02 Nisan 2014 10:00

Üst kattaki terörist ağabey olunca

Daha çok yaratıcısı olduğu Behzat Ç. romanları ile tanınan Emrah Serbes’in okurları için en az Behzat kadar hayranlık uyandıran bir öykü kitabı vardır, Erken Kaybedenler. Çoğunlukla taşranın muhafazakar ikliminde yaşayan mağrur ve saftirik ergen çocukların hüzünlü olduğu kadar komik hikayeleridir Erken Kaybedenler. Kahraman bir neslin süngüsünün nasıl ve neden düştüğünün eğlenceli dramıdır. Kitabın en özel öykülerinden biri de kuşkusuz ‘Üst Kattaki Terörist’tir.

Paylaş

Devrim ACAROĞLU
İstanbul

Daha çok yaratıcısı olduğu Behzat Ç. romanları ile tanınan Emrah Serbes’in okurları için en az Behzat kadar hayranlık uyandıran bir öykü kitabı vardır, Erken Kaybedenler. Çoğunlukla taşranın muhafazakar ikliminde yaşayan mağrur ve saftirik ergen çocukların hüzünlü olduğu kadar komik hikayeleridir Erken Kaybedenler. Kahraman bir  neslin süngüsünün nasıl ve neden düştüğünün eğlenceli dramıdır. Kitabın en özel öykülerinden biri de kuşkusuz  ‘Üst Kattaki Terörist’tir.

Teröristleri sevindirmemek için, mayına basıp şehit olan ağabeyinin arkasından 7 yıldır tek bir damla gözyaşı dökmemiş olan 12 yaşındaki Necmettin her gün Uğur Dündar’a ulaşıp “Şehidin kardeşi hâlâ ağlamadı” demek ister. Televizyonda şehit cenazelerini izlemeyi sevmez, hele cenazede ağlayanlardan nefret eder, vatan haini olduklarını düşünür. Her sene ocak başkanı tarafından yenilenen asker üniformasını üzerinden çıkarmaz Nurettin. Nihayet terörle mücadele fırsatı Nurettin’in ayağına gelir. Üst katına bir genç taşınır. Öğrenci olması kimin umrunda, saçlı sakallı, üstelik Kürt… Yani kesin terörist…

Sami Berat Marçalı tarafından tiyatroya uyarlanan oyun kısa süre önce İkinci Kat’ta sahnelenmeye başladı. Oyunun sahneye konması için uzun süre çocuk oyuncu aranmış. Bazı çocuklar gelmiş ama ya aileleri böyle sert bir oyunda rol almalarını istememiş ya da çocuk becerememiş. Neredeyse vazgeçilecekken Denizhan çıkmış karşılarına. Aslında Denizhan ve Emirhan demek daha doğru. Oyuncu ikiz kardeşlerden Emirhan Suskunlar dizisinden tanınıyor. İkizlerle görüşen ekip kardeşlerden Denizhan’da karar kılar.

BİLMİŞ DEĞİL BİLEN ÇOCUK

Nam-ı diğer teröristle ve şehit kardeşi Nurettin’le birlikte röportaj yapmaya karar vermiştim vermesine de ilkokul yedinci sınıf öğrencisi bir çocukla bu kadar politik bir oyunu konuşabilecek miydim, konuşmak doğru muydu bir defa? Röportaja başlamak için Teröristimiz Bedir Bedir’i beklerken Denizhan yanıma gelip “Bence bu tapeler doğru, zaten yok ki böyle bir montaj teknolojisi” diye  muhabbet açınca rahatladım. Twitter ve YouTube’un kapatılmasına kızgındı, televizyonu “Bugün hangi tape çıkmış?” diye açtığını söylüyordu. İki yetişkin gibi tanışmıştık işte. Zaten bugünlerde kim “Havalar güzel gidiyor, şükür” diye muhabbet açıyor ki…

Tiyatronun bir çocuk oyuncu için dizi ya da sinemaya göre çok daha zor olduğunu söylüyor Bedir Bedir. “Dizide telsizle falan yönlendirebilirsin, şöyle yap böyle bak dersin anlık. Olmadı tekrar çekersin. Tiyatro ise başlar ve biter, geri dönemezsin.”   Denizhan ise oynamanın yanı sıra oyunda bağlama çalıyor şarkı söylüyor.

12 yaşında bir başka çocuğu oynayan 12 yaşındaki çocuğa oynadığı karakter ile kendisinin farklarını sormak zorundayım. “Nurettin’le aramızda bir benzerlik var; ikimiz de duygularımızı içimize atıyoruz, ağlamıyoruz. Ama çok hızlı tepki veriyor Nurettin, ben öyle değilim. Nurettin çok ters. Ben ona göre çok daha sakinim.” Nurettin’in dünyası ile kendi dünyası arasındaki farkı sorduğumuzda; o Kürtlere terörist gözüyle bakıyor ama ben insan gözüyle bakıyorum. Gerçi zamanla Nurettin de benim gibi düşünmeye mecbur kalıyor.” Semih’ten (terörist) nefret etse de, onu yok etmek istese de Semih’in bir şekilde Nurettin’in ağabey boşluğunu doldurduğu söylüyor Denizhan. “Birlikte zaman geçirdikçe, birbirlerini tanıdıkça, Nurettin ön yargılarını bir tarafa bırakıyor”.

SADECE KÜRTLER DEĞİL ARTIK HERKES ÖTEKİ


Üst Kattaki Terörist terörle mücadelede 90’lar ruhuna sahip bir hikaye. Bugün oyunlaştırıldığında özü itibarıyla değil ama atmosferinin biraz geçmişe ait kalabileceği kaygısını taşıyarak oyuna geldiğimi paylaştığımda, “Tabii ki on yıl öncesi gibi bir durum yok ama Türkiye’nin bu düşmanlığı aştığını söyleyemeyiz” diyor Bedir Bedir. “Eski bilgisayarın tedavülden kalkması gibi organik bir değişim var ama halledilmiş bir mesele de yok ortada. Berkin Elvan’ın bir terörist olarak ilan edilmesi… Aleviler böyledir Kürtler böyledir gibi yargıların sürüyor olması… meselenin hâlâ var olduğu gösteriyor. Belki Gezi olayları büyük bir değişim de yarattı. İnsanlar bir takım kesimleri medyanın marifetiyle terörist gördüklerinin farkına vardılar. Biz terörist olduk bir kere. Duyduğuna inanma yaşadığına inan dedirtti. Bursa’da yaşadığım mahallede de Kürt ve Alevi insanlar vardı. Çok sevilmelerine rağmen gizli bir tehdit altında yaşayan bir ailenin köyüne geri dönmek zorunda kaldığını hatırlıyorum. Çok değil 93’te ülkeyi terk etmek zorunda kaldı Ahmet Kaya. Emrah’ın yazdığı döneme çok daha cuk oturan bir hikaye Üst Kattaki Terörist. Ama meseleyi Kürt’e indirgemeyip öteki olarak algılarsak şimdi çok daha fazla öteki var. Artık herkes öteki, üniversite öğrencilerine kadar… Ötekinin gözünde de öteki öteki. Birbiri ile gerçek ilişki kuramamış, tanıma fırsatı yaratılmamış, buna izin verilmemiş kesimler kendisine benzemeyeni öteki görüyor. Tanımadığına mutlaka düşmanlaşıyor.”
Nurettin Karadenizli bir ailenin çocuğu, annesinin şivesinden rahatlıkla anlıyoruz bunu, kentin kıyısında bir mahallede yaşadıkları da sır değil. Oyunun hikayesi içinde değişime uğrayan ön yargılara sahip aile tipik bir muhafazakar aile. Oyunu izleyen profilin daha çok bu meseleyi “aşmış” görünen bir kesim olması hakkında ne düşündüğünü soruyorum Bedir’e. Oyuncu olarak bu sıkıntıyı çok yaşadığını söylüyor. “Benim mesele ettiğim şeyi kendisi de mesele yapmış insan geliyor oyuna. Bu her sanatta var. Ama burada şöyle farklı bir şey var; bu oyuna gelen insanlarla aynı fikirde olduğumuzu sansak da pek çok solcu ya da Gezi Parkı’na katılmış insanda da üniter kafa var. Mesele Kürt meselesi olunca kafalar çok karışık çünkü.”
Üst Kattaki Terörist’in iki başrol oyuncusu Bedir Bedir’in ve Denizhan Akbaba’nın ortak bir çağrısını duyuralım. “Gelin bu oyuna ve gerçekten bir insana insan olarak bakmaya başlayın.”

