İşçi aileleri kan parası teklifine isyan etti: Biz ölmüşlerimizi satmıyoruz, adalet istiyoruz
Dilovası'nda Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum imalathanesinde 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın beşinci duruşması bugün Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde görülüyor.
Fotoğraf: Evrensel
Dilovası’nda 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik yangınına ilişkin davanın beşinci duruşması başladı. Duruşma öncesi açıklama yapan işçi aileleri, sanıklar adına kendilerine para, ev ve araba teklif edildiğini söyleyerek “Biz ölmüşlerimizi satmıyoruz, adalet istiyoruz” dedi. Aileler, yalnızca imalathanenin patronlarının değil, yıllarca ruhsatsız faaliyete ve denetimsizliğe göz yuman kamu görevlileri ile diğer tüm sorumluların da hesap vermesini istiyor. Aileler, bir yıldır aynı taleplerini dile getirmelerine rağmen davanın olay yerine ve ailelerin yaşadığı bölgeye uzak bir yerde görülmesinin kendilerini mağdur ettiğini belirtti. Duruşma salonunun uzaklığı nedeniyle ailelerin duruşmalara katılmakta zorlandığını ifade eden aileler, bu durumun sanıklar lehine sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Dilovası’nda 3'ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin davanın beşinci duruşması Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülüyor Aileler tüm sorumluların hesap vermesini istiyor https://t.co/brKMHFMzgD https://t.co/VOZF33SMK3
— Evrensel Gazetesi (@evrenselgzt) November 3, 2026
‘Biz ölmüşlerimizi satmıyoruz'
Yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut, ailelere para, ev ve araba teklif edildiğini belirterek bu teklifleri kabul etmediklerini söyledi. Bulut, “Sanık Ali Osman Akat içeriden, Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu ile birlikte ailelere para, ev ve araba teklifinde bulunuyor. Biz ölmüşlerimizi satmıyoruz, para almıyoruz. Arabası da parası da neyi varsa kendisine kalsın. En ağır cezayı almalarını, yaptıklarının bedelini ödemelerini istiyoruz. Sakın bir daha kimseyi göndermesinler, para teklif etmesinler. Biz almıyoruz, istemiyoruz da. Biz adalet istiyoruz, ölmüşlerimizin hesabını sormak istiyoruz” dedi.
Ailelerin duruşmalara yakınlarını kaybettikleri için katıldığını, sanık yakınlarının ise tutukluları desteklemek üzere geldiğini belirten Bulut, “Birinci yıl dönümü geldi. Bizim ölmüşlerimiz nerede? Onların insanları katillerin peşine geliyor. Peki biz aileler olarak canlarımızı neden savunamıyoruz? Bir daha gelmesinler, sakın böyle bir şey yapmasınlar. Biz ölmüşlerimizi satmıyoruz. Adaletin yerini bulmasını, en ağır cezayı almalarını istiyoruz” diye konuştu.
‘Bir senedir kızımın kokusunu duymak istiyorum'
Yangında yaşamını yitiren 15 yaşındaki Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, duruşmaların Dilovası’na alınmasını istedi.
Eşinin kanser hastası olduğunu ve uzaklık nedeniyle duruşmaya gelemediğini ve bir yıldır duruşmalara katılmak için eşini evde yalnız bırakmak zorunda kaldığını söyleyen Taşdemir, “Ben çocuklarımın hakkını istiyorum. Çocuklarımız kara toprağın altına girmişler. Şimdi bizi buraya, Kandıra Cezaevine taşıyorlar. Beşinci duruşmamız. Nisa’nın babası Vedat Taşdemir kanser hastası. Burası uzak olduğu için gelemiyor. Yakın olsaydı kızının duruşmasında bulunmak isterdi. Bir senedir sürünüyoruz; gel git, gel git… Ben neden buna mecbur bırakılıyorum?Bütün katiller cezalarını çeksinler. Bir senedir kızımın kokusunu duymak, sesini duymak istiyorum. Her an gözüm kapıda, pencerede; Nisa gelecek diye bekliyorum. Ama gelmiyor. Çocuğumu öldürdüler. Suçlu olan herkes cezasını çeksin” dedi.
'Tehditler bizi yıldırmayacak'
Yangında yaşamını yitiren Esma Gikan’ın yakını Engin Aras, Dilovası Belediye Başkanı’nın belediye personelinin duruşmaya gönderilmesine ilişkin kendisine “Ben gönderirim hemşerim” ve “Sana ne?” yanıtını verdiğini söyledi. Aras, daha önce Ali Osman Akat’ı tanımadığını söyleyen belediye başkanının bu kez ailelerle para pazarlığı yürüttüğünü belirterek, “Geçen hafta gördük ki belediye başkanı, Ali Osman Akat adına aracılık yapıyor. Ailelerle görüşerek ‘Şu kadar para almayın, bu kadar alın’ diyor. Adamın durumunun iyi olmadığını söylüyor. Anlaşılıyor ki bunların hepsi iş birliği içinde, birbirlerinden haberdarlar” dedi.
'2009’dan bu yana kaçak binalardan kaç tanesine izin verdiniz?'
Daha önce adli kontrolle serbest bırakılan Dilovası Belediyesi Eski İmar ve Şehircilik Müdürü (Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı) Hüseyin Öztürk’ün 2009’dan beri görev yaptığını hatırlatan Aras, “Kendisi ‘Ben görevimi yaptım, resmî yazıları yazdım’ diyor. Doğru, resmî yazıları yazdı ama binalar yıkılmadı. Dilovası’nın yüzde 98’i kaçak deniyor. 2009’dan bu yana kaçak binalardan kaç tanesine izin verdiniz, kaç tanesini yıktınız? Kaymakamlık binasının da kaçak olduğu söyleniyor. Bu binaların sorumluluğunu kim üstlenecek?” diye sordu. Tehditlere rağmen davanın takipçisi olacaklarını söyleyen Aras, “Biz bu davayı nereye kadar giderse götüreceğiz. Belediye personelinden, belediyecilerden, yöneticilerden tehdit alıyoruz. Ancak bu tehditler bizi yıldırmayacak. Doğru bildiğimiz yolda devam edeceğiz” dedi.
Yangında yaşamını yitiren 17 yaşındaki Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir de bütün sorumluların cezalandırılmasını istedi. Taşdemir, “Tuğba’nın ölümünün üzerinden bir yıl geçti. Tuğba nerede? Bana geri verebilirler mi? Hayır. Bir senedir ne gündüzümüz gündüz ne gecemiz gece oldu. Allah rızası için suçlular cezalarını çeksin. Kızımı bana geri vermesinler ama suçlular cezalarını çeksin. Ben sadece adalet istiyorum” diye konuştu.
Acar: Ailelere davayı satmaları için baskı yapılıyor
DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, davanın Gebze’ye taşınması taleplerini yineleyerek duruşmaların Kandıra’da görülmesinin aileleri zor durumda bıraktığını söyledi. Acar, “Bir senedir aynı talebi dile getiriyoruz. Bu dava Gebze’ye alınmak zorunda. Burası Gebze’ye, Dilovası’na bir saat uzaklıkta. Aileler yoksul insanlar, tamamı işçi. Çocuklarına nöbetleşe bakarken burada oldukları için evde çocuklar yalnız kalıyor. Ayten abla yangından yaralı kurtuldu, küçük çocukları var. Onları bırakıp buraya gelmek zorunda kaldı” dedi.
Duruşmalar sırasında kamu görevlilerinin tutukluları desteklemek üzere salona getirildiğini belirten Acar, “Dilovası Belediyesinde tutukluları savunmak için bugün meclis iptal ediliyor. Kamu görevlileri görevlerinin başında olmaları gerekirken duruşmaya sokuluyor. Kamu yine bunu finanse ediyor. Bir cezasızlık düzeni yaratmışlar. Parası olanın istediği kadar insanı öldürme hakkı varmış gibi davranılıyor. Beş duruşmadır, her duruşma arasında bu insanların davayı satın alma pazarlıklarıyla muhatap oluyoruz. Her duruşma arasında beşer milyon artırarak, önümüze yeni teklifler koyarak ailelere bu davayı satmaları söyleniyor. Baskı ve tehditle bunu yapmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
Atölyedeki faaliyetlerin ve sanık Ali Osman Akat hakkındaki suçlamaların da araştırılması gerektiğini söyleyen Acar, “O atölyede sadece parfüm üretilmediğine dair Dilovası halkının güçlü biçimde dile getirdiği, kamu görevlilerinin de bildiği gerçekler var. Ali Osman Akat gibi kokainle, uyuşturucuyla yan yana anılan bir isim yalnızca yardım ve yataklık suçlamasıyla yargılanamaz. Diğer dosyalarıyla birleştirilmek zorundadır. Burada Tuğba’nın, Nisa’nın, Cansu’nun aileleri var. Yedi işçinin ailesi burada. Bir atölyeye sığdıramayacağınız kadar büyük bir acı var. Kaçak atölyelerde her an yanmaya, ölmeye hazır binlerce insan var” ifadelerini kullandı.
‘Sorumluların tamamı yargılanmalı'
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Serdar Solak, baronun davayı ilk günden bu yana takip ettiğini belirterek, müdahillik taleplerinin reddedilmesine rağmen duruşmaları izlemeyi sürdürdüklerini söyledi. Gebze Sendikalar Birliği temsilcisi de katliamın yaşandığı alandaki nöbetten cezaevi önündeki eylemlere kadar ailelerle dayanışmayı sürdürdüklerini belirtti.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da davanın gözlerden uzak bir yerde görülmesine tepki göstererek, katliamda kamu kurumlarının ve denetim mekanizmalarının sorumluluğuna dikkat çekti: "Dilovası’nda denetimsizlik vardı, sermayeyi koruma vardı. Katliamın ardından Çalışma Bakanlığının ve bütün kamu kurumlarının üç maymunu oynadığı bir dönemden geçtik. Burada üç çocuk, altı kadın, yedi işçi katledildi. Bu katliamın arkasında Çalışma Bakanlığı, belediye ve kamu kurumlarında görev ve sorumluluğu bulunan herkes sorumludur. Kan parası teklif ederek bu cezasızlıktan kurtulamazlar. Bu katliam sadece buradaki ailelerin, Dilovası halkının ya da Kocaeli halkının sorunu değildir. Bütün Türkiye işçi sınıfının, emekçilerin, yoksulların, sendikaların ve meslek örgütlerinin sorunudur. Katliamın hesabının sorulması için başta Dilovası Belediye Başkanı ve Çalışma Bakanı olmak üzere sorumluların ifade vermesi, yargılanması ve ceza alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Ne olmuştu?
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum imalathanesinde çıkan yangında üçü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi. Yangında Hanım Gülek, Esma Gikan, Şengül Yılmaz, Tuncay Yıldız, Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu hayatını kaybetti, 6 işçi yaralandı.
Yangına ilişkin davada İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Akat, Abdurrahman Bayat ile Dilovası Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Dilovası Belediyesi eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir, Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür Vekili Nizametin Balcı dahil olmak üzere 8 kişi tutuklu bulunuyor.
Yangının ardından açılan davada ilk duruşma mart ayında görülmüştü. Şirket yetkililerinin yargılandığı dosyaya daha sonra kamu görevlileri hakkında açılan dava da birleştirildi.
Davada Ravive Kozmetik yetkilileri İsmail ve Altay Ali Oransal ile ortak üretim yaptığı öne sürülen şirketin yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında “olası kastla öldürme” suçundan ceza isteniyor.
İşyerinin faaliyetinin sürmesine ilişkin denetim ve görevleri bulunan belediye görevlileri hakkında ise “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlamasıyla dava açıldı.
Aileler ise imalathanenin yıllarca faaliyet göstermesinde rolü bulunan kamu kurumlarının ve görevlilerinin sorumluluğunun da ortaya çıkarılmasını istiyor.
AKP’li Dilovası Belediyesi de davanın içinde
Kamu görevlileri hakkındaki dosyanın ana davayla birleşmesiyle birlikte Dilovası Belediyesi’nin denetim sorumluluğu da yargılamanın konusu haline geldi. AKP yönetimindeki Dilovası Belediyesi’nin görevlileri hakkında açılan davada, ruhsatsız çalışan imalathanenin faaliyetinin neden durdurulmadığı ve denetim görevlerinin nasıl yerine getirildiği tartışılıyor.
Ailelerin aktardığı bilgilere göre imalathanenin ruhsatsız çalıştığı yangından kısa süre önce zabıta tarafından tespit edilmişti. Buna karşın işyerinin faaliyetinin sürdüğü, daha önce de farklı kamu kurumlarına şikâyetler yapıldığı belirtildi. Aileler, bu nedenle sorumluluğun yalnızca belediye görevlileriyle de sınırlı tutulmamasını istiyor.
Duruşmalar nasıl ilerledi?
Davanın ilk duruşması mart ayında Kandıra Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görüldü. Mahkeme, tutuklu sanıkların durumunu ve dosyadaki delilleri değerlendirdi. Mayıs ayında görülen ikinci duruşmada, daha önce imalathanede çalışmış 17 yaşındaki bir işçi tanık olarak dinlendi. Tanık, 15 yaşında işe başladığını ve sigortasız çalıştırıldığını anlattı. Aynı duruşmada bazı sanıkların tutukluluk durumları ve dosyadaki deliller değerlendirildi.
Temmuz ayında görülen üçüncü duruşmada ise tutuklu sanıkların telefon ve bilgisayarlarındaki dijital materyallerin incelenmesi gündeme geldi. Mahkeme, bazı sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi ve duruşmayı eylül ayına erteledi.
Eylül ayında görülen dördüncü duruşmada ise belediye görevlileri hakkındaki dosyanın ana dosyayla birleşmesinin ardından kamu görevlilerinin sorumluluğu da yargılamada daha geniş biçimde ele alındı. Mahkeme, Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı ile eski Zabıta Müdür Vekili Cengiz Taşdemir’in yeniden tutuklanmasına, dört belediye görevlisinin ise adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi.
(Evrensel)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et