Genç kadınlar gerçek eşitlik için mücadeleye

Genç kadınlar gerçek eşitlik için mücadeleye

Tüm ülkeyi sokağa döken direnişin sem bollerini düşünün…Gözümüzün önüne ilk kırmızılı kadının, TOMA’ya kucak açan kadının, “çocuklarımız burada, biz de buradayız” diyen annelerin, gözünü budaktan sakınmayan genç kadınların gelmesi bir tesadüf mü

Kadın çalışmları atölyesi

Gözümüzün önüne ilk kırmızılı kadının, TOMA’ya kucak açan kadının, “çocuklarımız burada, biz de buradayız” diyen annelerin, gözünü budaktan sakınmayan genç kadınların gelmesi bir tesadüf mü?

Kadınları bir mala, kadınlığı bir eziyete çeviren, haklarını şartlara bağlayan zihniyetin karşısında, bedenini, kimliğini ve emeğini savunmak için sokağa çıkan genç kadınların yaşamlarının dogmatik kalıplarla şekillenmesine izin vereceğini sananlar yanıldı.
İşte genç kadınlar Gezi direnişine kattıkları güçle, burada da Gençlik buluşmasında da en dinamik, en renkli bileşeni olarak bunu ispatladı...

Sadece kendi hayatlarımız için değil mücadelemiz. Büyükannelerimizin yüzyıllardır verdikleri mücadelelerle bize miras bıraktıkları haklarımızı bizden sonraki kız kardeşlerimize emanet edip, daha da ilerletmek için çabamız.

BÜYÜTMEK ÜZERE

İşte tam da bu yüzden gezi direnişinden öğrendiklerimizi kampımızda kadın çalışmaları atölyesinde buluşturduk… Etraflıca tartıştık, öğrendik ve şimdi çoğalarak daha da güçlü olmak için etrafımızdaki her kadınla paylaşmak için kentlerimize dönüyoruz…

Gezi direnişi bizlere farklılıklarımızla bir arada olabileceğimizi göstermesi açısından da önemliydi. Biz kadınlar her türlü ayrımcılığa karşı olduğumuz gibi cinsel yönelimlerinden dolayı LGBT bireylere yönelik saldırı, hedef gösterme, nefret suçuna kurban etmenin karşısında birlikte mücadele etmenin öneminin farkındayız. Ataerkinin dayattığı cinsiyet uçurumundan payımıza ezilmek, sömürülmek, yok sayılmak düştükçe yaratılan her “öteki”nin her birimizin haklarından neleri götürdüğünün bilincindeyiz. Nefret suçlarının karşısındayız.

11 yıllık iktidarın her fırsatta patronlar lehine yeniden düzenlediği çalışma hayatının biz kadınlara daha fazla yorgunluk, daha fazla sömürü, daha çok güvencesizlik, daha çok yoksulluk getirdiği bir gerçek. “Kadın istihdamını artırıyoruz” derken bizi daha kötü işlere mahkum edenler, “işsizliği azaltıyoruz” derken kadınları dört duvar arasına kapatanlar, “ekonomimiz büyüyor” derken her gün daha fazla kızkardeşimizin gelecek umudunu ellerinden alanlara karşı buradan bir çift sözümüz var: Ne vaatleriniz, ne düzenlemeleriniz, ne de büyüyen ekonominiz bize hayalini kurduğumuz ülkenin kapılarını açmıyor.  Emeğimize sahip çıkıyor,  yaşamlarımızı devletin varlığına, patronun karına, iktidarın yarınına hibe etmiyoruz.  

İktidardakiler sahte gözyaşlarıyla kendi bölge politikalarının sonuçlarının üzerini örtmeye çalışırken, ölenlerin, tecavüze uğrayanların, yaşam umudu çalınanların, göç yolunun çilesini çekenlerin en çok kadınlar olduğunu biliyoruz. Savaşın en ağır yaraladığı kadınların, barışın hüküm sürdürdüğü bir coğrafyasının öznesi olduğunu görüyoruz. Hükümet, hem sermayenin Osmanlıcı yayılma hevesleriyle ve hem de Rojava’da ortaya çıkan demokratik özerk Kürt yönetimini tehdit sayarak Suriye’ye askeri müdahaleyi içeren emperyalist savaşın destekçiliğini yapıyor. Bölgedeki her adımıyla Ortadoğu’yu dinsel ve etnik kanlı çatışmaların bataklığına daha fazla çekiyor. Rojava’da kadınlar çetecilerin tacizlerine, tecavüzlerine, sokak mahkemelerinin kanlı infazlarına kurban edilmeye çalışılırken Kürt kadınları özgürlük mücadelesi veriyor. Rojavalı kızkardeşlerimizin mücadelesini destekliyor, bu dayanışmanın bizim de özgür geleceğimizin bir yolu olduğunu biliyoruz.
Gerçek eşitliğin emeğimizin, bedenimizin, kimliğimizin sömürülmediği bir dünyada sağlanabileceğini biliyoruz. Eşitlik mücadelesi vermeden bu dünyanın kurulamayacağını da…

Kadınlar Gezi’ye çıktı, mahkum edildikleri karanlığa geri dönmeyecekler.


MÜCADELEMİZ HER ALANDA

HAYATIN her alanında evde, işte, okulda, yurtta her türlü şiddet ve tacize uğrayan biz kadınlar bu şiddetin sorumlularının ‘kadınlar’ olmadığının bilincindeyiz. Genç kadınlar olarak kadına yönelik şiddete karşı bulunduğumuz her alanda mücadelemizi en ileriden yükselterek devam edeceğiz.

Yaşadığımız dünya özgürleşmedikçe sürdürdüğümüz ilişkilerin de özgürleşmeyeceğinin farkındayız ama bu demek değildir ki sistemin bize dayattığı bireyci, bencil ilişkileri benimseyeceğiz.

www.evrensel.net