Biz komşumuzun yangınına elimizde bir kova su ile gittik

Biz komşumuzun yangınına elimizde bir kova su ile gittik

Gezi Parkı direnişinde Beşiktaş en hareketli semtlerden biriydi. Taksim’e girildikten sonra bile Beşiktaş polis ile halkın arasında çatışmaların yaşandığı yerlerden biri. Beşiktaş futbol takımının taraftar grubu Çarşı, bu dönemde en çok konuşulan topluluklardan biri oldu. Peki, Çarşı’lı gençler yaşananlara ne diyor.

Metin Akarsu

Mehmet Ali Silgu kendi deyimiyle doğduğundan beri sıkı bir Beşiktaş taraftarı. İlk maçına 1996 yılında daha 11 yaşındayken gitmiş. Çarşı’lısın değil mi? Diye sorduğumuzda “Biz öyle demiyoruz. Kendini haksızlığa karşı hisseden herkes, iyi Beşiktaşlıysa iyi Çarşı’lıdır. Öyle ben Çarşı’lıyım demekle olmuyor. Bizde adliyeden bir sicil kâğıdı alayım para vereyim bir yere üye olayım diye bir şey yok” diye cevaplıyor.

Beşiktaş’ta yaşayanlar için olayların 28 Mayıs’ta başlamadığını belirten Silgu her şeyin 1 Mayıs’ta başlayıp 11 Mayıs’ta devam ettiğini 28 Mayıs’ta ise patladığını belirtiyor. Direniş sırasında herkesin ‘Çarşı daha tecrübeli’ dediğini belirten Silgu bu soruya “Daha tecrübeliyiz zaten. Biz her sene 1 Mayıs’ta gaz yiyoruz. Bu sene 11 Mayıs’ta İnönü stadının son günüydü. Polis ile aramızda bir sıkıntı oldu. Bütün semt gaz altında kaldı. Trafik kesildi. 28 Mayıs’ta birden semt yürümedi.” Diyerek ‘tecrübelerini’ anlatıyor.  

Hükümetin ve bazı gazetelerin ‘birilerinin emirleri ile sokağa çıkıyorlar’ tarzı söylemlerine gülerek cevap veriyor. Çarşı’da bir emir komuta zinciri olmadığını, akla uygun gelen her şeyde herkesin hem fikir olduğunu söyleyen Silgu, “Çarşı’da oy çokluğu değil oy birliği geçerlidir. Mesela ‘şu abi dedi şöyle yapalım’ diye bir şey olmaz bizde. Hepimizin aklı ve fikri var. Herkes kafasına geleni yapıyor.” Diyerek kendi açısından yaşananları vicdan meselesi olarak tanımlıyor.

Beşiktaş taraftarları olumsuz koşullara alışkın. Silgu kendilerini ‘Van depreminden sonra sahaya atkı attığı için ceza alan bir takımın taraftarı’ olarak tanımlıyor. Deprem sonrası Van’a giderek çadırlarda kalan Çarşı grubu için yazın Gezi’de çadır kurmak çok zor olmamış.  

Silgu ile sohbetimiz genelde Çarşı’lı gençlere sorulan sorular üzerinden devam ediyor; Silgu Beşiktaş’ın gençlerine sorulan ‘neden Gezi Parkı’na çıktınız?’ sorusunu da “Gezi Parkına neden çıkıldığımız soruluyor. Taksim bizim komşu semtimiz. Komşunuzda yangın çıktığında elinizde bir kova su ile mi gidersiniz yoksa ateşi mi körüklersiniz. Biz elimizde kovalarla gittik.” Şeklinde yanıtlıyor.

‘HERKES RAHAT OLSUN. HENÜZ UÇAMIYORUZ’

Gezi Parkı direnişinde sosyal medya aracılığı ile pek çok efsane yaratılmaya çalışıldı. Ama en çok da Çarşı Grubu efsaneleştirildi. Üzerlerinden olmayan hikâyeler anlatıldı, herkesin Çarşı’ya karşı sempatisi arttı. Silgu’ya bu efsanelerin nedenini sorduğumuzda tam olarak bilemiyor. Ama yaratılan efsaneleri anlatmaya başlıyor gülerek. “Bursaspor’un Teksas grubundan bir arkadaşımız olaylar sırasında bir abimize ‘57. alay gibisiniz’ demiş. O kadar da abartmamak lazım.” Efsaneler Gezi Parkında da devam etmiş. On kişinin kaldıramadığı barikatları ‘siz çarşıdan iki adam verin hallederiz’ diyerek abartanlar olduğunu aktaran Silgu gülerek herkesin içini rahatlatacağını düşündüğümüz açıklamayı yapıyor “O kadar süper insanlar değiliz. Gözümüzden ışın çıkaramıyoruz. Herkes rahat olsun yani. Daha uçamıyoruz da”

‘BİZ HEP BÖYLEYDİK İNSANLAR YENİ TANIYOR’

Beşiktaş’lı abilerinin ‘örgüt kurmak’ suçundan yargılanacak olması herkes gibi Silgu’yu da etkilemiş. Çarşı grubunun 82 yılında 3 kişi tarafından kurulduğunu söyleyen Silgu “Bu takım Samsun deplasmanında herkese fasulye, pilav yiyecek kadar para ayarlanmışken yemek sonunda hesapta fazladan yoğurt parası çıktı diye en iyi arkadaşı ile İstanbul’a kadar konuşmayan insanların kurduğu bir topluluk” Silgu bu yüzden Çarşı’nın her zaman aynı olduğunu ve yaşanan süreçte de değişmediklerini sadece daha önceden taraftarlara ve Çarşı’ya kaba, cahil, ayyaş olarak bakanların Çarşı’yı yeni tanımaya başladığını belirtiyor.
Parklarda devam eden forumlar için “Bir abimiz ‘Türkiye renk kartelâsında olmayan bir rengi keşfetti.’ demişti parklarda bu rengi geliştirmek lazım.” Diyen Silgu eğer Gezi Parkına siyasi bakılırsa o ruhun anlaşılamayacağı görüşünde. Silgu, Gezi Parkında sağcısından, solcusuna, LGBT bireylerden homofobik bireylere ve taraftar gruplarına kadar herkesin olduğunu ve bu ruhu anlamak için bunun unutulmaması gerektiğini düşünüyor.

‘TRİBÜNLERDE ÇOK ŞEY DEĞİŞİR’

Silgu Gezi Parkında ortaya çıkan ‘İstanbul United’ meselesi için de “Gezi Parkında bizim çadırımızın karşısında Fenerbahçe taraftar grubu ‘Sol Açık’ vardı. Bütün süreçte hep beraberdik. Ben ‘bu olaylar bitti. Tribünlere geri döneceğiz. Her şey eskisi gibi olacak.’ Görüşüne katılmıyorum.  Artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz Türkiye’de. Ve tribünlerde de çok şey değişir. En azından biz onlara onlar bize saygı duymayı öğrendi.” Silgu son olarak Gezi Parkı’nın bir dayanışma ruhu oluşturduğunu ve onun peşinden gitmek gerektiğini belirtiyor. Silgu Gezi Parkı sürecinin ‘hiçbir zaman bir araya gelmem’ dediğin insanlara, sırtını dayamayı öğrettiğini aktarıyor ve “Biz zaten hep kardeş gibiydik, şimdi bir sürü kardeş daha kazandık.” Diyerek bitiriyor.

www.evrensel.net