13 Ağustos 2013 15:24

Yuvalama imecesi

Bayram geliyor... Her evde hazırlıklar, telaşlar... Ama en çok kimin için?Bayram kelimesi herkese farklı şeyler hatırlatsa da, hepimizin aklında kalan ortak şey, bayram ikramlıklarının zenginliği. Bayram boyunca yenilen tatlılar, börekler, pastalar ve tabi ki bayramlara ait özel yemekler. Tüm bunların yapılış süreci bin bir emek ve zahm

Yuvalama imecesi

Paylaş
Kader BAYRAM

Bayram geliyor... Her evde hazırlıklar, telaşlar... Ama en çok kimin için?
Bayram kelimesi herkese farklı şeyler hatırlatsa da, hepimizin aklında kalan ortak şey, bayram ikramlıklarının zenginliği. Bayram boyunca yenilen tatlılar, börekler, pastalar ve tabi ki bayramlara ait özel yemekler. Tüm bunların yapılış süreci bin bir emek ve zahmet ister. Tatlar yöreden yöreye değişse de, değişmeyen tek şey yapılışından ikram edilinceye kadar her aşamasında kadın emeğinin oluşu. Onun içindir belki bilinmez ama buralarda kadınlar “Bayram çocuklara ve erkeklere gelir” diye söylenirler. Çünkü bayrama yorgun girerler.
Bayrama dair tüm hazırlıklar emek ister ama Antepli kadınları bunların içinde ayrı tutmak gerek. Baklavanın başkenti olduğundandır belki, evlerde baklavalar açılmaz, ama bir o kadar zahmetli kurabiyesi (gereviç) ve tabi ki bayram sabahının başyemeği olan yuvalaması vardır yapılan.


YALNIZ OLMAZ

Kimileri yuvarlama olarak bilse de yemeğin gerçek ismi yuvalamadır. Pirinç unu ve içine konulan yağsız kıymayla yapılan köfteleri ve kemikli et ile hazırlanan yoğurtlu bir karışımla pişirilen bu yemeği bu kadar özel kılan sadece tadı ve yapımındaki zorluk değil. Bu yemek yalnız yapılan bir yemek değildir. Dayatılan tüm bireyciliğe rağmen şehrin neresinde oturursanız oturun, konumunuz, gelir düzeyiniz ne olursa olsun bu yemek imece usulü yapılır. Onun için sadece Ramazan bayramında ve çok çok özel davetlerde ikram edilir.  Teknolojik gelişmeler bu yemeğin yapımında kolaylıklar sağlasa da; örneğin, kent merkezlerinde pirincin tezgâh üzerinde şişeyle ezilip un haline getirilmesi, kırsalda ise dibekte (sohug) dövülmesinin yerini değirmenler alsa da bu iş yine kadın işi olmaktan kurtulamıyor.
Bu yemeğin yapılışındaki emek aynı ama tadında yer yer değişmeler olur. Bayram sofrası zengin ve fakir ayrımına uğrar. İşçi mahallelerinde oturanlar bu gelenekten vazgeçmezler ama yemeğin malzemelerini kısarlar. Yemeğin içine konan etin miktarı azaldıkça tadında da değişmeler olur. Yani bu yemekteki ilk izleminiz nerede yediğinize bağlı olarak değişir.
Bu yemeğin en eğlenceli kısmı ise kadınların köftenin yuvalaması sırasında yaptıkları sohbetlerdir. Çünkü bu yemeğin yapılışında en az 4 -6 kişi bir araya gelir. Komşular, eş dost, akraba kim varsa toplanır. Genç kızların köfteyi yoğurmadaki ustalıkları dilden dile dolaşır. Oğlu olan annelere duyurulur. Sohbetin beli kırılır dibine kadar. Kim nereye gidecek, bayramda ne giyilecek, kimin kızı/oğlu ne yapıyor vs. vs. Tek bunlar değil tabi. Evdeki pratik bilgiler, temizliğin sırları, televizyon programları ve onların deyimiyle ‘siyaset’ olmasa da siyasetin tam merkezindeki ekonomik koşullar, faturalar, maaşlara yapılan zamlar…
 


DAYANIŞMANIN TADI

Ayrıca bu yemek kadınlar arası rekabeti de arttırır. Her yemeğin ustası olduğu gibi bu yemeğin de sokakta, apartmanda usta olduğu tescillenmiş kadınları var. Onun içindir ki bayram sabahı yemeğin pişirilmesine başlanmasıyla evden eve giriş çıkışlarda da hareketlilik artar. Çünkü pişen yemek önce komşu kadınlara tattırılır. Yorumlar yapılır. Eksiklikler sıralanır. Yemeği beğenilen kadın tüm yorgunluğunu unutur. Yüzündeki gülümseme çocuğu andırır. Sonra başlar mahallede bu yemeği yapamayanlara tabak tabak yemek taşımalar.
Bu yemeği yaparken tüm bel tutulmalarıma, ayak sızılarıma, parmaklarımın şişmesine rağmen, herkesin evine kapandığı değil de sosyal bir dayanışmayı yaşattığı için seviyorum. Kadınlar her bayram bunu bir işkence olarak görse de yapılışını eğlenceye çevirdiklerinden yapamadan da duramazlar. Bu  yemek başka bir zamanda bir araya gelmez dedikleri kadınları da bir araya getirdiği için ayrıca özel.
Bu yemeği bu kadar anlattın bari tarifini verin diyenler olur ama dedim ya bu işin ustaları var. Ben daha o mertebeye ulaşamadım. Onun için yemeğin tarifini  internet sitelerinde bulabilirsiniz. Ben sadece bayramda yolu Antep'e düşen tüm Ekmek ve Gül okuru dostlarımı yapılışında bin bir emek olan Yuvalama yemeğini tatmaları için soframa bekliyor olacağım. Bu yemeği merak edip yapanlara da şimdiden afiyet olsun.
 



YÜREKLERE SAKLANANLAR BİR BİR DÖKÜLÜVERİR
Bu aralar Suriyeli göçmenler, gezi olayları, son günlerdeki “hamile kadınlar sokakta dolaşsın mı dolaşmamasın mı?” tartışmaları yuvalama imecelerinin ana konusu. Gündemin yoğunluğundan olsa gerek bir konuya yoğunlaşılamıyor. Daldan dala atlayan bir konuşma. Tüm bunlar konuşulurken, köfteler mercimekten büyük, nohuttan küçük şekilde, Anteplilerin deyimiyle “bir kaşığa kırk köfte” gelecek şeklinde yuvarlarken kadınlar, aslında tüm sıkıntılarını da sabırla küçük küçük yuvarlayıp yüreklerine saklarlar. Ama her geçen gün geçim zorluğu bu yuvarlayıp yüreklerine sakladıkları dertleri dışarıya bir bir dökmenin de işaretlerini veriyor.
İşçi mahallelerinde bu durumdan o kadar bunalmış ki kadınlar, siyasi liderleri ve fabrika patronlarını sıraya koyup beddualarını sıralarlar. Aklımda kalanı söyleyeyim size hemen: “Ciğerlerin tekerlere sıvansın da torbalarda gelesin”, “Debbe (bidon) gibi şişesin”… Çözümde birleşemeyince, “Allah herkese yardım etsin” denir ve olay Allah'a havale edilir.

ÖNCEKİ HABER

Dolanlar, Taşanlar...

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Aybet: Gazetecilikten mahkum olan yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa