İlk anlatıcı

İlk anlatıcı

Belki gözünüzde canlanacaktır: çok iyi bildiğimiz ama nereden hatırladığımızı bilmediğimiz bir sahne:Bir topluluk var. İçlerinden biri bir masal anlatıyor. Toplananların özel bir amacı var mı,

Ezel AKAY*

Belki gözünüzde canlanacaktır: çok iyi bildiğimiz ama nereden hatırladığımızı bilmediğimiz bir sahne:
Bir topluluk var. İçlerinden biri bir masal anlatıyor. Toplananların özel bir amacı var mı,

bir ordu mu bunlar sadece bir kalabalık mı,
yoksa bir kabile mi bilmiyoruz.

Ama onları bir kardeşler topluluğu gibi görüyoruz çünkü ayni masalın etrafında toplaşmışlar.

Masalı anlatan onlardan biri mi yoksa bir yabancı mı anlayamıyoruz.

En azından onların anlayacağı dilden konuşuyor, belki sadece masalı anlatabilecek yetenekte, ya da bu anlatı onun hakkı, ya da onun vazifesi!

Masaldan önce bunlar böyle birarada değillerdi, anlatı onları biraraya getirdi.

Aslında masal da diyor ki, herkes dağınıktı masaldan önce, kimi omuz omuza, kimi birbirlerine karşı çalışıyordu, ama birbirlerinin farkına varmadan geçiyordu zaman.

Ama bir gün, içlerinden biri bir köşeden çıktı, sanki uzun bir yolculuktan, belki bir sürgünden dönmüş gibi, bir anda ilham gelmiş gibi ortaya yürüyüverdi.

Kendine şöyle uygun bir yer seçti, bir moloz yığınının üstüne çıktı,  yıldırım çarpmış bir çınarın dibine dikildi. Ama hem kenarda, hem de herkesin görebileceği bir yerde masalı anlatmaya başladı.

Anlatıcısı değersiz, anlatılması değerli bir masalı! Herkesi biraraya getiren masalı!

Umarım hepimiz, her zaman, bir araya gelmemize neden olacak masallara ve anlatıcılarına sahip oluruz!

*Yönetmen

Not: Bu yazıya Fransız Felsefeci Jean Luc Nancy*’nin The Inoperative Community eseri ilham olmuştur.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ezel Akay