PRÖMİYERDE STARDI, SABAH SINAVA GİTTİ


Denizhan’ın annesi Ayla Hanım iki oğlunun peşinden o dizi seti senin bu tiyatro provası benim koşturuyor. Oyunculuğun yanında karakalem çizim yapan, dans eden, müzikle ilgilenen, dizi senaryosu yazan özel bir çocuğun annesi Ayla Akbaba. Oğlunun dört senedir pek çok reklam filminde ve dizide rol aldığını anlatan anne, tiyatroyu ailecek çok sevdiklerini ve oğlunun İkinci Kat ekibi ile buluşmasının büyük şans olduğunu söylüyor. “Prömiyerde stardı, ama sabah okula sınava gitti, dönüp arkadaşı ile film izledi. Tiyatro tiyatroda kaldı. Gazetelerde fotoğrafları çıktı, hayran sayfaları yapıldı, AVM’de tanıyıp fotoğraf çektiren de oldu. Belki de Suskunlar dizisinde pedolog yardımı ile çalışmanın etkisiyle mütevazılıklarını bozmadılar. Bu bizim için çok önemliydi.”

‘SENARYOYU İKİ GÜNDE EZBERLEDİM’

İlkokul birinci sınıftan beri ilgisi varmış tiyatroya Denizhan’ın. Tiyatro oyunları olan bir televizyon kanalını izler, “Acaba sahnede olsam nasıl olur, korkar mıyım” dermiş, rüyasına girermiş tiyatro. “Ben tiyatroyu hiç böyle hayal etmemiştim. Daha çok küçük küçük oyunlar olur, hayvan falan olursun diye düşünüyordum.” diyor. “Aslında hâlâ öyle çocuklar için ama sen o evreyi geçerek başladım” diyor Bedir gülerek.

İlk tiyatro deneyiminde ne tür zorluklar yaşadığını soruyoruz 12 yaşındaki oyuncuya. Geceleri geç saatlere kadar çalışmak yormuş tabii Denizhan’ı, sesi kısılmış. Oyunculuk açısından yaşadıklarını “En başlarda zorlandım. Nurettin olmalıyım ama Nurettin’i bulamıyorum içimde. Bakıyorum Denizhan’ım hâlâ. Zaman içerisinde yavaş yavaş Nurettin’i bulduğumu düşünüyorum” sözleriyle anlatınca Bedir gülerek ekliyor; “Bu bir tiyatrocunun belli bir süre sonra söyleyebileceği bir sözdür. Bir defa matine suare oynadık, matinenin ortasında  kulise geldi. ‘Denizhan ritimsiz gidiyoruz, sen lokomotifsin, yüklen’ dedim. ‘Bedir ağabey akşam da oynayacağız ya, enerjim kalsın diye dengelemeye çalışıyorum’ dedi.” Senaryoyu eline aldıktan iki gün sonra bütün sahneleri ezberlemiş Denizhan. Replikleri unutan oyuncu arkadaşlarına hatırlatma yapıyor provalarda. “Ezberledim ama ezbere oynamamak gerektiğini, karşımdakini dinlemeyi öğrendim. Böyle olunca doğaçlama yapıyoruz. Duygu aynı olunca başka kelimelerle anlatabiliyorsun”.

Üst Kattaki Terörist bitince tiyatroya bir ara vermek istiyor Denizhan. Bir sinema filmi çekmek istiyormuş. Kendi yazdığı sinema ve dizi senaryoları var. Kurt adamlarla ilgili yazdığı diziyi arkadaşları ile çekmeyi düşünüyor. 

ÖNCEKİ HABER

PSG’nin ‘zamanı geldi’ mi?

SONRAKİ HABER

AYM'ye bireysel başvurularda adil yargılanma ihlali birinci sırada

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa