08.11.2026 18:44 / Güncelleme: 18:59

istanbulites: Farklı kültürlerin ve müziğin peşinde bir grubun hikâyesi

Üç farklı sesin tek bir ses gibi duyulduğu istanbulites, çok sesli müzikten makamlara, türkülerden farklı dillerdeki şarkılara uzanan repertuvarıyla dinleyiciyle buluşuyor.

istanbulites: Farklı kültürlerin ve müziğin peşinde bir grubun hikâyesi

Menekşe Ece Deniz
[email protected]


istanbulites ile tanışmam aslında çok da sıradışı bir karşılaşma değildi. Aylar önce İş Bankası’nın Resim Heykel Müzesi’nde üç kadının şarkı söylediği bir video düştü önüme.

Hemen YouTube’da tam halini bulup sayısını sayamadığım kadar dinledim.

Hangi ses hangi vokale ait diye anlamaya çalışmam saatler sürdü çünkü üç farklı ses tek bir ses gibi duyuluyordu. Bu birbirini bulmuşluktan ve üç vokalin hemhal olma halinden etkilendim ne yalan söyleyeyim. Sonra sosyal medyada başka kayıtlar, başka şarkılar duydum onların sesinden.

Şarkılar, bazen türküler, bazen de makamların tınılarının insanı alıp götürdüğü bambaşka diyarlar. Şarkı paylaşımlarının altındaki o güzel edebiyat alıntıları... Sözün kısası bir ekim günü epey bekledikten sonra söyleşi için Kadıköy’de buluşmayı başardık.

Grubun üç vokali Burcu Saral, Deniz ve Derya Ulkat hikâyelerini en baştan anlattılar...

Grubun gitaristleri Ali Baran Özcan ve Kerim Arafa da söyleşiye eşlik etti.

Nasıl bir araya geldiniz?

Deniz Ulkat: Bizi kalıcı anlamda bir araya getiren, ‘Peradi Ensemble’ (Dokuz kişilik çok sesli bir kadın vokal grubu) oldu. Aslında birbirimizi, yer aldığımız korolardan bir ölçüde tanıyorduk.

O dönem Derya’yla (Derya ve Deniz Ulkat kız kardeşler) Ruhi Su Dostlar Korosu’ndan Sirene’ye yeni bir yolculuğa çıkmıştık. Burcu ise Gürcü Sanat Evi’ndeki fahri gürcülüğünün yanı sıra Sirene’de de korist olarak yer alıyordu. Koro provalarının ardından vapur yolculuklarımıza taşan repertuvar denemelerimiz, çok sesli tınlamalarımız, birbirimizi dinledikçe büyüyen ortak heyecanımız ve müziğin bizi yakınlaştıran hâli hâlâ tazecik aklımda.

O ilk tanışıklığın ardından Peradi çatısı altında bir araya geldik; ama hikâyemiz bununla sınırlı kalmadı, müzikal paylaşımımız zamanla daha da derinleşti.

Burcu Saral: Aslında Peradi’de kadınlar olarak bir araya gelip farklı dillere ve kültürlere ait müzikleri keşfetme, bu müzikler üzerinden daha geniş bir dünyaya açılma isteğimiz vardı.

Kadın seslerinin bir araya geldiğinde yarattığı o güçlü birliktelik ve çoksesliliğin içinde keşfedeceğimiz şeyler bizi çok heyecanlandırıyordu. Deniz ve Derya’nın da aramıza katılmasıyla dokuz kadın olarak birlikte müzik üretmeye başladık. Ama üçümüzün müzikal birlikteliği yalnızca Peradi’yle sınırlı kalmadı.

Bir araya geldiğimizde kendi aramızda da şarkılar söylüyor, özellikle makamsal müziklere ve farklı tınılara yöneliyorduk. Aslında istanbulites henüz ortada yokken de üçümüz arasında kendiliğinden gelişen bir müzikal paylaşım vardı.

Bir gün Burgazada’da birlikte söylediğimiz Güneşim şarkısını kaydettik. Videoyu paylaşmak istediğimizde, aslında bir süredir devam eden bu müzikal birlikteliği ve birlikte ürettiklerimizi paylaşabileceğimiz ortak bir alan oluşturma fikri ortaya çıktı. istanbulites da bu fikirden doğdu.

‘istanbulites, İstanbul’a duyduğumuz aidiyetin somutlaşmış hâli’

istanbulites adı nereden geliyor?

Burcu Saral: Aslında ismimizin biraz da kolektif yapımızı anlatmasını istedik. Farklı müzisyenlerle bir araya geldiğimiz, birlikte ürettiklerimizi paylaşabildiğimiz, zamanla başka seslerin de dahil olabileceği bir alan hayal ediyorduk. istanbulites ismi tam olarak bu fikre karşılık geldi. Kelime olarak İstanbullular anlamına geliyor ama bizim için bundan biraz daha fazlası.

İstanbul’da yaşayan, üreten, farklı kültürlerden ve müzikal geçmişlerden gelen insanların bir aradalığını, bu farklılıkların birbirini beslediği bir yapıyı da anlatıyor.

Deniz Ulkat: istanbulites, bir bakıma İstanbul’a duyduğumuz aidiyetin ve farklılıklarımızla bir arada müzik yapma hâlimizin somutlaşmış hâli oldu. İsim arayışımız epey sürdü. Ama grubun yapısını düşündüğümüzde İstanbul’la aramızda güçlü bir benzerlik kuruyorduk.

İstanbul, farklı kültürlerin, dillerin ve seslerin bir arada var olduğu kozmopolit bir şehir. Biz de müzikal olarak böyle bir birlikteliğin içindeyiz.

İngilizcedeki -ite eki, köken olarak Antik Yunancaya uzanıyor; bir yere ait olmayı ya da mensubiyeti ifade ediyor. Bizim için istanbulites, İstanbul’da doğmuş olmaktan ziyade bu şehirle kurduğumuz bağı anlatıyor. Farklı yerlerden, kültürlerden ve müzikal geçmişlerden geliyoruz ama İstanbul’da ortak bir dil ve birliktelik yaratıyoruz. İstanbul gibi esrarlı ve vefasız değiliz yalnız, bunu belirteyim.

İstanbul’un çeşitliliği, değişkenliği ve farklılıkları bir arada tutabilme hâli, bizim müziğimizde ve bir araya gelişimizde de karşılığını buluyor.

Hayatlarınıza müzik nasıl girdi? Bildiğim kadarıyla (Burcu Saral mimar, Deniz ve Derya Ulkat mühendis) üçünüz ayrı mesleklere sahipsiniz. Hiç konservatuvar eğitimi almayı düşündünüz mü?

Burcu Saral: Aslında çocukluğumdan beri müzik hayatımın bir parçası. Ailemde kendi kendine enstrüman çalan, birlikte şarkı söyleyen insanlar vardı. Dolayısıyla müzik hep hayatımızın içindeydi. Ama benim müzikle daha bilinçli ilişkim lise yıllarında başladı. O dönem gitar çalmaya başladım. Üniversiteye hazırlanırken konservatuvar okumayı da düşündüm. Fakat derslerim iyiydi ve sanırım bu durum müziği bir meslek olarak seçmemin biraz önüne geçti.

Ailem de müziği daha çok hobi olarak sürdürmemi istiyordu. Hatta bazen düşünüyorum, derslerim iyi olmasaydı belki de konservatuvar okumam ailem tarafından daha fazla desteklenirdi.

Aslında o dönem kendi isteklerim kadar içinde bulunduğum koşullar da tercihlerimi şekillendirdi. Üniversitede de müzikle bağımı sürdürmek için kemana yöneldim, dersler almaya başladım. Ama mimarlık hayatımın yoğunlaştığı dönemlerde müzikten uzaklaştığım zamanlar da oldu. Özellikle iş hayatında kendimi sıkışmış, hatta zaman zaman tükenmiş hissettiğimde müziğe ne kadar ihtiyaç duyduğumu fark ettim.

Bir akşam, yine oldukça yoğun ve yorucu bir iş gününün ardından eve dönerken Gürcü Sanat Evi’nin önünden geçiyordum. İçeriden akordeon sesleri geliyordu. Hiç düşünmeden içeri girdim. O karşılaşma benim için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Sonrasında hayatımdaki pek çok şeyi müziğe daha fazla alan açacak şekilde değiştirmeye başladım.

Bugün müzik hayatımın merkezinde. Mimarlıkla ilişkim devam ediyor ama artık önceliklerim yer değiştirdi diyebilirim.

Derya Ulkat: İçimizde hep kendini müzikle ifade etme arzusu varmış ama akademik öncelikler ağır bastığından çok sesli müzik ve korolar ifade alanımızı oluşturdu. Profesyonel hayat sürerken müzikle olan bağımızı ve meşguliyetimizi akamete uğratmadan ilerletebildik. Müzik daima dönüştüren buluşmalara vesile oldu.

Deniz Ulkat: Aslında müzik hep varmış hayatımızda; bunu geriye dönüp baktığımda daha iyi anlıyorum. Çocukluğumuzda yaz aylarındaki büyük aile buluşmalarında dans edilir, aile büyükleriyle taklitler yapılır, hep şarkılar söylenirdi. Anneannemin ve annemin sesleri çok güzeldi. Annemin iyi bir müzik kulağı vardır; babamınsa çok sağlam bir repertuvarı. Çoğu eserin bestecisini ve güftekârını bilir. Dolayısıyla müzikle haşır neşir bir ortamda büyüdük.

Ortaokul yıllarında sevgili Onok Abi’den, Onok Bozkurt’tan gitar dersleri alıyorduk. Sonrasında lise ve üniversite yıllarında müzikle ilişkimiz biraz sekteye uğradı. Akademik olarak başka yollara yönelmeye karar vermiştik; biraz da ailemizin başka bir senaryoyu pek tercih etmeyeceğini bilerek...

Ama seçtiğimiz hayat tam da bize göre değildi; içimizde bir şey eksikti, bir şeyler tatsızdı. Bir gün, Ruhi Su Dostlar Korosu’nun seçmelerini gördük ve hemen başvurduk. Çok sesli müzikle tanışmamız da o döneme denk geliyor.

Müzik, hayatımızda yeniden ama bu kez çok daha geniş bir yer kaplamaya başladı. Zamanla yalnızca şarkı söylediğimiz bir uğraş olmaktan çıktı; birlikte üretmenin ve kendimizi ifade etmenin en iyileştirici, dönüştürücü yollarından birine dönüştü.

‘Sezen Aksu da ortak beslendiğimiz isimlerden biri’

Grupta size genelde bir gitarist ve bir kemancı eşlik ediyor. Genel itibariyle vokali öne çıkarıyorsunuz. Bu sadelik tercihinin nedeni ne?

Deniz Ulkat: Biz üç vokal olarak, birlikte üretmenin heyecanıyla bir araya geldik, ama müziğimiz başka birlikteliklere de açık. Dünyanın zaten bu kadar gürültülü ve kalabalık olduğu bir yerde, müzikte sadeliğe alan açmanın da kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bazen küçücük bir nüansın bile kendine yer bulabildiği bir müzikal dünyamız var.

Burcu Saral: Aslında daha kalabalık sahnelerimiz de oldu. Beş kişilik bir kadroyla üretmek ve hareket etmek şu an bizim için daha sürdürülebilir. Ama bunu kesin bir tercih ya da değişmez bir yapı olarak görmüyoruz. Birlikte müzik yaptığımız insanlara ve üretmek istediğimiz şeye göre kadromuz değişebilir.

istanbulites’ın sabit olan tek yanı üç vokalin birlikteliği. Onun dışındaki her şey yeni karşılaşmalara ve farklı müzikal fikirlere açık...

Bir şarkıyı birlikte seslendirmeye nasıl karar veriyorsunuz, repertuvarınızı nelere göre belirliyorsunuz?

Deniz Ulkat: Repertuvarımızda artık kemikleşmiş şarkılar var. Bazılarını çok uzun yıllardır dinliyoruz; ezgisi kadar şiirinden de etkilendiğimiz isimlerin eserleri örneğin...

Burcu Saral: Bazen hafızamızın bir köşesinden çıkan bir şarkıyı birlikte tınlatırken bir bakıyoruz, şarkı repertuvarımıza girmiş. Bazen arkadaşlarımızdan gelen öneriler, bazen de yeni keşiflerimiz oluyor. Aslında çok belirgin bir seçim kriterimiz yok. Hepimizin etkilendiği, müziğinden beslendiği farklı sanatçılar var. Sezen Aksu da ortak beslendiğimiz isimlerden biri mesela.

Deniz Ulkat: ‘Işık Doğudan Yükselir’ (Sezen Aksu’nun 1995 tarihli albümü), dönüp dolaşıp dinlediğimiz albümlerden biri. Her dinlediğimizde sanki yeni bir şey duyuyoruz. Bir de bir köşede beklettiğimiz, demlenen şarkılar var.

Kendi şarkılarımıza giden yolculuğun bu aşamasında, seslendirdiğimiz şarkıları kendi filtremizden geçirerek istanbulites’a özgü bir yorumla dinleyiciye sunmak istiyoruz. Bir başka deyişle, bize has bir tını ve müzikal evren yaratmak, dinleyiciyi de bu samimi, doğrudan etkileşimin içine davet etmek...

Burcu Saral: Bir şarkıyı birlikte söylemeye karar verdiğimizde aslında onu yeniden keşfetmeye başlıyoruz. Ali Baran Özcan ve Gabriel Meidenger’in enstrümantal katkıları da bu süreçte çok belirleyici oluyor. Farklı müzisyenlerle çalıştığımızda onların müzikal yaklaşımları da şarkıya başka bir boyut katıyor. Bu yüzden aynı şarkı, bir araya geldiğimiz insanlara göre bambaşka bir yere evrilebiliyor.

‘Kolektif yapımızı yansıtan dört ya da beş şarkılık bir EP hazırlıyoruz’

Instagram’da çok fazla kaydınız var ancak o kayıtlar YouTube’da bulunmuyor. Spotify’da kaydedilmiş tek bir şarkınız var. Sizin için biraz canlı kayıt grubu da diyebiliriz. Bu durum için ne söylersiniz?

Burcu Saral: Aslında istanbulites henüz çok yeni bir oluşum. Üçümüzün de dahil olduğu başka müzikal projeler ve kendi hayatlarımızdaki yoğunluklar var. Yalnızca istanbulites’a odaklanabilseydik belki üretim sürecimiz çok daha hızlı ilerleyebilirdi. Instagram ise bizim için biraz daha spontane bir paylaşım alanı. Bir araya gelip söylediğimiz, o an ortaya çıkan ve hoşumuza giden şeyleri daha kolay paylaşabiliyoruz. Daha hızlı karşılık buluyor sanırım.

Derya Ulkat: Ve oradan daha hızlı yayılıyor, etkileşim büyüyor. Prosesin kolaylığı ve daha bağımsız ilerlemesi avantajı. Canlı kaydın ruhunu da seviyoruz, o filtresizlik ve doğrudanlık bizi besleyen bir kanal da olabiliyor.

Burcu Saral: Ama dijital platformlarda yayımlayacağımız kayıtlar söz konusu olduğunda biraz daha farklı yaklaşıyoruz. Üzerinde daha fazla çalışmak, ortaya çıkan işin gerçekten içimize sinmesini istiyoruz. Yani bir şarkıyı kaydetmiş olmak, onu hemen yayımlamak için yeterli gelmiyor bize.

EP çıkarmaya çalışıyorsunuz, o tarafta süreç nasıl ilerliyor?

Deniz Ulkat: Kolektif yapımızı, çeşitliliğimizi yansıtan dört ya da beş şarkılık bir EP hazırlığı içerisindeyiz. Her şarkıda bize farklı bir müzisyen arkadaşımız eşlik edecek. Bu albümü bir tiyatro oyunu ya da film gibi hayal ediyoruz, arzumuz dinleyenleri birkaç perdeden oluşan bir duygusal yolculuğa çıkarmak. Kişisel yoğunluklarımız nedeniyle süreç biraz uzadı, takvimimiz aksadı. Ama EP’mizi çok da gecikmeden yayınlayacağız.

Burcu Saral: Başlangıçta tekli yayımlamayı düşünüyorduk. Ama sonra ilk kez bizi dinleyecek birinin istanbulites’la nasıl tanışacağını düşünmeye başladık. Örneğin bir Karadeniz şarkısıyla yola çıksak, bizi yalnızca o müziği yapan bir grup olarak tanıyabilirdi.

Oysa müzikal dünyamız çok daha geniş. Bu yüzden ilk yayınımızın bizi tek bir tür üzerinden tanımlamasını istemedik. Farklı müzikal yaklaşımlarımızı, birlikte üretme biçimimizi ve üç sesin bir araya geldiğinde yarattığı armoniyi yansıtan dört beş parçalık bir EP hazırlamak istiyoruz.

İlk EP’mizin istanbulites’ı ve müziğe yaklaşımımızı gerçekten yansıtması bizim için önemli. Bu yüzden özenli ve acele etmeden ilerliyoruz.

Pandemiden sonra tek başına değil de sanki kolektif olarak müzik yapma ve üretme eğilimi olduğunu gözlemledim. İstanbul özelinde böyle içten gelen bir yönelim mi var yoksa bu biraz şartların da getirdiği bir zorunluluk mu?

Derya Ulkat: İki tarafı da olan bir mevzu gibi düşündüm. Hem içten gelen böyle bir akış var ham de biraz hayat koşulları bunu besliyor. Karşılıklılık durumu hakim. Kadıköy o anlamda zengin bir yer. ‘Kadıköy Sessions’ ve ‘Jam Sessions’larla dinamik bir yapı var burada.

Burcu Saral: Derya’nın da bahsettiği Kadıköy Sessions bu anlamda güzel bir örnek. Oradaki karşılaşmalardan pek çok müzikal birliktelik ve yeni grup doğdu.

Deniz Ulkat: Buradaki karşılaşmalar birbirini besleyen bir döngü yaratıyor. İnsanlar birbirinden ilham alıyor, birlikte üretmeye başlıyor ve bu da yeni müzikal birlikteliklerin önünü açıyor.

Burcu Saral: Bence üretmenin en önemli taraflarından biri temas etmek. Farklı insanlarla bir araya gelmek, birbirini dinlemek, birbirinden beslenmek...

Böyle alanlar oluştuğunda insanlar da aslında uzun zamandır ihtiyaç duydukları o birlikte üretme hâline kavuşuyor. Birbirimize temas ettikçe yeni şeyler ortaya çıkıyor.

Grubun gitaristleri söz alıyor:

Ali Baran Özcan: Birkaç grupta çalıyorum. Buzuki ve bas gitar çalıyorum. Seyyah’ta bas gitar, Komşiler’de buzuki çalıyorum. istanbulites’ta da gitar çalıyorum. Gitar benim ana enstrümanım.

Kerim Arafa: Ali Baran hem buzukici hem gitarist hem de basçı. Ben grupta onun yedeği olduğum için söylüyorum. Dolayısıyla çalarken üçünü birden çalıyor mantıken. Benim çok beğendiğim, değişik bir gitar çalım tarzı var.

‘Bizi bir arada tutan ve devam etmemizi sağlayan şey tam olarak bu üretme hâli’

istanbulites üç vokalden oluşan bir grup ama siz bireysel kariyerlerinizde ne hayal ediyorsunuz, neler yapmak istiyorsunuz?

Burcu Saral: Şu sıralar önceliklerimden biri evde küçük bir stüdyo kurmak. Ama bunu yalnızca kendim için düşünmüyorum. Birlikte müzik yaptığım grupların ya da bir fikrini hızlıca kayda almak isteyen müzisyen arkadaşlarımın da kullanabileceği bir üretim alanı olsun istiyorum.

Bir yandan prodüksiyon tarafında kendimi geliştirmek, kayıt süreçlerini daha iyi öğrenmek istiyorum. Bunu ayrı bir kariyer hedefinden çok, müzikle kurduğum ilişkiyi genişletecek ve kendi üretimlerime daha fazla alan açacak bir süreç olarak görüyorum.

Derya Ulkat: Kendi söz ve müziğimize daha fazla zaman ayırmak. Bu çalışmalarla beraber mesai harcamak istediğimiz dünyası sana ait olanın dışavurumu olabilir.

Deniz Ulkat: Kendi şarkılarımızı paylaşmak istiyoruz. Bir yandan da farklı müzikal fikirlerin, yeni karşılaşmaların ve üretimlerin birbirine temas edebildiği, bunun sürdürebilir olduğu bir alan yaratmayı hayal ediyoruz. Daha çok şarkı söylemek, keşfetmek, birbirimizden ilham almak...

Sürekli değişen, gündemine yetişemediğimiz bir ülkedeyiz. Müzisyenler için koşullar zorlayıcı, motivasyonunuzu nasıl diri tutuyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

Burcu Saral: Aslında motivasyonumuzu yine müziğin kendisinden alıyoruz. Birlikte üretmek, şarkı söylemek bizim için dışarıdaki bütün o yoğunluktan ve gündemin ağırlığından bir süreliğine uzaklaşabildiğimiz bir alan.

Şarkı söylemeye başladığımızda başka bir yerde buluyoruz kendimizi. O an yalnızca müziğe ve birbirimizi dinlemeye odaklanıyoruz. Sanırım bizi bütün bu zorluklara rağmen bir arada tutan ve devam etmemizi sağlayan şey de tam olarak bu üretme hâli.

Deniz Ulkat: Bir aradalık diyebilirim. Hayatımızın büyük bir kısmı birlikte geçiyor; konserler, provalar, kişisel meşguliyetler derken kendimize ayırdığımız zaman bile çoğu zaman bu ortak hayatın içinde şekilleniyor. Ama ülkenin gündemi de bir şekilde hayatımızın içine sızıyor. Bir yanda müzik yapıyor, bir arada olmanın iyi gelen tarafını deneyimliyoruz; diğer yanda hayatın sert gerçekliğiyle yüzleşiyoruz.

Müzik bazen bizi gündemin yıkıcılığından koruyan bir kalkan gibi. Ama belki daha çok, bütün o sertliğin içinde sığınabildiğimiz, birbirimizden güç aldığımız bir alan. Şefkatli bir elin sarılışı gibi.

Derya Ulkat: Müzik aslında hayatın debdebesinde hayatın tüm çelişkilerini hissederken anlam arayışımın bir parçasına karşılık geliyor. Varoluşsal bir yerden deneyimliyorum müziği. En çok canlılığı hissettiğim yer olmakla birlikte kendimle, hayatla ve içinde yaşadığım dünyayla kurduğum ilişkiyi de yeniden düşünmeme alan açıyor. Tam da bu yüzden hayatın kendisiyle kurduğum en sahici ilişkilerden biri.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.11.2026 14:23 / Güncelleme: 17:33

Yeşil pasaport kapsamı genişliyor mu? 10 meslek grubu için teklifler Mecliste

Pilotlardan öğretmenlere, hekimlerden mühendislere kadar birçok meslek grubuna yeşil pasaport verilmesi için Meclis'e kanun teklifleri sunuldu. Teklifler henüz yasalaşmadı.

Yeşil pasaport kapsamı genişliyor mu? 10 meslek grubu için teklifler Mecliste

Fotoğraf: DHA

08.11.2026 15:00

ABD ordusundan İran’a kara ablukası girişimi

ABD, İran’ın kara yoluyla tedarik hatlarını kesme gerekçesiyle deniz ablukasının kara sınırlarına ulaşacak şekilde Hazar Denizi’ne kadar genişletileceğini ve bunun için yeni bir görev gücünün kurulduğunu açıkladı.

ABD ordusundan İran’a kara ablukası girişimi

Fotoğraf: Ivan Hassib/Pexels

08.11.2026 15:25

Amsterdam’da on binler Gazze için meydanda: 'Kırmızı çizgiyi geçtin'

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da düzenlenen dördüncü 'Kırmızı Çizgi' eylemine on binlerce kişi katıldı. Gazze'deki soykırıma sessiz kalan hükümete tepki gösterildi, İsrail ile askeri ve ekonomik ilişkilerin kesilmesi talep edildi.

Amsterdam’da on binler Gazze için meydanda: 'Kırmızı çizgiyi geçtin'

Fotoğraf: Evrensel

08.11.2026 16:12

Bakan Bak'tan burs yanıtı 10 ay sonra geldi, Deniz Yücel tepki gösterdi: 'Hem Anayasa’yı ihlal ettiler hem yoksulluğu itiraf ettiler'

Yeni Partili Deniz Yücel, burs ve öğrenci kredilerine yapılan bin liralık zamma ilişkin Gençlik Bakanı Osman Aşkın Bak'ın verdiği yanıta, “Dört cümlede hem Anayasa’yı ihlal ettiler hem de öğrenci yoksulluğunu itiraf ettiler” diye tepki gösterdi.

Bakan Bak'tan burs yanıtı 10 ay sonra geldi, Deniz Yücel tepki gösterdi: "Hem Anayasa’yı ihlal ettiler hem yoksulluğu itiraf ettiler"

Fotoğraf: ANKA

08.11.2026 12:02 / Güncelleme: 12:16

Özgür Özel ön seçimde oy kullandı: 'O sandığa varacağız, o seçimi alacağız'

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkanlık Ön Seçimi'ne katılarak oyunu kullandı. Demokrasi vurgusu yapan Özel, 250 bin kişilik bir seçim propaganda ordusuyla sahada olacaklarını belirtti.

Özgür Özel ön seçimde oy kullandı: 'O sandığa varacağız, o seçimi alacağız'

Fotoğraf: Yeni Parti

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!