Ağrılarımın hepsini sokakta bıraktım

Ağrılarımın hepsini sokakta bıraktım

Böyle bir şey yok bu günlerde, hiçbir yerim ağrımıyor. Hâlbuki her sabah kalkarken sanki hiç uyumamış kadar yorgun, halsiz ve her tarafım tutulmuş mutsuz bir şekilde güne başlardım.Televizyon izlerdim. Bütün dizilerden haberdarım. Bir tek haberleri sevmezdim. Çünkü haberlerde hep kötü şeyler anlatılıyordu.

Kıymet BAŞKAN / Sultangazi-İSTANBUL

Böyle bir şey yok bu günlerde, hiçbir yerim ağrımıyor. Hâlbuki her sabah kalkarken sanki hiç uyumamış kadar yorgun, halsiz ve her tarafım tutulmuş mutsuz bir şekilde güne başlardım.
Televizyon izlerdim. Bütün dizilerden haberdarım. Bir tek haberleri sevmezdim. Çünkü haberlerde hep kötü şeyler anlatılıyordu. İş kazası, trafik kazası, kadınları sokak ortalarında en yakınları öldürüyor, zam, kısıtlamalar… Bütün bunları duymasam sanki bana ve aileme yansımayacaktı.
Ve bir gün Taksim’de dedikleri gibi “üç ağaç” için insanlar canlarını ortaya koymuştu. Ben de biraz şaşırdım üç ağacı birileri kesmek birileri kestirmemek için canhıraş birbirlerine girmişler. Diğer insanları bilmem ama ben de orda olmalıydım. Taksim’i, Gezi Parkı’nı koruyacaktım. Daha ileri giderek isteklerim arttı.
Genç kızlarım var eğer o ağaçları korursam çocuklarım daha iyi yaşayacak gibi geldi. Eşimin işi çok ağır, inşaat işinde çalışıyor, sanki onun işini hafifleteceğim gibi geldi. Mahallemde hemen her akşam benim gibi düşünen binlerce kadın ve genç anayollara düştük. “Hükümet istifa” dedik. Bunu derken çok inandım istifa edecekti.  Daha sonra biraz korktum; eğer istifa ederse yerine kim yönetime gelecekti?
Ben 40 Yaşlarında bir kadınım oy kullanmaya fazla gitmedim. Fakat bu son genel seçimlerde Kılıçdaroğlu için CHP’ye rey verdim. Ama CHP? Yok olmazdı. Türkiye’nin doğusunda 30 yıldır savaş var ve o hiç oralı bile değil.  Ya MHP? Ondan da hayır yok. BDP bu süreçte “aman barış zarar görmesin” diye az sayıda gençlerinin dışında katılmadı. Kimseyi layık göremedim.
İşimi erkenden bitiriyordum. Artık TV izlemiyordum. Hiçbir dizi film benim dikkatimi çekmiyordu. Haber arar oldum. Ana akım medyada ses seda yok daha sonra Halk TV, Hayat TV, Cem TV gibi kanalları duydum, onları izlemeye başladım. Komşularımla, arkadaşlarıma, akrabalarımla evimde hep Gezi Parkı konuşuluyordu. Gezi Parkı’na gitmesem kendimi çok suçlu hissediyordum.
Akşam eve eşim yorgun argın geliyordu. Biraz rica edip arabaya doluyorduk; Haydi Taksim’e.  Erken dönersek, bu sefer de haydi sokağa. Sanırım benim gibi binlerce kadın, özgürlük buysa hepimiz sokaklarda tanıdık tanımadık herkesle aynı duyguyla sanırım özgürleştik. Bütün dertlerimi haykırdım. Dedim ya, hiçbir yerim ağrımıyor şimdi, çünkü onların hepsini ben sokakta bıraktım.
Bu süreçte ne çok yalan duyduk yöneticilerden; insanın gözüne baka baka bu kadar yalan! Düşünüyorum, o çok korktuğum ve sarsılacağını bile düşünmediğim bak ne hale geldi. “Gündemi hep ben belirlerim” dedi. Gündemi şimdi “ayaklar” ve “çapulcular”  belirliyor.
Diyorum ki, bizler onu bir şekilde seçtik. Şimdi de vekâletimizi geri alıyoruz. Anasından başvekil doğmadığına göre niye zoruna gidiyor. Resmen baltacı olmuş. Ormanları kesiyor, 3 -5 ağaç bulsa onu da kesiyor. Zaten insanları palalarla kestiriyor.
Kısacası şunu öğrendim ki hele şimdi durmak hiç olacak iş değil. Barışı da biz kuracağız. Ormanları da, dereleri de biz koruyacağız. Gençlere ve bütün topluma biz yeniden şekil vereceğiz daha ileri giderek hayatı biz yeniden kuracağız buna gücümüzün yettiğini öğrendim.
Ne demiştik; “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!”
Buna yürekten inanıyorum.

www.evrensel.net