Bu diyaloglar bir harika

Bu diyaloglar bir harika

Bu yıl yeniden, gelecekten 10 gün çalmak için ülkemizin bir çok ilinden gelen biz gençler Ege sahillerinde buluştuk.    Beraber ürettiğimiz, çeşitli atölyelerde birçok farklı konuda ders gördüğümüz kampımızda, elbette küçük aksilikler de yaşandı. Doğa ile ilk defa bu denl

Osman Düzeyli

-Anneeee ben gelecem ya! Çekirge var yaaa!

-Babaaa ya ben dönsem olmaz mı, ha baba?

Benzeri diyaloglar kurmasına sebep olmakta. İlk günü atlatan ve yavaş yavaş yeni insanlar tanımaya başlayanlar ise tekrardan evlerini arayıp:

-Annee yok ya alıştım vallaa bak gelmeyecem. Hem burda herkes birbirine çok yardımcı oluyor valla, iyi burası.

Şeklinde diyaloglar kurarak kampta kalacağına dair söz verirler.

Sonra mı? Sonrası ise tam bir curcunadır. Kampın işleyişi için 3 farklı komite kurulur: Güvenlik, temizlik ve yemekhane komiteleri. Yazımızı bu 3 alanda yaşanan ve duyanlara gülmekten karın ağrıtacak olaylar üzerinden devam ettirelim.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN MINTIKA TEMİZLİĞİ!

Mıntıka temizliğine çıkacak olan arkadaşlara, yapılacakları anlattığımızda aldığımız ilk cevaplar:

-Yuhhhhhh! Koca kamp alanını mı temizleyecezzz?

-Abi yaa biter mi?

Size bir tüyo vereyim herkes mıntıka iyi sanır ama tuvaletler en basitidir. Oradaki diyaloglar daha çok malzeme üzerinden gelişir. Misal kullanılan çamaşır suyu üzerindeki diyaloglar:

-Aman dikkat edin üstünüze sıçramasın nolur nolmaz yaaa

-Abiii elime sıçradı napacaz yaaa!

-Çekilin aman ha çekilin, elimdeki çamaşır suyu!

Sanki nükleer atık.

Güvenlik görevlilerinde ise daha farklı diyaloglar yaşanır.

GÖREVLİ KENDİSİ OLUNCA...

Konser alanına bir gece önce yaka kartsız girmeye çalışan kendisi değilmiş gibi, bir gece sonra amansız bir kolluk gücüne dönüşebilen arkadaşlarımız vardır.

-Giremezsin abi yaa, giremezsin getir kartını gir yaaa!

Hadi 1300 kişinin hepsini tanıman imkansızdır kabul ama kendi arkadaşına neden böyle yaparsın ki?

-Ne var olum, senin farkın ne? Yok arkadaş Kanuni olsan kartsız almam yav...

Elbette bu kural kamp güvenliğimiz için altın değerindedir, bizimkisi biraz mizah.

Son olarak yazımızı, kendilerine kitap hediye ettirmeye çalışan ve çoğunlukla kampımıza en az 2 defa katılmış olan katılımcılara ayırıyorum. (Bunlardan biri de benim)

OKUSALAR GAM YEMEM

Bu türden birini nasıl tanırsınız?

Kitap standının etrafında sinsice ama sempatik bir tavır takınarak gezinen ve tam kitaplara bakınırken yanınızda biten biri varsa artık çok geçtir. Ona bir kitap almak zorundasınızdır. En basit muhabbet kurma yöntemleri ise kitap tavsiye etmektir:

-Bak gel bi, şunu şunu ve şunu kesinlikle okumalısın, demedi deme.

Bu diyalog sonrası kucağınızda en az 10 kitap bulursunuz ve artık o an gelmiştir, esas niyet açıklanır:

-Eee nası olsa bunca kitap aldın, hem kitaplar % 40 indirimli, bi kitap da bana alırsın artık.

Artık dönüşü yoktur; o kitap alınacaktır. Çırpınman da, kaçma çabaların da, cüzdan çadırda demen de boşunadır.
Uzun lafın kısası. Ürettiklerimizle oluşturduğumuz bu kamp bize; kapitalizmin yıkılıp yerine güzel bir sistem kurulabileceğinin en güzel örneğidir. Geleceğimiz ve özgürlüğümüz için biz gençler; yeniden o kamp alanında, okulumuzda, fabrikamızda, mahallemizde yani yaşamın her alanında olacağız.


DAHA BULAŞIK YIKAYACAĞIZ

ASLINA bakarsanız en eğlenceli görev yeri yemekhanedir; yemek dağıtımı sırasında kırk yıllık aşçı, pazarcı, pazarlamacı olabilmektesiniz:

-Geeelll abicim ablacım. Diyarbakırrrr karpuzu burdaaa, gelllllllll!

-Angaraaaa köfteeesiii geellllll.

-Bu sıra daha çok veriyooo geeeellllll gelll!

-Bu çorba Bolu çorbası gellllllll!

Gibi çığırtkanlıklar yapan arkadaşlarımız, birazdan yemek bitip o kazanları kendilerinin yıkayacaklarını öğrendiklerinde ise:

-Yuhhhh, bunu ben nasıl yıkıyım yaaaaa? Boyum kadar yaaa!

-Yaa ben babamın evinde yıkamadım bulaşık yaaa!

-Ya abla ben bulaşık yıkamasam olmaz mı? Feci halde karnım ağrıyor.

Zaten anlaşılmayacak bir şekilde bulaşık yıkama ve tuvalet temizleme görevlerine gidecek olan arkadaşlarımızın bir anda karınları çeşitli ağrılar saplanıyor!

www.evrensel.net