ise büyük maliyetler getiriyor.

KAMYON KASASINDA NÜKLEER ATIK

Gaziemir’de, dört mahallenin orta yerinde, nereden geldiği belli olmayan nükleer yakıt çubuklarının yaydığı radyasyonun sağlığa etkileri ile ilgili ciddi bir araştırma yapılmadı. Atıkların bulunduğu mahallede özellikle engelli çocukların yoğun olması, en azından mahallelinin şüphelerini bu yöne çeviriyor. Atık bölgesi, eski kurşun fabrikası olağan şüpheli durumunda. Bu atıkların kaldırılmasına dönük aylardır kamuoyunun baskısı, TBMM’ye verilen birçok soru önergesi ve açılan davalar hükümeti adım atmak zorunda bıraktı. Geçtiğimiz günlerde alanda kamyonlar, kepçelerle yapılan hummalı çalışma sonrası atıkların olduğu topraklar alınarak başka bir yere götürülmeye başlandı. Nükleer bulaşıklı toprakların, nükleer yakıt çubuklarının böyle, kamyon kasalarında, mahalle içlerinde tozu toprağa katarak taşınması bilim insanlarını hayretler içinde bıraktı. Nükleer enerji uzmanlarından Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, atıkların içinde henüz bilinmeyen-açıklanmayan radyasyon partiküllerinin bu taşıma sırasında toz emisyonu ile çevreye yayılacağını belirterek, bunun daha vahim bir çevre kirlenmesi meydana getireceği uyarısında bulundu. Almanya Nükleer Karşıtı Hekimler Seksiyonu üyesi Dr. Alper Öktem de Gaziemir’deki durumu kaş yapayım derken göz çıkarmak olarak tanımladı.

BİR NÜKLEER ATIK EKSİKTİ

Taşımayı gerçekleştiren özel şirket yetkilisi ise gerekli önlemleri aldıklarını ileri sürüyor.  Yetkili atıkların İzaydaş ve Süreko gibi atık bertaraf tesislerine götürüleceğini açıkladı. Tüm dünyanın çözüm üretmekte aciz kaldığı, ne yapıp, ne edeceğini, nasıl taşıyıp, nerede saklayacağını bilmediği nükleer atıklar sorunu, görüldüğü gibi Türkiye’de devlet-özel şirket işbirliği ile sorun olmakta çıkarıldı!
“Madem bu mahalleliye rahatsızlık vermiş, biz de alır başka yere taşırız, orada bertaraf ederiz” dediler. Başka yer dedikleri muhtemelen İzmir’e yaklaşık 2 saat uzaklıktaki Kula Sandal Beldesi yakınlarındaki Süreko tehlikeli atık bertaraf tesisleri olacak. Tarım topraklarını üzerine, Esenyazı köyüne 1 kilometre uzaklıktaki bu atık bertaraf tesisi, büyük ortağı İtalyan olan bir Türk-İtalyan şirketi. İtalyan ortağın Türkiye’de çimento fabrikaları da var. Demir-çeliklerde, termik santrallerde, İzmir, Aydın, Antalya dahil 11 ildeki tehlikeli, endüstriyel ve tıbbi atıklar buraya taşınarak yakılıyor ya da gömülüyor.

GİZLİ DÜŞMANLA BİR ÖMÜR

Tesislerin açılışından bir yıl geçmeden yarattığı kirlilik ve koku yüzünden uyuyamadıklarını, sularının pas rengi akmaya başladığını söyleyen köylüler, Kula’ya yürümüşlerdi. Köylüler, ürünlerinin tarlada kuruduğunu, bir kamyondan düşen küçücük bir parça atığın kokusu nedeniyle günlerce evlerinden çıkamadıklarını, yaşam alanlarının kirletildiğini dile getiriyorlardı. Şimdi, Gaziemir’deki nükleer atıklar da buraya taşınıyor. Muhtemelen köyün tarlalarının, meyve bahçelerinin yanı başına inşa edilen atık depolama alanına götürülüp gömülecek bu nükleer atıklar. Kimyasal madde kokusu, yanan atıkların pis dumanı, endüstriyel ve tıbbi atıkların yarattığı tehlikelerle yüz yüze yaşamak zorunda kalan Kulalılar, Sandallılar, Esenyazı köylüleri şimdi de radyoaktif kirlilikle tanışmış olacaklar!
Yıllardır, 40 yıl önce işletilen uranyum madenleri ve sondajları nedeniyle radyoaktif kirlilikle iç içe yaşayan Manisa Köprübaşılılar ve Aydın Söke Kisir köylüleri gibi, göremedikleri bir gizli düşmanları olacak yanı başlarında. Ve onunla bir ömür geçirecekler...

ÖNCEKİ HABER

Herkes gider tersine ben giderim Artvin’e

SONRAKİ HABER

Sayıştay'dan rakamlara dair açıklama: 2018 raporu henüz tamamlanmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa