Yüksek topuklar

Yüksek topuklar

Peki Nermin ablayı bu kadar derinlemesine düşündüren olay neydi? 5 yaşındaki Tuğde beş günlüğüne geldiği evde ne yapmış olabilirdi

 

Hatice Özöğüt Anadolu Üniversitesi

 

 

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi bu romanın ana karakterleri kadın. 5 yaşındaki Tuğde ile beş günlüğüne yanında kaldığı Nermin ablanın arasında geçen kadın çekişmesi anlatılıyor romanda. Bu çekişmenin sebebi; Nermin ablanın görmek istemediklerini, kabullenemediklerini, üzerine çizgi çektiği geçmişini, görünmeyen alışılagelmiş kadın sorunlarını, 5 yaşındaki karakterimizin ortaya çıkarmasıydı belki de.

İçeriğinde bir çok konu var Yüksek Topuklar romanının. Ama ben bu yazıda kadının görünmez sorunlarını ve cinsiyet ayrımcılığını ele alacağım.

“Kocasından, çocuklarından, dünyadan kaçıp mutfaklara sığınan kadınlar geçti gözlerimin önünden, omuzları düşmüş, gözleri yarı kapalı bezgin kadınlar… Kaderin biz kadınlara kurduğu pusular…” diyerek bahsediyor Nermin abla kadınlardan.

MUTFAĞIN ‘SIĞINAK’ ROLÜ

Buzdolabının sesini dinleyerek içini yatıştıran kadınlar… Mutfağın nasıl bir sığınma yeri olduğunu bilmek … Aynı salatalığı defalarca yıkamak… Çaydanlık homurtusunda şifa bulmaya çalışmak ya da aspiratörün ince cızırtısında kendine bir düşünce adası yaratmak... Düşüncelerini sıraya koymak için mutfağa girerler. Kadınlar esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar. Kadınlar için hem siper hem sığınaktır mutfak. Her zaman sıcak aile yuvasının içimizi ısıtan sembolü haline gelmez; yaşayan ölüler haline gelmiş kimi kadınların morgudur aynı zamanda. Toprağa verilene kadar bekledikleri yerdir.

Peki Nermin ablayı bu kadar derinlemesine düşündüren olay neydi? 5 yaşındaki Tuğde beş günlüğüne geldiği evde ne yapmış olabilirdi? Tuğde’nin hiç bitmeyen alışveriş sevdası, kendini ‘kadınlaştırmaya’ çalışan halleri ile neredeyse her davranışı Nermin ablayı şaşırtıyor , 5 yaşındaki Tuğde’yi karşısında rakip bir kadın olarak görüyordu sanki. Nermin abla Tuğde’nin 5 yaşındaki bir kız çocuğu değil de, genç bir kadın gibi davranmasının nedenlerini anlamaya çalışıyordu aslında. Kız çocuklarının, toplum tarafından taciz nesnesi haline getirildiğini düşünmekten kendini alamıyordu Nermin abla.

GERÇEK OLAMAYACAK KADAR KABA BİR AYRIM

 

Bir oyuncakçı dükkanını gözümüzde canlandırdığımızda orada yalnızca bir oyuncakçı dükkanı görmüyoruz aslında. Kapitalizmin vahşi doğasının, cinsiyet ayrımcılığının çocuk psikolojisi üzerine yoğunlaşmış oyuncaklar görüyoruz.

 

Gerçek olmayacak kadar kaba bir ayrım apaçık bir çelişki halinde sergileniyor. Kız çocuklarla erkek çocukların dünyası böyle ayrılıyor aslında. Kızlar için ayrılan köşeler pembeli, cicili-bicili, simli-mimli ev eşyaları, giysiler, bebekler… Yani, kız çocuklarını daha sonraki çekirdek ailenin kutu evlerine hazırlayacak her çeşit nesnenin minyatürü bulunuyor. Peki ya erkek çocuklar? Onlar için de toplar, tüfekler, tabancalar çeşitli savaş kahramanlar raflarda sıralanmış bekliyor. Çocukların oynadığı oyuncaklarla kurdukları oyunlar yaşamda somut bir şekilde görülüyor zaten. Savaşan askerler, patlayan tüfekler, mutfağa tıkılmış, kucağında bebekle kadınlar...

Yüksek Topuklar kitabı sıradanlaşmış, kanıksanmış gerçekleri 5 yaşındaki bir kız çocuğu ile sıradanlıktan çıkarıyor. Her gün yeni bir gerçekle karşı karşıya gelen Nermin abla ile birlikte kitabın sonuna kadar Tuğde’ye karşı şaşkınlığınızın artacağı bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.

www.evrensel.net