Şifre skandalı, gösterdikleri ve sonuçları

Şifre skandalı, gösterdikleri ve sonuçları

YGS’ye giren -şifreli, şifresiz- 1,7 milyon öğrenci şifre skandalının gün yüzüne çıkmasıyla sarsıldı. Sınava giren “şifresiz” adaylar hükümete ve ÖSYM Başkanı Ali Demir’e tepkilerini geciktirmedi, birçok protesto ve boykot eylemleri organize ettiler. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, dershane ve oku

NURCAN SEVEN

YGS’ye giren -şifreli, şifresiz- 1,7 milyon öğrenci şifre skandalının gün yüzüne çıkmasıyla sarsıldı. Sınava giren “şifresiz” adaylar hükümete ve ÖSYM Başkanı Ali Demir’e tepkilerini geciktirmedi, birçok protesto ve boykot eylemleri organize ettiler. Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, dershane ve okullarında örgütlenen öğrenciler binler olup sokaklara çıktı, taleplerini haykırdı.

Şifre skandalını hasıraltı etmeye çalışan başta Ali Demir olmak üzere; Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve diğer tüm sorumlular, liselilerin tepkisinin ve sayısının gün geçtikçe arttığını, medyada geniş yankı bulduğunu, aydınların, eğitim emekçilerinin, sanatçıların ve velilerin de desteklediğini görünce şifre düzenbazlığını türlü kıvraklarla “hata” olarak nitelendirmeye çalıştılar.

Ali Demir kitapçıklarda tesadüfen (!) şifre olduğunu, bu tesadüfen şifreli kitapçıkların da yalnızca basına verildiği gibi komik bir açıklamada bulundu. Onlar kendilerini temize çıkarmak için çırpına dururlarken Türkiye genelinde öğrencilerin haklı taleplerinin sesi yükselmeye başladı. Ancak onlar bunun altından da kalkmak için öğrencilere “provokatör” damgasını vurmaktan, “Karşılarına 10.000 genç çıkarırız.” gibi tehtitkar konuşmaktan da geri durmadılar.

Onların asıl korkuları; liselilerin politikleşmesiydi. Hamburger ve alışveriş merkezleriyle uyuttukları liselilerin emek mücadelesine girmelerinden korkuyorlardı, korktukları da oldu.

Yapılan bu şifreli sınavlardaki haksızlık yetmiyormuş gibi birde puan hesaplamalarında yanlışlık yapıldı. Bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını, sorumluların işlerini baştan savma yaptığı açık ve nettir. Hatalar sadece YGS’de değildi. ALES’te de hatalı kitapçıklar adaylara verildi. ÖSYM Başkanı YGS mağdurlarının evlerine mektup gönderirken, ALES mağdurlarına elektronik posta ile ulaştı. Bu durum da ÖSYM Başkanı’nın işini ne denli ciddiyetsiz ve disiplinsiz yaptığını bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bütün bu olaylar olurken YGS’ye iki arkadaşımız kurban gitti. Nevşehir’de kendisini kablo ile asarak İsmail Paslanmaz intihar ederken; Mersin Erdemli’de YGS’den aldığı düşük puan yüzünden 18 yaşındaki Sıdıka Soydan, kendini iple asarak intihar etti. Bu gereksiz ve adaletsiz sınavlar yıllardan beri ölümleri beraberinde getirdi. Şifrelere “tesadüf” kılıfını giydirenlere biz liseliler sorumlulara soruyoruz; “Bu ölümlerde mi tesadüftü?”

Hayatını kaybeden arkadaşlarımızın yanında; faşist hükümetin tutuklamaları, okul yönetimlerinin soruşturma ve okuldan atmaları yer aldı. Van’da üç liseli arkadaşımız sorgusuz sualsiz tutuklandı, birçok liseli arkadaşımıza okul idarelerince soruşturma açıldı, kimisi okuldan atıldı. Bu yaşananlar devam ederken lise ve dershane öğrencileri de eylemlerine devam ediyorlardı. 20 Mayıs günü bir piknik etkinliği düzenlendi. Sıradan bir eğlence pikniği değil, geleceğimize sahip çıkmak için paylaştığımız, sorumluluklarımızın farkına varacağımız bir zaman dilimiydi bizler için.

Bir diğer husus ise geçtiğimiz günlerde yapılan YGS’nin kaldırılıp yerine “Olgunluk Sınavı” getirildiği açıklamasıydı. Aslında bu gelişme liselilerin hak mücadeleleri sonucunda gerçekleşti. Ancak şu noktayı da atlamamak gerek; biz liseliler “ismi” değiştirilmiş sınav değil, sınavsız eğitim sistemi istiyoruz. Bizleri bir sınavı kaldırıp bir başka sınav koyarak kandıramazlar. Bizler “parasız eğitim, sınavsız üniversite” talebimizi erişeceğimiz her alanda dile getireceğiz.

Savcılık “takipsizlik” kararı alsa bile…

www.evrensel.net