Dershane bahane, eğitime darbe!

Dershane bahane, eğitime darbe!

Meclise gelen Dershane Yasası’nda yok yok! Bakanlığın yerel kadroları tamamen değiştirilecek. Müdürleri valiler atayacak. Özel okullar ihya edilirken, eğitimcilerin hakları biraz daha kırpılacak.

Metin AKARSU
İstanbul


Uzun süredir ülke gündemini meşgul eden ve tartışmalara neden olan dershanelerin özel okula dönüştürülmesi ile ilgili yasa taslağı TBMM’ye gönderildi. 29 maddeden oluşan yasa tasarısının sadece birkaç maddesi dershanelerle ilgili. Yasayla bakanlığın yerel kadroları tamamen değiştirilecek.  Özel okullar ihya edilirken eğitimcilerin hakları biraz daha kırpılacak.

SİYASİ ATAMA GELİYOR

Yasa taslağında en çok dikkat çeken maddesinde 81 ilin milli eğitim müdürlerinin görevlerinin ‘kanun yürürlüğe girdiği tarihte’ sona ereceği belirtiliyor. Okul müdürü ve müdür yardımcısı atama yetkisi de valiliklere bağlanıyor. Eğitim uzmanları değişikliği Hükümetin en alt kademeden en üste kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemediğinin göstergesi olduğunu belirtiyor.

Yasayla birlikte Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan üst düzey yöneticilerin hepsi değişiyor. İşte TBMM’ye sunulan yasa tasarısında öne çıkan maddeler:
* MEB’de görev yapan müsteşar yardımcıları, genel müdürler, grup başkanları, Talim ve Terbiye Kurulu başkan ve üyeleri ile birlikte 81 ilin il milli eğitim müdürünün görevi sona eriyor. Bu görevlerin “Bu maddenin yayını tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın” sona ereceği vurgulanıyor.
* Okul müdürü ve yardımcılarını atama yetkisi il milli eğitim müdürünün teklifi ile valiye veriliyor.
* Tasarıyla birlikte Milli eğitim bakanı proje yürüten okullara öğretmen atama ve yönetici görevlendirme yetkisine sahip oluyor. milli eğitim bakanına verilen öğretmen atama yetkisinin maddesi şöyle: “Yurt içi ve yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle iş birliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar, bakan onayıyla proje olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programları uygulanan okul ve kurumlar ile bakan onayıyla doğrudan bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri bakan tarafından yapılır”
* Yasa tasarısı ile Talim Terbiye Kurulunun görev ve yetkileri, milli eğitim mevzuatı konusunda ‘karar vermekten’ ‘görüş bildirmeye’ çevriliyor. Böylece kurulun statüsü ‘danışman’ seviyesine düşürülüyor.


DEVLET OKULLARI KİRALANACAK!

Dershaneler ile ilgili maddeler ise şöyle:
* Tasarı ile birlikte özel okula dönüşmek isteyen dershanelere devlet tarafından arazi tahsisinin önü açılıyor. Dershanelere 1 Eylül 2015’e kadar zaman veriliyor.
* Bakanlık devlet okullarını da özel eğitim kurumlarına kiralayabiliyor
* Devlet, öğrenci başına destek veriyor. Bakanlığın öğrenciler için vereceği para desteği özel okulların boş kalan kontenjanları kadar olması planlanıyor.
* Etüt merkezlerine 12 yaş sınırı geliyor.
*  Kurslar kapatılmıyor fakat tasarıda kursların herhangi bir sınava yardımcı olacak dersler veremeyeceği belirtiliyor.
* Dershanelerde en az 5 yıl çalışmış olan öğretmenler kamuda öğretmen olma şartlarını taşıyorlarsa KPSS’ye girmeden bakanlık tarafından sözlü sınav sonucu öğretmen olabilecekler.
* Özel okullarda görevli öğretmen ve yöneticilerin ücret ve çalışma süreleri ise özel kurumun inisiyatifine bırakılıyor.


EĞİTİM HÜKÜMETİN YAPBOZ TAHTASI

Eğitim Sen Eğitim Uzmanı Prof. Dr. Erkan Aydoğanoğlu, yapılan değişikliği bir yanıyla, AKP ve Cemaat arasında devam eden çatışmanın polis ve yargıdan sonra eğitim ayağı olarak değerlendiriyor. “AKP, torba yasa biçiminde düzenlediği bu yasa tasarısıyla eğitimde bugüne kadar izlediği yapboz politikasını devam ettiriyor. Bir taraftan eğitim sisteminde yaratmak istediği piyasacı, kamu kaynaklarını özele aktaran, kamusal eğitimi zayıflatan anlayışı sürdürürken, diğer taraftan yeniden siyasi kadrolaşma olarak ifade edebileceğimiz adımlar atıyor” diyen Aydoğanoğlu, AKP’nin 12 yıldır uyguladığı toplumu biçimlendirme politikasının bir parçası olarak eğitimi kendi siyasal ideolojik çıkarları doğrultusunda, hem yönetimsel hem örgütsel anlamda biçimlendirmeye çalıştığını belirtiyor.
Aydoğanoğlu, “Bunun için de işi dershane tartışmasına boğuyor, cemaatle kavgasını Milli Eğitim Bakanlığı'nda kendisini yeniden örgütlemek üzere fırsata çevirmeye çalışıyor. Çünkü cemaatin en güçlü olduğu alan eğitim teşkilatıdır. Bununla tek tek baş edemez. Cemaatin eğitimdeki 30 yıllık müesses nizamını paramparça etmenin hamlesidir bu aynı zamanda” diyor.  Aydoğanoğlu, okul müdürleri ve müdür yardımcılarının da artık valiler tarafından atanacak olmasını şöyle değerlendiriyor: “Bu düzenleme ipi sağlam kazığa bağlama çabasından başka bir şey değil. Hükümet en üst kademeden en alt kademeye kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemiyor.”
Aydoğanoğlu, sınavla ve mülakat ile seçilen yöneticiler yerine getirilen bu uygulamanın aynı zamanda siyasi atama anlamına da geleceğini aktarıyor: “Dersane öğretmenlerinin sadece mülakatla, yani sözlü sınavla öğretmen nitelikli memur kadrosuna alınması da kadrolaşma yöntemlerinden biri. Tasarıda özellikle önemli noktalardan biri de
aday öğretmenlerle ilgili düzenlemedir.
 Buna göre aday öğretmenler 1 yıl sonunda disiplin cezası almazsa ve performans kriterlerine uygun olduğu anlaşılırsa sınava girmeye hak kazanacak. Bu, aday öğretmenlikten başlayarak iş güvencesini kaldırmanın adımıdır. Hem sendikal mücadeleye girmemesini engelliyor, hem de kamuda verimlilik düzenlemesine uygun bir öğretmen istihdamı hayata geçirilmek isteniyor. Bu çok tehlikeli bir şey…”

YENİ BİR KADROLAŞMA ADIMI

Eğitim  Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik ise MEB kadrolarının değişimini, AKP’nin yeni bir kadrolaşma adımı olarak ifade etti. Bozgeyik, AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda, vekalet ile görev yapan 10 bin müdür ve müdür yardımcısının görevine son vererek, yeni atamalar ile kendi kadrolarını okullara yerleştirdiğini hatırlattı. Bugün yaşananlarında buna benzer olduğunu aktaran Bozgeyik, 17 Aralık operasyonundan bugüne kadar 7 il milli eğitim müdürünün görev yerinin değiştirildiğini, Hükümetin taslakta yer alan son değişiklik ile birlikte ise Cemaatin yerine kendi kadrolarını atamayı planladığını aktardı. Her şeyin Ankara’dan yönetildiği bir anlayışın doğru olmadığını söyleyen Bozgeyik, okulların yöneticilerinin sınavla ya da atama ile değil o okulların bileşenlerinin seçimi ile gelmesi gerektiğini aktardı. AKP’nin katılımcılığı esas almayan anti-demokratik uygulamalar sergilediğini ifade eden Bozgeyik, yeni tasarının da bunun bir parçası olduğunu belirtti.

YENİ BİR SİSTEM GETİRMEYİ AMAÇLIYORLAR

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden Fatma Gök, AKP Hükümetinin çatışmalar yaşadığı Cemaat kadrolarını temizleme amacı taşıdığını ifade etti. Gök, demokratik bir eğitim sisteminde, yapılacak görevlendirmelerde bütün bileşenlerin söz sahibi olması gerektiğini aktarırken, okul müdürlerinin valiler tarafından atanmasının anti-demokratik bir dayatma olduğunu belirtti. Okul Müdürlerinin, okuldaki eğitimin kalitesini belirleyen önemli bir faktör olduğunu söyleyen Gök, Okullardaki, MEB’deki yeni kadroların kim olacağını ve nasıl seçileceğini sordu. AKP Hükümetinin tamamen yeni bir sistem getirdiğini ve yerini sağlama almaya çalıştığını ifade eden Gök, bu kadar merkeziyetçi ve antidemokratik bir uygulamaya her kesim tarafından karşı çıkılması gerektiğini belirtti.


ÖZEL OKULLARA KAYNAK TRANSFERİ

Prof. Dr. Nejla Kurul (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimin Yönetimi ve Politikası Bölümü Öğretim Üyesi):
AKP, 17 Aralık operasyonu öncesinde yapmış olduğu otoriter ve yetkeci alışkanlıklarını ‘paralel devlet’ yapısından kurtulmak umuduyla sürdürüyor. Ülkeyi tartıştırmadığı torba yasalarla ve kanun hükmünde kararnamelerle yönetmeye çalışıyor. Eğitimin rotasını, okul bileşenlerini hiç umursamadan ve Bakanlığı teğet geçerek, AKP’nin iktidarı yitirme korkusu ve cemaat öfkesine göre çiziyor. Bu uygulamaların güç ve iktidar için yapıldığı ve bilimsel hiçbir temelinin olmadığı açıktır.
Bununla da kalmıyor, özel okulları, merkezi bütçeden desteklemenin önünü açıyor. Özel okullara arazi tahsis ediyor; devlet okullarını bu okullara kiralayabiliyor. Devlet okullarında, binlerce okulda olanaksızlıklar büyürken, binlerce öğrenci birleştirilmiş sınıfta eğitim görürken, ikili öğretim hâlâ çok yaygınken, taşımalı eğitimle küçücük çocuklar maliyet düşürmek için tehlikeli yollarda taşınırken, kalabalık sınıflarda eğitimin niteliği günbegün düşerken, özel okullara yapılmak istenen bu tür kaynak transferi haksızdır ve sosyal adaleti zedelemektedir.

www.evrensel.net