Mülksüzler

Mülksüzler

Bilinen diğer tüm ütopik eserlerde toplumu bolluk ve refah içinde betimleyen yazarların aksine Ursula K. Le Guın, toplumu kısıtlı imkanlar içerisinde betimlemiş

İsmail Güzel/İstanbul Üniversitesi

“Hiçbir şey senin değil. Kullanmak için var. Paylaşmak için var. Eğer paylaşmazsan kullanamazsın.” diyordu Anarresli bir anne henüz iki yaşındaki çocuğuna. Birbirinin uydusu olan iki gezegendeki iki farklı toplumsal yapıyı ele alan kitabın başlangıcında. Bu gezegenlerden ilki hayatın alabildiğince mülkiyetçi olduğu Urras. Bu gezegen diğer gezegendeki Anarresliler’in de anavatanı. İki asır önce ünlü filozof keşiş Odo’nun takipçileri kanlı mücadeleler sonrası yapılan anlaşmayla Anarres gezegenine gönderiliyorlar. Burada komünal ve anarşist bir toplum oluşturan muhalifler, yeni yönetim anlayışından yeni bir dile kadar her şeye en baştan başlıyorlar.

İYELİK EKİ DAHİ KULLANILMIYOR

 Kitap bambaşka bir gezegende, bambaşka bir mülkiyet ve ahlak anlayışıyla toplum yapısı nasıl şekillenirdi sorusunun cevabını vermeye çalışıyor. Klasik evlilik kurumunu yok sayan sistemde, çocukların eğitiminin bireysel değil toplumsal olması gerektiğini savunuyor. Bir yönetim organının bulunmadığı toplumda, üretilen her şey paylaşılmakta, biriktirmek ise toplumsal olarak kınanmakta. Dillerinde iyelik eki dahi kullanılmıyor. Mesela hiçbir Anerresli “Başım ağrıyor” demiyor. Baş ağrıyor diyor. Bütün bunları Anerresli Shevek’in hayatı anlatılırken öğreniyoruz.

DİĞER ÜTOPİK ESERLERDEN FARKLI

Kalabalık içerisindeki yalnızlık ve toplumsal baskı konusunu her iki gezegende de irdeliyor yazar. Bireyin yaşadığı ve içerisinde bulunduğu toplumu anlamlandırmaya çalışma çabasını fazlasıyla işliyor. Ütopik olmak kaygısı gütmeyen yazar geniş bir hayalgücüyle cinsellikten üretime, mülkiyet duygusundan toplumsal yargılara kadar, birçok konuyu ayrıntılarıyla ve yaratıcı bir şekilde ele almış. Urras’taki mülkiyetçi toplumun bir Anarresli tarafından garipsenen durumunu ilgili bir şekilde yazabilmiş.
Bilinen diğer tüm ütopik eserlerde toplumu bolluk ve refah içinde betimleyen yazarların aksine Ursula K. Le Guın, toplumu kısıtlı imkanlar içerisinde betimlemiş. Bu yönüyle gerçekçiliği yakalamış olan eseri, içerisinde bilimkurgu öğelerinin sıkça kullanıldığı fantastik bir eser olarak görebiliriz.


 ‘GERÇEK ANARŞİST’
‘Gerçek anarşist’ fikirleriyle kendi toplumunde bile sivrilen Shevek, Urras’ı tanımaya, kendini fizik alanında geliştirmeye ve Urras’a gitmenin yolunu bulmaya çalışıyor. Yazar geliştireceği fizik teorisiyle tüm gezegenlerdeki hayatı değiştirebilecek bir fizikçi, kendi toplumunda muhalif bir lider ve uzun varoluşçu nutuklarıyla herkesi kendine hayran bırakılabilecek biri olarak tanıttığı Shevek’i mitsel bir kahraman haline getiriyor.



www.evrensel.net