El yordamıyla...

El yordamıyla...

Alabildiğine kuralsız, güvencesiz çalışma koşullarının egemen olduğu Çağlayan’da kadın işçiler, sigortaya, sendikaya, çalışan haklarına nasıl bakıyor? Kadın işçilerin çalışma koşullarını neler belirliyor?

Leyla GÜZEL- Neslihan KARYEMEZ

Hükümet,  güvencesiz, esnek, kuralsız ve örgütsüz çalışmayı yasalaştırmak üzere bir kadın istihdamı yasa tasarısı hazırlıyor. Kadın işçilere onların sorduğu bir şey yok, ama esas muhatap onlar olduğu için biz de onların ne beklediğini sormak için yanlarındaydık.
Çağlayan’da sendikalı çalışan tek bir işçi dahi yok, çalışma koşulları alabildiğine kuralsız, güvencesiz. Bütün bu kuralsız çalışma koşullarının içinde kadın işçinin kaderini belirleyenlerin arasına aile ve toplum baskısı da ekleniyor. Patronlar da bu durumu kendi çıkarlarına kullanıyor.
Çağlayan tekstil işçileri işe ilk girdiklerinde bobinden tut, parti malına, işi nasıl el yordamı ile öğrenmişse haklarını da el yordamı ile öğrenmek zorunda. Bir işçi sigortalı çalışmak isterse, sigorta priminin büyük bir bölümünü kendisi karşılaması gerekiyor. Bu yüzden kadın işçilerin çoğu, ekonomik kayıp olarak gördükleri sigortayı tercih etmiyor.
Sohbet ettiğimiz Fatma bunlardan biri. “Daha önce çalıştığım bir işyerinde patronum sigortamı yaptı. Primin yarısını ben, yarısını patronum ödedi. Oysa tamamını patronların ödemesi gerek. İki üç ay ödedim. Sigorta benim hiçbir işime yaramadığı için iptal ettirdim” diyor. Sadece Fatma değil Çağlayan’da kadın işçilerin çoğu, sigortalı çalışmanın kendilerine kazandıracağı hakların farkında değil. Haklarının bir bölümünün farkında olanlar da var elbette ama bu kez kadın olmak karşılarına engel olarak çıkıyor.

AİLENİN BASKISI PATRONUN İŞİNE GELİYOR
“Sendikalı çalışmak ister misiniz? Sendikalı olduğunuzda nasıl haklara sahip olursunuz biliyor musunuz?” gibi sorularımıza verecekleri net bir karşılığının olmadığını verdikleri yanıtlar kadar birbirlerine soran bakışları da belli ediyor. Bu soruya ilk yanıtı Melek veriyor. Melek “Sendika nedir bilmiyorum. Duydum ama ne işe yarar bilmiyorum. Tek bildiğim sigortalı çalışmadan sendikalı olamıyorsun. Kadınların çoğu haklarının farkında değil. Her yerde sigorta olmalı, sigortalı çalışmak herkesin hakkı! Sigortam yok. Evli de değilim ki eşimin sigortasından faydalanayım. Eskiden babamın sigortasından faydalanıyordum. Son çıkardıkları yasalarla onu da elimizden aldılar” diyerek kadınların haklarını koruduğu söylenen yasaların haklarını gasp ettiğini dile getiriyor: “Önceki işyerimde sigortamı yaptırmıştım. On ay sonra hastalandım. Hastaneye gittim. Sigortamın yatmadığını öğrendim. Patronuma nedenini sordum. Bana ‘sen bir şey söylemedin’ dedi. İnternet üzerinden sigortamızın yatırılıp yatırılmadığını takip edemiyoruz. Biz kadınların internet kafeye gitmesi çok hoş karşılanmıyor. Ailelerimiz ve çevremizin üzerimizdeki baskısı çok fazla. Patronlarımız da bunu kullanıyor.”

SIRTIMIZDAKİ YÜKÜN KAMBURU MU KALACAĞIZ?
Kadın işçilerin her şeyi zorlukla yaşamalarının bir diğer nedeni de toplumun kadınlara bakışı. Bu bakış açısını bir yönünü Hatice bizimle paylaşıyor. “Maaşlar kadınlar için daha düşük. Bence aynı olmalı. Kadınlar da erkekler de aynı işi yapıyorlar. Çalışma saatleri aynı ama ücretleri daha düşük olabiliyor. Aynı atölyede iki makinacı aynı işi yapmalarına rağmen aynı ücreti almıyorlar. Kadınların haklarını çalıyorlar. Sigorta yapılacağı zaman önce erkeğin sigortası yapılır. Çoğu zaman kadına sıra gelmez. Kadın işçilerin erkek işçilerle eşit tutulması gerekiyor. Kadınlar çalışmak zorunda olmasa evde çocuklarını bırakıp çalışmaya gitmez. Erkek evi geçindiren kişi, kadın ise eve ek gelir götüren kişi olarak görülür çoğu zaman. Bir işyeri işçi alacağı zaman genelde erkeğin askerliğini yapmış, kadının ise evli olmasını tercih eder. Patron kadını sigortasız çalıştırmak için kadının evli olmasını olanağa çeviriyor.”
Zorluklar ortada, peki çözüm nerede? Melek yanıt veriyor: “Kadınlar birlik olmadan bir iş yapamazlar. Anayasal haklarımızı bilsek de boştur. Önemli olan biz kadınlar hem hakkımız olanı almak için hem de toplumun sırtımıza yüklediği yükten kurtulmak için birlik olmak. Bundan başka yolu yok.”

Baba, abi, patron: Sigorta senin neyine?
Haklarının bir bölümünün farkında olan kadın işçiler de var; ama bu kez toplumsal yargılar engel olarak çıkıyor karşılarına. Aysel ve Bircan bunlardan sadece ikisi.
Aysel sohbete gözleri dolu dolu başlıyor “On iki yıldır aynı işyerinde sigortasız çalışıyorum. On iki yıl önce memleketten göçüp geldiğimizde hiç bir şey bilmiyordum. Yıllar bize hem işçiliği hem de haklarımızı öğretti. İşi iyice öğrendiğim zaman zoruma gidiyordu; benimle aynı işi yapan erkek arkadaşlarımızın sigortası vardı. Biz kadınların yoktu. Bir gün cesaretimi toplayıp patronumun yanına gittim. Sigorta istediğimi söyledim. Patronum, ‘Ben bu zamana kadar kadın işçilere sigorta yapmadım. Yapmam da” dedi. Nedenini sordum. ‘Siz yarın evlenip gideceksiniz kocanızın sigortasından faydalanırsınız’ dedi ve konuyu kapattı. Çok sinirlendim ama hiçbir şey yapamadım. O akşam eve gittiğimde babam ve ağabeylerimle konuştum. ‘Ben işimi değiştireceğim bu adam sigortamı yapmıyor’ dediğimde ailemin bana tepkisi ‘ne yapacaksın sigortayı’ demek oldu. ‘Biz başka işyerlerine güvenip gönderemeyiz seni. burası tanıdık’ dediler. İşte o gün anladım ki kadın olmak zor iş”. İşte bu Aysel’in öyküsü...
Bircan da 20 yaşında kadın olmanın zorlukları ile tanışmış. Bircan’la sohbetimize başlarken “Sendikalı olmak ister misin? Sendika nedir biliyor musun?” diye sorduğumuzda “duymuştum” diyor ve ekliyor “benim sigortam yok ki sendikalı olayım. Bizim sigortalı olmamız yasak, kadın olduğumuz için. Çağlayan’da sigortalı çalışmak istersen yarısını senin karşılaman gerekiyor. Babamla konuştum ‘sigorta senin neyine,  evlendiğinde kocanınkinden faydalanırsın’ dedi. Ben hiç bir şey diyemedim. Israr etsem ya küfür edip beni ağlatacaktı ya da dövecekti ben dayak yediğimle kalacaktım”.

www.evrensel.net