03 Ağustos 2014 07:56

Nerede açıkta bir kahkaha bulursanız ona sarılınız

Her gece yattığımızda, kadın için daha zorlaşmış bir sabaha uyanıyoruz.Türkiye’de 181.000 çocuk gelin var, 18 yaş altı küçük kadıncıklardan yılda 22.000 tanesi anne oluyor.

Paylaş

Ayşen AKSAKAL

Her gece yattığımızda, kadın için daha zorlaşmış bir sabaha uyanıyoruz.
Türkiye’de 181.000 çocuk gelin var, 18 yaş altı küçük kadıncıklardan yılda 22.000 tanesi anne oluyor.
Siz hiç 15 yaşında bir kız çocuğunun kollarına baktınız mı? O çocuk kollara bebek yakışır mı? Daha gelişmesi tamamlanmamış memeler ile bebek emzirilir mi?
Düştüğünde dizi acısa ağlayan çocuk, iki sene sonra kolları kıllı bir adamın koynuna sokulur mu?
Kadın cinayetleri geçmiş 10 yıla nazaran yüzde 1400 arttı. Sadece haziran ayında 18 kadın öldürüldü.
Adalet sisteminiz tecavüz davalarında giyilen taytı, içilen birayı indirim unsuru saydı.
Süt izinleri yetmedi, bebeklerimiz sütten erken kesildi; doğum iznimiz azdı, çocuklar ana kokusuna hasret kaldı.
Zaten çalışınca istihdam dengesini bozuyorduk, kadınlar çalışıyor diye işsizlik oluyordu, bakan öyle diyordu.
Hamile kalınca işten atılan kadınların yanında durmadınız.
Oğulları öldürülen anaların gözünün yaşını silmediniz, katili teslim etmediniz, ellerinden öpüp af dilemediniz.
Yuhaladınız, mahkemelere verdiniz, kahırdan öldürdünüz.
O yüzden;
Kolay değil bu ülkede bir kadının yürek dolusu gülüp, ağız dolusu kahkaha atması; nerede açıkta bir kahkaha bulursanız, ona sarılın.
Bulup bulabileceğiniz mutluluk kırıntısı oradadır.
İffeti, namusu ve yüz kızarıklığını ise yanlış yerde aradığınız için, aradığınız iffet bulunamamaktadır.
Hayran bakışlarla izleyip, höt dediğinde diz çöktüğünüz Merkel’in çıplak resimleri ile terbiye olun siz.
Biz ahlak denilince, yalandan, şerden, egoizmden, dayatmadan uzakta bir şeyler anlıyoruz.
İffetsizlik dediğin, halkı ayaklar altında ezmek, dayakla gözaltına alıp çırılçıplak aramak, haksız tutuklama, haksız gözaltı, susturulmuş basın, tehdit, hedef gösterme,
ayrımcılıktır.
Namussuzluk dediğin şey hırsızlıktır.
Sen bacak arasını işaret etsen de önünde duran koca para dağları, silah TIR’larından kimse görmez.
Sizin zaptedemediğiniz hastalıklı beyinlere alınacak tedbir kadına ket vurmak değil, erkeğin göstereceği sapıklığı cezalandırabilmektir.
Kadının kahkahasından, giysisinden, yürüyüşünden tahrik oluyorsa bir adam, çözüm ya tedavi ya yargıdır.
Sizden olmayan herkes ve özellikle kadın üzerinde kurduğunuz baskı ile yine de korkacağınız şey bir kadın kahkahası olabilir.
Hani cinnetten az önce, normalden öte bir gülmek gelir ya insana.
Tüyleri diken diken eden, gözlerden alev fışkırtan, karşısındaki donakaldıran delice bir kahkaha...
İşte onu duyarsanız ki yakındır. Korkun cidden.
Anaların haykırışından, öfkesinden, gözünün yaşından ve delirttiğiniz kadınların dehşet kahkahasından korkun.
Bize yıktığınız ahlakın yerine başka ahlak öğretmeye kalkmayın.
Bizim yetiştirdiğimiz erkekler, emziren kadının gözüne bakabilen erkekler, kadını elde ettiğinde değil, aşık ettiğinde gurur duyan adamlar, kadını zaptettiğinde değil, güldürebildiğinde mutlu olan insanlar.
Bizim erkeklerimiz; insanlar.
Onlardan korkmuyoruz, yanımızda, omuz başımızdalar.
Gördün bizi parklarda, sokaklarda yan yana. Binlerce milyonlarca kişi hayatta kalmaya direnirken ağaç gölgelerinde, bir sizin aklınıza geldi çadır içlerinde seks yapılıyor olma ihtimali.
Oysa o çadırlarda, dikişler atılıyordu açık yaralara, resimler çiziliyordu pankartlara, çocuklara oyunlar oynatılıyordu.
Aşktan uzak, kitabına göre yapılmış sevişmelerin sonucu doğan, anası ile babasını hiç öpüşürken görememiş, sevgiyi hissetmemiş çocukların bilmediğinden korkması gibi sizin bu cinsellik korkularınız.
Tüm zevklerin ötelendiği bir öte dünya fantezisi ile kitleleri gütmeye niyetlenmişsiniz.
Çizdiğiniz cennet tabirlerinde sunuyorsunuz tüm dünyevi yasaklarınızı. Yasaklı şarabı çeşmelerden akıtıyor, kat kat kumaşlara sardığınız kadınları huri eyleyip çıplak dolandırıyorsunuz.
Cennetiniz bile adil değil.
Erkeklere onlarca huri, kadınların tek erkeğine yüzlerce bel kuvveti veriyorsunuz. matematiğiniz bile tutmuyor.
Cennet dediğin, tadamadığın tüm yemekler, gidemediğin tüm ülkeler, tanışamadığın tüm halklar, okşayamadığın tüm hayvanlar, okuyamadığın tüm kitaplar, koklayamadığın barış bile değil.
Biz zaten aşık olup el ele tutuşunca kurmuşuz cennetimizi, bilmediğimiz bir göğün altında güneşi doğurunca ermişiz, bir çocuğa burs olunca çoğalmışız, bir fidan daha dikince nefes almışız, biz bir sarhoşluk anı şarkılar söyleyip sokaklarda özgürlüğü koklamışız.
Yani biz tur dönmüşüz aslında, ihtiyacımız yok sahte ahlak uyarılarınıza.
Çünkü biz yasak diye vazgeçmek yerine, yasağa rağmen sevmişiz.
Şimdi hayatımızda hiç bir yeri olmayan bir adamın lafı üzerine değil ama tadını bildiğimiz özgürlük adına;
O işten atılmamıza sebep göğüs dekoltelerimizle siper oluruz TOMA’lara, sizin görmekten imtina edeceğiniz bacaklarımızla arşınlarız sokakları gerekirse eteklerimizi savura savura, ayıp saydığınız omuz başlarımızın üzerinde göğe uzanır kollarımız, size erotik bir müzik gibi gelen ince seslerimiz çığlık olur haykırırız.
Ve sen üzerimize tüfekler de doğrultsan efendi, kadın doğmuşuz, kadın öleceğiz ya; biz o kahkahayı atarız.
Sen otur kendi iffetine yan.

ÖNCEKİ HABER

Kahkahamın kahyası

SONRAKİ HABER

Lice katliamı davasında verilen beraat kararı hukuka uygun bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa