16 Mart 2014 00:26

Neden ÖTK, nasıl ÖTK

Avrupa’da bizdeki öğrenci konseyi benzeri ESU var. Biz bu yapıya adaylık için başvurduk. BM gençlik organizasyonlarına katılıyoruz. G20’nin gençlik ayağı Y20’ye katılmıştık. Bu sene de katılacağız. NATO’nun gençlik toplantısına katıldık ve bundan sonraki süreçte de orada yer alacağız

Paylaş

Elif ERGİN
İstanbul Üniversitesi


Dergimizin son iki sayısında yapmaya uğraştığımız ve nihayet 201. sayıya yetiştirebildiğimiz bir röportaj bu. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Öğrenci Konsey Başkanı Mustafa Ersen Ergun ile görüşme yapabilmek için önce İÜ Öğrenci Konseyi üyesi Hanife’yi aradık. Birkaç telefonlaşmanın ardından nihayet randevularımızı ayarladık. Hanife ‘Mustafa Bey’in zamanı olmadığını ancak yarım saat konuşabileceğimizi söylüyor. Görüşme ayarlanabildiğine şaşırmış bir halde olur yarım saatte hallederiz diyorum. Yağmur yağıyor ve hava soğuk, bir kafeye oturuyoruz. Çayları söylüyoruz, ses kayıt tuşuna basıyoruz ve başlıyoruz röportajdan çıkıp yuvarlak masa sohbetine dönen konuşmamıza.

YARININ LİDERLERİ

‘Yarının Liderleri’ proje çalışmasına yetişmesi gerekiyormuş Mustafa, bunu belirtiyor ve ekliyor: Yarım saatimiz var. Yarının Liderleri nedir, nasıl bir projedir diye soruyorum ilk olarak.
“Türkiye Öğrenci Konseyi (TÖK) olarak geçen yıl Türkiye çapında başlattığımız çalışmamızdı. TÖK’de 28 Aralık 2011’de göreve geldikten sonra hem İÜ Öğrenci Konseyi için hem TÖK adına bir planlama gerçekleştirdik. Hem bu yapıyı kurumsallaştırmak hem de taşıdığı temsiliyete hakkını verebilmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Çalışmalarımızı üç temel ayak üzerine oturttuk.” diye bir giriş yapıyor. Ardından sıralıyor: “Birincisi öğrencinin sorun olarak gördüğü ve mağduriyetler yaşadığı konularda onlara yardımcı olabilmekti. Bunun adına atılan adımlar güzel gelişmeler doğurdu. 1. öğretim harçlarının kaldırılması, tüm üniversitelere bütünlemelerin gelmesi. Ki YÖK Başkanı da bunu açıklarken; ‘Öğrenci konseyi ile yaptığımız görüşmede aldığımız karar.’ diye açıklamıştı. Biz bu çalışmaları yaparken YÖK yasasıyla ilgili çalışmalar vardı. Bunun için temsilci arkadaşlarımızla bir çalıştay gerçekleştirdik.”

ÖĞRENCİSİZ YÖK YASA TASARISI 5 PARA ETMEZ

Uzun cümlelerle sözünün arasına girilmesini istemez bir tarzda konuşmaya devam ederken nefes aldığı bir anı yakalayıp soruyla bir ara yaratıyorum. YÖK yasası değişikliğine ilişkin bu çalıştayın içeriği neydi? Öğrencilerin böyle bir çalışma yaptığınızdan haberi var mıydı?

“Öğrenci temsilcilerinin seçimi ve toplantılarda oy kullanması noktasında durduk. Özellikle oy kullanmasını çok önemsiyoruz. Ve öğrenciler adına tüm karar mercilerinin içerisinde olabilmek istiyoruz. Ancak YÖK’ün yayınladığı açıklamalar bizim söylediklerimizden uzak şeylerdi biz de bir tepki ortaya koyduk.

Nasıl bir tepki ortaya koydunuz diye sorduğumda başlattıkları kampanyanın ismiyle devam ediyor sözüne.

“ ‘Öğrencisiz YÖK Yasa Tasarısı 5 Para Etmez’ diye bir kampanya başlattık. Her yere sandık götürdük ve içine beş kuruşlar attık. İstanbul Üniversitesi olarak, birinci ligde oynayan kadın basketbol takımımızın maçına gittik ve sahada pankart açtık.”

DIŞ POLİTİKAYLA UYUMLU HAREKET EDİYORUZ

En başta konuşmaya başladığımız ve yarım kalan ‘Yarının Liderleri’ projesinden devam ediyoruz.

“İkinci adımımız uluslararası temsiliyet için. Avrupa’da bizdeki öğrenci konseyi benzeri ESU var. Biz bu yapıya adaylık için başvurduk. BM gençlik organizasyonlarına katılıyoruz. G20’nin gençlik ayağı Y20’ye katılmıştık. Bu sene de katılacağız. NATO’nun gençlik toplantısına katıldık ve bundan sonraki süreçte de orada yer alacağız. Bir de mesela Fransa’da Sarkozy döneminde, Ermenilere ilişkin orada bir konferans düzenleyip Fransızca mektuplar gönderdik. Ülkemizin dış politikalarına uyumlu olarak oralarda da bulunmayı önemsiyoruz.”

Yine araya giriyorum. Tüm bu uluslararası meseleleri bir kenara bırakalım. İkinci öğretim harçları kaldırılmadı, polisler okul içine sokuldu, okulumuzun öğrencisi Özge öldürüldü. Bunların hepsi öğrencilerden tepki topladı ama konseyin bir açıklaması olmadı diyorum.

Mustafa ise; “Bu sorunların giderilmesi noktasında adımlar atıldı, atılmaya devam edecek. Bu arada Özge konusu açıldı buradan ailesine sabır diliyorum. Umarım bu tip olaylar azalır hiç olmaz.” diyerek cevaplıyor beni.


SEÇİMLER İZLENSİN VE DENETLENSİN

Oy hakkı ve temsiliyet noktaları üzerinde bu kadar vurgulu konuşunca yine lafını kesiyorum Mustafa’nın. Öğrencilerin söz ve karar hakkına sahip olmasının önemini vurguladınız konuşurken. Seçimlerin ertelenmesine dair bir açıklama da yapmadınız. ÖTK seçimlerinin ertelenmesi için YÖK yönetmeliğindeki değişiklik gerekçe olarak kabul edilebilir mi?
“Seçimlerin zamanında olmasını, bunun tamamen üniversite içindeki yapılarla izlenmesini ve denetlenmesini istiyoruz. Biz çalışmaları hızlandırabilmek için öğrenci konseylerinin yapısına ve nasıl olması gerektiğine ilişkin üniversitelere yazı gönderdik. Bu görüşlerin raporlanmaları hala sürüyor.”


FARKINDALIK YARATMAK GEREK!

Kadın öğrencilere dönük bir projesi var ÖTK’nın, ismi ‘Elif’. Bu projeyi soruyorum.

“TÖK olarak, sosyal farkındalık ve toplumsal beraberlik adına gönüllülük esasına dayalı bir çalışmayı baz alan iki proje attık ortaya. Biri ‘Yarının Liderleri’ diğeri ‘Elif’ projesi. Kadınların kendilerini geliştirebilecekleri bir proje yapalım dedik. Kadın katılımını arttırmak, öğrenci temsilciliklerinde kadınlara imkanlar yaratmak gerekir diye düşündük. Farkındalık yaratmak gerek.”

Farkındalık diyorsun da nasıl olacak bu farkındalık?

“Örneğin hukuk fakültesinde 6000’den fazla öğrenci var. Bu projelere gönüllü katılan arkadaşlarımızla, temsilcilerle, yaptığımız toplantılarla farkındalık yaratabiliriz.”

ÖĞRENCİLERİN ÇOĞU KONSEYİN VARLIĞINDAN HABERSİZ

Öyle düşünmediğimi belirtmek için söze giriyorum yine. Farkındalık her sınıfın kendi meclisinin, temsilcisinin olduğu ve öğrencilerin söz, yetki, karar hakkını kullanabildiği, temsilcisini denetleyebildiği, tartışabildiği bir şekilde olabilir. Başka ülkelerden örneklerle hatırlatma yapıyorum. Türkiye’ye baktığımız zaman seçim erteleniyor, söz hakkı öğrencilerin elinden alınıyor ama siz hala ESU’dan, oraya girmekten bahsediyorsunuz.

“Seçimlerin ertelenmesindeki sebep biz değiliz ki. Bunun gerçekleşebilmesi için belli aşamaları kat etmek gerekiyor. Öğrencilerin çoğu konsey diye bir yapının varlığından habersiz. Mesela ben İstanbul Öğrenci Konsey Başkanı olurken Türkiye Öğrenci Konseyi diye bir yapıdan habersizdim.”

MEVCUT MEKANİZMAYI BİZ DE PROTESTO ETTİK

Bu aşamalar kat edilmiş zaten. İlk ÖTK deneyimine, ODTÜ ÖTK deneyimine bakarsak bunu anlayabiliriz. İlk ÖTK öğrenciler tarafından örgütlenmiş ve her konuda oy hakkına sahiplermiş. Kafasını kaşıyıp gözlerini kısarak hatırlamaya çalışıyor ODTÜ ÖTK’yı ve devam ediyor.

“Tam olarak bu deneyim gerçekleşmiş mi bilmiyorum. İyi noktalara vardığı konusunda da emin değilim. Bence gelmemiş.

Neden? Orada öğrencilerin yönetimde bir söz hakkı var. Şimdiyse siz, öğrencilerle ilgili bir konu olursa toplantıya çağrılıyor, istedikleri zaman toplantıdan çıkıyor ve oy ya da söz hakkına sahip olamıyorsunuz. ODTÜ deneyimi ise bambaşka.

“YÖK yasa tasarısıyla ilgili yaptığımız protestonun derdi oy hakkına sahip olabilmekti. Sandıkları aldık götürdük, içine beş kuruş attık. Mevcut olan mekanizmayı biz de protesto ettik.”
Ben soruma hala yanıt alamadım ama Elif projesi sorum da arada kaldı deyince gülüyoruz çünkü saate baktığımızda yarım saatlik süremizin bir saate yaklaştığını fark ediyoruz. Artık ayrılmanın vakti gelmiş oluyor. Tartışmalarımızı tüketmemiş olarak toparlanıyoruz. Kafeden çıkarken hala demokratik üniversite ve bir kadın konferansı üzerine tartışıyoruz. Metroya binene kadar tartışmaya devam ediyoruz. Benim de bir kulüpte olduğumu öğrenince; “Mutlaka okulda bu konular üzerine tekrar bir araya gelelim ve konuşalım.” diyor. Farklı yönlere doğru ayrılıyoruz. O geç kaldığı randevusuna yetişmek için devam ediyor ben de 1 saatlik bu ses kaydını çözme derdiyle biniyorum metroya.


DEVLETİN SUNDUĞU BİR SEÇENEK

Peki pratikte karşılığını buluyor mu Elif projesi? Hükümet sözcüleri de evlenirseniz kredi borcunuzu sileriz diyor ya. Öğrenci konseyi hiçbir şey söylemedi. Sessiz kaldı...

Ben bir şey sorabilir miyim diyor. “Evlenirken öğrencinin kredi borcunun silinmesi kötü bir şey mi? Kredi sistemini beğenir beğenmeyiz ama devlet borç veriyor ve sonra ödemesini istiyor. Böyle bir sistem var. Bakan da diyor ki, evlenirken sileriz. Bu kötü bir şey olabilir mi?”

Ben de onun sorusunu, tam da öyle kötü bir şey diye yanıtlıyorum. Neden evlenirsen borcunu silerim diyor? Neden 20 yaşlarındaki gençlere evlilik dayatılıyor? Temel nokta burada, kredi değil evlilik meselesi. Neden üniversite öğrencileri evlenmeye teşvik edilir?

“Burada alternatifler sunulabilir tabi. Bizce bireysel bakış açısını ilgilendiren bir konu. Başkası farklı bir şekilde bakabilir. Devlet böyle bir öneride bulunmuş. Bu yol da devletin sunduğu bir seçenektir. Beğeniriz beğenmeyiz.” diyerek tartışmayı bitirmek istiyor.

ÖNCEKİ HABER

Üniversiteli kadınlar artık yalnız değil

SONRAKİ HABER

Fransa yapımı silahları araştıran gazetecilere soruşturma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa