Sincar cinayetinin asıl faillerini bulun

Sincar cinayetinin asıl faillerini bulun

Demokrasi Partisi (DEP) Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın katledilişinin üzerinden 20 yıl geçti. Sincar’ın katledilmesini Hizbullah’ın bir eylemi olarak gösteren devlet dava dosyasını kapattı.  Ailesi ve avukatı ise, Sincar’ın öldürülmesinde asıl sorumlulara dokunulmadığına dikkat çekerek, failli meçhull

Şerif Karataş

JİTEM başta olmak üzere Sincar’ın katledildiği yıllarda oldukça faal olan kontra örgütlere dair tek bir soruşturma bile açılamadı. Mehmet Sincar’ın katledilmesi süreci Meclisin 19. dönem 3. yasama yılının ilk oturumunda 1 Eylül 1993’te dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yaptığı konuşmayla başlar. Demirel konuşmasında; DEP’lileri hedef gösterir.

BİN OPERASYON İKTİDARI!

Sincar, DEP PM Üyeleri Habip Kılıç ve Hikmet Kılıç’ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olayını araştırmak için 4 Eylül 1993’te Batman’a gider. Sincar, Elma Sokağı’nda DEP Batman İl Yöneticisi Metin Özdemir’le birlikte silahlı saldırı sonucu katledilir. Cinayetin işlendiği dönemde DYP- SHP koalisyon hükümeti vardır. Tansu Çiller Başbakan, Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı, Mehmet Gazioğlu İçişleri Bakanı, Mehmet Ağar, Emniyet Müdürü, Doğan Güreş’te Genelkurmay görevindeydi. Mehmet Ağar’ın “Bin operasyon yaptık” dediği bir dönemdi. 1992’de OHAL Valilik görevine getirilen Ünal Erkan, 1995 seçimlerinde DYP Ankara milletvekili olarak Meclise girdi. Yeşil kod aldı Mahmut Yıldırım’ı tanıyan Erkan, Hizbullah’ın ikinci adamı Edip Gümüş’ün, “Her hafta JİTEM’de toplantı yapar, Cem Ersever’le siyasi meseleleri görüşürdük” iddiasına ilişkin de sessiz kalmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nun katıldığı basın toplantısında, İtirafçı Alattin Kanat olayı gazeteciler tarafından gündeme getirilince, Ünal Erkan, Bakan Gazioğlu’ya fırsat vermeden gazetecilere şöyle bir çıkış yapar: “Daha önce de soruldu. Eğer bir bilgi varsa savcıya bilgi verirler. Gerekli soruşturma o zaman yapılır.”

Hizbullah ana davası sanıklarından Sinan Yakut, polis ifadelerinde iki ayrı grubun saldırıyı gerçekleştirdiğini söyledi. Yakut, Edip Gümüş ile birlikte talimatları verdiğini ve tetikçilerden birinin de Cihan Yıldız olduğunu belirtti. Yakut’un evinde yapılan aramada bulunan silahlardan birinin Sincar cinayetinde kullanıldığı ortaya çıktı. 1994’ten itibaren aranan Yıldız, 2008’te İsviçre’de yakalanarak, Türkiye’ye iade edildi. Dosyası Hizbullah ana davayla birleştirildi. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada Yıldız’a müebbet hapis verildi.

ERGENEKON’DA DA GEÇTİ

Sincar cinayeti ile ilgili soruşturma Susurluk Raporu’nda da yer aldı. Raporda Sincar’ın katillerinin “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, itirafçılar Alaattin Kanat, Mesut Mehmetoğlu ve İsmail Yeşilmen olduğu ifade edildi. Ancak failler olduğu iddia edilen kişiler hakkında bir soruşturma dahi açılmadı. 2. Ergenekon iddianamesinde gizli tanık Emek’in ifadelerinde de Sincar cinayetinde Yeşil Kod Mahmut Yıldırım, itirafçılar, bazı paşaların ve Veli Küçük’ün de yer aldığı kişilerin cinayette rol aldığını ifade etmişti. Bunun üzerine davaya müdahil olmak isteyen Sincar’ın eşi Cihan Sincar’ın başvurusu “etkilenmedikleri” gerekçesiyle kabul edilmedi.


CENAZE KAÇIRILDI

Mehmet Sincar’ın cenazesi ailesi ve partisinden kaçılarak 9 Eylül’de toprağa verildi. Kızıltepe’de kepenkler açılmazken, polisler resmi kıyafetleri ile kepenkleri kırdı. Ankara’da yapılmak istenen cenaze törenine katılmak isteyenler bırakılmadı. Kızıltepe ve bölge illeri ise polis ve asker ablukası altına alındı. Sincarların Kızıltepe’deki taziye evine bombalı saldırı yapıdı. Saldırıda 2’si ağır 6 kişi yaralandı. Bomba atıldığında DEP Vekili Leyla Zana da evdeydi. Cenazeye katılmak isteyenler de günler öncesinden başlayan gözaltılar yaşadı. Anadolu Üniversitesi Öğrencisi Engin Atay, Eskişehir otogarında gözaltına alındı. Evinde arama yapılacağı gerekçesiyle Emek Apartmanına götürülen Atay, elleri kelepçeli bir şekilde evine çıkarıldı. Atay, 8 kattan aşağı düştü. Emniyet kaçmak istediğini ileri sürerken, görgü tanıklarının anlatımı ise Atay’ın atıldığı yönündeydi. Mehmet Sincar saat 17.30 civarında öldürüldü. BBC saat 18.30’da haberi geçerken, Anadolu Ajansı saat 19.30’da geçti. TRT ise akşam haberlerinde 23. haber olarak verdi.


Mehmet Sincar’la ilgili 25 Şubat 2010’da bir skandal yaşandı. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, DEHAP’lıların yargılandığı davada, Mardin Emniyet Müdürlüğünün mahkemeye gönderdiği yazıda da, fotoğrafları bulunan Mehmet Sincar ve Tevfik Kaya’nın “Örgüt üyesi” oldukları ve “Operasyonlar sonucu yakalandıklarını” iddia etti. Mahkeme buna, gerekçeli kararında yer verdi. Tepkilere neden olan karara ilişkin BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan Adalet Bakanlığına soru önergesi verdi. Önergeyi yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, mahkeme kararında adı geçen Mehmet Sincar’ın başka biri olduğunu öne sürdü. Fotoğraftaki "başka biri" Mehmet Sincar değildi! Bakanlık skandalı geçiştirdi.  

AİLESİNE ULAŞAMADILAR!

Merkezi Cenevre’de bulunan Parlamentolar Arası Birlik (Inter-Parliamentary Union-IPU) Türk Grubu Başkanlığından bilgi edinmek istedi. Fakat bu bilgilere bir türlü ulaşmadı. 9 Mayıs 2012’de Gültan Kışanak Mecliste Cihan Sincar’la birlikte açıklama yaptı. Kışanak, “Edindiğimiz bilgiye göre, Türkiye’den giden yanıtta, Mehmet Sincar’ın ailesinin adreslerinde bulunamadıkları için mahkeme tarafından kendilerine tebligat yapılamadığı yazılmış” dedi. Cihan, Sincar’ın Kızıltepe’de belediye başkanlığı yaptığını hatırlatarak, adreslerinde bulunamamasının söz konusu olamayacağına dikkat çekti.


EŞİNDEN DUYARLILIK ÇAĞRISI

Mehmet Sincar’ın eşi Cihan Sincar, eşinin öldürüldüğü dönemin zor bir dönem olduğunu söyledi. Sincar: “Faturası da ortadadır. Mehmet her zaman halkının içindeydi. Failli meçhuller, köy boşaltmalar yaşanıyordu. Eve geldiğinde valizini boşaltmamıştı. Sabah kalktığında valizinden çıkarttığı bir iki eşyasını koymamı istedi. Parti görev verdiği için Diyarbakır’a gitti” diyor.

Eşinin öldürülüşünü öğrendiği anı Sincar şöyle anlattı: “Akşama doğru beş buçuk altı arasıydı. Batman’da olayların olduğunu söylediler. Ben hemen Mehmet’te oradadır, dedim. Başta bana söylemediler. Televizyonda verdiler. Telefonlar geliyordu. Sonrasında söylediler. O zaman çocuklarım küçüktü. En küçüğü 3, büyüğü 12, diğer oğlum da 11 yaşındaydı. Bütün acıma rağmen soğukkanlı durmaya çalıştım. Acımı dışarıya belli etmemeye çalıştım. Bunun için de rahatsızlandım. Hastaneye kaldırılmıştım.”  

Çocuklarının büyüdüğünü anlatan Sincar, eşini öldürenlerin ise ortaya çıkartılmadığını belirtti. Sincar, eşinin öldürüldüğü zamanlar sürekli kamuoyunun dikkatini dağıtmak için çeşitli yöntemlere başvurulduğunu anlattı. Kimseye güvenerek değil, halkına güvenerek mücadelesini sürdürdüğünü söyleyen Cihan Sincar, “Eşimin hiç kimseyle kan davası yoktu. Nereye gittiyse halkının adına gitti. Kanın durması için oraya gitti. Eşimi bir kişi vurmadı. Bir ekip işiydi. Sistem vurdu. Doğru dürüst üzerine gidilmedi. Yarın kimin başına ne geleceği belli olmaz. Hrant Dink de bunlardan biriydi. Eğer Mehmet Sincar’ın ölümü aydınlatılsaydı. Hrant Dink ölmezdi” dedi.

Ergenekon davasını da tiyatroya benzeten Sincar, davanın peşini bırakmayacağını belirtti. Bir daha aynı acıların yaşanmamasını isteyen Sincar şöyle devam etti: “Tek Mehmet Sincar için değil, bütün faili meçhuller için, köy boşaltmaları için, el ele verelim.Duyarlı olalım.” (İstanbul/EVRENSEL)

Not: Haber için Aydın Bolkan’ın Faili Meçhul Bir Milletvekilli Cinayetinin Öyküsü Mehmet Sincar adlı kitabından yararlanılmıştır.

www.evrensel.net