Oğullarını yitiren anaların ağıdı..

Oğullarını yitiren anaların ağıdı..

“…bir annenin kuzusunu almışlar, gözünün yaşını silip duruyor”Gezi eylemlerinde polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük için yazılmış bir ağıttan bu dizeler. Ne çok tanıdık diğer analar için: ölüm, yas… Biriktiriyorlar ama tek bir beden oluyor gözyaşları… Dimdik

Duygu AYBER

“…bir annenin kuzusunu almışlar, gözünün yaşını silip duruyor”

Gezi eylemlerinde polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük için yazılmış bir ağıttan bu dizeler. Ne çok tanıdık diğer analar için: ölüm, yas… Biriktiriyorlar ama tek bir beden oluyor gözyaşları… Dimdik ayakta şimdi o analar. Zalime birlikte göğüs gerecek kadar ayakta…
Anaların öfkesi artıyor. Çünkü Ankara’da Ethem’in, Hatay’da Abdullah’ın, Eskişehir’de Ali İsmail’in, İstanbul’da Mehmet’in ve Lice’de Medeni’nin katilleri, kahraman ilan edilerek yargılanmıyor. Adalet arayışları ise sürecek anaların. Öyle kenetlemişler ki ellerini, “katilerin yargılanması yetmez, bu köhne düzeni yıkacağız” diyorlar, gözyaşlarını geride bırakarak…

‘SENİ VURAN ELLER KIRILSIN KUZUM’Anne Sayfı Sarısülük, Ethem’i babasız büyüttüğünü söylüyor. “Ben ona hem ana, hem baba hem de arkadaş oldum. Seni vuran eller kırılsın” diye feryat ediyor. Bu şekilde evlat büyütmenin zorluklarından bahsediyor Sayfı Ana. Başbakan’ın polisi kahramanlaştıran sözlerine ise, “biz analara bu acıyı yaşatan Tayyip, bizim gibi evlat acısı çeksin” diyerek tepki gösteriyor. Sayfı Ana “ne zordur evlat yitirmek. Başka oğullar ölmesin. Ben bir tane evlat yitirdim belki, ama şimdi binlerce evladım var” diyor, Medeni Yıldırım’ın annesi Fahriye Ananın elini sımsıkı tutarken…

KALBİM YAS DOLU, ÖLÜM DOLU
Fahriye ana, Lice’de kalekol protestosunda asker kurşunuyla öldürülen Medeni Yıldırım’ın annesi. Türkçe anadili olmadığı için, konuşurken güçlük çekiyor. Bir de acısı eklenince, boğazına düğümleniyor sözcükler… Sesi titriyor ama “ağlamayacağım” diyor inatla, “dimdik ayakta olayım ki, bu davanın peşinde olayım”. Gözleri “ben ne acılar gördüm” diyor sanki. “Kalbim yas dolu, ölüm dolu…”. Sayfı ananın elini hiç bırakmadan, “bizi katletmişler” diyor, öfkesi ise yılların acısına bedel… “Akıl küpüydü benim oğlum. Sınav sonucunu öğrenemeden öldürüldü” diyerek Medeni’yi anlatmaya koyuluyor, ama öfkesi ağır basıyor: “Hepimiz birlik olalım ki, bu çocuklarımızın kanı yerde kalmasın. Erdoğan’ın da ciğeri parçalansın inşallah. O da evlat acısını görsün. Hepimizin acısı, onun ciğerini yaksın. Katil başbakandır. Böyle vatan batsın…”.

BEN DE SİZLER GİBİYİM, ANALAR…
Emel Ana, Eskişehir’de eli sopalı siviller tarafından dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi. Diğer analara bakarak, “hepimizin acısı, öfkesi, umudu aynıdır. Birbirimize benziyoruz” diyor ve “Ali İsmail, insanca yaşayabilmek için diğer kardeşleri gibi sokağa döküldü” diyerek anlatmaya başlıyor. Bir de Ali İsmail’in hayallerini… “İngilizce öğretmeni olacaktı. Öğrencileri olmasını istiyordu. Hayalleri, umutları büyüktü. 37 gün direndi yavrum benim, daha fazlasını yapamadı” diye anlatıyor Emel Ana ve ekliyor: “Ama biz zalimlere yenik düşmeyeceğiz”.

‘AĞLAMAK BİZE YAKIŞMAZ, MÜCADELEYE DEVAM’
Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fatma Ana, hala inanmak istemiyor evladını yitirdiğine. “Mehmet’im yürüyüşe gidip, bir saat sonra gelecekti. 60 gün olacak. Gelmedi. Kapıyı, pencereyi açık tutuyorum ki gelsin” diyor Fatma Ana. Katiller yargılanırsa biraz olsun rahat edeceğini söyleyerek, “yoksa gelsinler, bizi de öldürsünler”. Diğer anaların elini tutarak, “Acımız da, umudumuz da aynıdır. Ben de bir Mehmet kaybettim, binlerce Mehmet kazandım” diyor Fatma Ana.

Gezi annelerinin acısı, adaletsizlikle büyüyor. Ama bir araya geldiklerinde, sadece yitirdikleri evlatlarını konuşmuyorlar. Biri “tek derdim oğlumun katilinin yargılanması değil” derken, bir diğeri yaşanılabilir bir dünyanın birlikte mücadeleyle mümkün olabileceğini söylüyor.
Her şeye rağmen umudu artıyor anaların. Çünkü yere düşen canlardan yeni bir hayat doğacağını biliyorlar. Gençlerle de o umudu bölüşerek, “Ağlamak bize yakışmaz” diyorlar, “mücadeleye devam”…

www.evrensel.net