Madran Dağı’ndaki RES’in öyküsü
.

Madran Dağı’ndaki RES’in öyküsü

Çine Madran Babadağı, Aydın'ın en yüce en verimli dağıdır. Etrafını dolaşmak için 250 kilometre yol kat etmeniz gerekir. Hatta bir kısmı Muğla ili sınırı kapsamında yer almaktadır.

Ahmet Uslu

Çine Madran Babadağı, Aydın'ın en yüce en verimli dağıdır. Etrafını dolaşmak için 250 kilometre yol kat etmeniz gerekir. Hatta bir kısmı Muğla ili sınırı  kapsamında yer almaktadır. Madran Babadağı nereden babalığı hak etti, tartışılsa da, benim bildiğim şu; Fatih Sultan Mehmet döneminde askere alınan Amasya köyünden Musa adında bir asker, savaşta çok iyi bir ok atıcısıdır. İyi bir nişancı olduğu için okçu Musa Baba adını alır. Okçu Musa Baba, yaşı biraz ilerleyince saraya çağrılır ve geri kalan ömrünü sarayda asker yetiştirmek padişaha refakat etme işiyle görevlendirilir.

EREN MEZARI

İyi bir avcı olduğu için sarayda herkes ona saygı duymaktadır. O dönemin saraylı kişileri vasiyet yazarlarmış. Okçu Musa Aydın da vasiyetinde, öldükten sonra Bozdoğan ilçesi ile Çine ilçesi arasında yer alan Madran Dağı'nın en yüksek zirvesine gömülmek istediğini yazmış. Bu vasiyet doğrultusunda Okçu Musa Aydın, ölümünün ardından mumyalanarak, at sırtında İstanbul'dan Madran Dağı'na getirilir ve gömülür. Bu mezar şu anda Eren Mezarı olarak ziyaret edilir ve Madran Baba için adaklar kesilip, ibadetler yapılır. Madran Baba (Okçu Musa) hem Aleviler hem Sünniler tarafından ortak bir şekilde paylaşılıp sevilir. Yani bu açıdan bakıldığında sanki yüzyıllardır Aydın'da barışın simgesi olmuştur. Okçu Musa adında İstanbul'da bir ilköğretim okulu da bulunmaktadır, bir de Okçu Musa Çeşmesi.

KÖYLÜ RES'E NEDEN KARŞI ÇIKTI?

Bizler Aydın Çine'deki bu kültür varlıklarımızı korumak için enerjimizi harcarken, özel şirketler Madran Baba Dağı'nın kaynaklarını keşfetmek için gece gündüz çalışmışlar. Biz bu işin farkına 2010 yılı başlarında vardık. Bir anda duyduk ki; rüzgar gülleri dikilecekmiş. Önce çok yadırgamadık. Çünkü "temiz enerji" diye biliyorduk. Ama köylüler tam tersine karşı çıkıyorlardı. "Niye karşı çıkıyorsunuz?" diye sorduğumuzda, "Buralar bizim yaşam alanımız. Evlerimiz var. Bahçelerimiz, topraklarımız, otlaklarımız, binlerce hayvanımızı besliyor" dediler.
Bunu söyleyen İbrahim Kavağı köylüleri, aynı zamanda benim de dedemin ve babamın yetiştiği köy. Yediden yetmişe herkes RES'in yapılmasına karşı çıkıyor. RES'in yapılacağı alan, bizlerin yaşam alanı. O bölgede yetişiyor ve oradan besleniyoruz. Bir anda her şeyimizi kaybetmek üzereydik. "Çıkar yol nedir?" diye düşünmeye başladık ve bir dernek kurduk. Tabi ki bu arada şirkette bir an evvel köylü fazla uyanmadan  direkleri  dikme derdine düştü. Yani kasap et derdinde koyun can derdinde.

NÖBET ÇADIRI

İlk olarak şirketle 2010 yılının aralık ayında karşı karşıya geldik. Gecenin geç saatlerinde şirketin sondaj makineleri Madran Dağı'na çıktığını öğrenince köylülerle birlikte makinelerin önünü kesip geri döndürdük. Daha sonraki günlerde de Jandarma sık sık köye gelerek köylüye göz dağı vermeye başladı. Bizler de RES'in yapılacağı alanda nöbet çadırları kurduk. Gece gündüz köy halkı ile birlikte nöbet tutmaya başladık. Şirketin bu arada el değiştirdiğini duyduk. Projenin ilk sahibi olan CHP Aydın Milletvekili Osman Aydın Şirketin %75 ni AKP' ye de yakınlığı ile tanınan Asyabank'ın da ortağı olan Mustafa Cemaloğlu'na devir etti.
Zaman 2011 Haziran ayına geldiğinde, şirket sahipleri ve çalışanları Jandarma koridorunda RES sahasına baskın yaparak  girmek istedi. Köylüler de şirket araçlarını ve özel güvenlik ekiplerini engellemek isteyince, jandarmanın biber gazıyla, copuyla ve havaya sıktığı silahıyla karşılaştı. Bir çok köylü yaralandı, yedi kişi göz altına alındı. İki kişi de tutuklanarak cezaevine kondu. Bir ay tutukluluğun ardından köylüler serbest bırakıldı. Bu kez köylüler şikayetçi oldu. Komutanlar hakkında soruşturma izni çıktı ve ceza aldılar.

800 KAMYON ÇİMENTO DÖKÜLDÜ

RES projesi bitmek üzere. Gelin görün ki hasar çok ağır. Direklerin dikilişi esnasında 800 kamyon çimento dökümü yapıldı. Bu kamyonların silolarının yan tarafında "Doğamızı koruyalım" diye bir yazıyı da okumuştum.  Düşünün dünyanın en tatlı su kaynaklarının bulunduğu bir bölge 800 kamyon çimento dökülerek heba edildi. Yaklaşık da 100 bin civarında çam ve zeytin ağacı kesildi. 25 kilometre uzunluğunda yüksek gerilim hattı  çekilmesi esnasında vatandaşların arazileri ve zeytinlikleri zarar gördü. İnanın ki; şu anda o bölgeyi görmek ve gezmek bile hiç içimden gelmiyor. Kahroluyorum!

HEM MADENCİ HEM RES'Çİ, AMA GEZİ'Cİ OLDU!

Çine halkı olarak  halen  dernek öncülüğünde mücadeleye devam ediyoruz. Bu katliamı gerçekleştiren CHP Aydın Millet Vekili Osman Aydın'ı, Gezi eylemlerinde gazetelerde görmüştüm, en önde yürüyordu. RES şirketinin yanı sıra, vahşi madencilikle doğanın katledilmesi ile uğraşan Osman Aydın 'çevreci' görünmek için her şeyi yapsa da, adı Madran Dağı'ndaki doğa katliamıyla anılacak.

* Çine Doğa Derneği

www.evrensel.net