Duruşma sona erdi
Mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi. İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun savunmasına yarın devam edilecek. Ardından Karaoğlu'nun sorgusu yapılacak. Daha sonra avukatlarının savunmasına geçilecek.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 92’si tutuklu toplam 414 ismin yargılandığı İBB davası, Silivri’de 24’üncü gününde devam etti.
Davanın görüldüğü 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve eniştesi İsmail Akkaya ile Beyoğlu Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan'ın da salonda hazır bulundurulmalarını istedi.
19 Ağustos 2025'ten beri tutuklu olan Güney, İBB davasında ilk kez duruşma salonunda hazır bulundu.
Beyoğlu Belediyesine ilişkin aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın 7 Nisan'da İBB davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.
Bugünkü duruşmada Bakırköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'ün sorgusu yapıldı. Avukatları savunma yaptı. Ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun savunmasına başlandı.
Mahkeme başkanı duruşmayı bitirdi. İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun savunmasına yarın devam edilecek. Ardından Karaoğlu'nun sorgusu yapılacak. Daha sonra avukatlarının savunmasına geçilecek.
İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Eylem 52 ile ilgili "Suç tarihi 2019 denilmiş. Benim o tarihte İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğünde herhangi bir görevim yoktu. Görevde değildim ama rüşvet almakla suçlanıyorum" dedi.
İddianamede eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çakılcıoğlu tarafından talimatlandırıldığını ancak hiçbir zaman kendisine bağlı olarak görev yapmadığını da ifade eden Karaoğlu, "Oligark" isimli mekandaki değişikliğin de kendi döneminde olmadığını ifade etti.
İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, itirafçı Yakup Öner'in "2023'ün ortalarında izin verildi" dediği Üsküdar'daki yapıyla ilgili 2 Haziran 2023'te tutanak hazırladıklarını, aynı dönemde hem yıkım hem de 29 milyon 539 bin lira para cezası kararı aldıklarını belirtti.
Karaoğlu, 21 Haziran 2023'te de yapıya dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Eylem 53'te Tuzla'daki bir iskan ile ilgili suçlandığını belirtti ve "Bu saçma sapan bir iddia. Benim Tuzla ile ne alakam var? Tuzla, Boğaziçi İmar Müdürlüğünün yetki ve sorumluluk alanında değil" ifadelerini kullandı.
Eylemle ilgili birtakım isimler olduğunu ancak kendisiyle ilgili bir konu olmadığını söyleyen Karaoğlu, "Ben yokum ama bir taraftan da bana bağlanmaya çalışılmış" dedi.
İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Vaniköy'de bir dönem Adnan Oktar'ın kullandığı daha sonra bir Rus oligarka geçen malikaneyle ilgili 700 bin dolar karşılığında güçlendirme ruhsatı verildiği iddiasını yalanladı.
"Ne böyle bir güçlendirme ruhsatı verdik ne de bununla ilgili bir müracaat var" diyen Karaoğlu, malikhanenin 'Adnan Oktar silahlı suç örgütü' operasyonunun ardından tahliye edilmesiyle kaçak yerlerinin yıkıldığını ifade etti.
Karaoğlu, 2024 yılında İçişleri Bakanlığı müfettişinin inceleme yaptığını ve "Yapılacak herhangi bir işlem olmadığı" kararını verdiğini belirtti. Bu raporun iddianamede olmadığını da sözlerine ekledi.
Vaniköy'deki malikhaneyle ilgili yıkıma gittiklerinde eşinin kaygılandığını ve "Rus oligark diyorlar, bir şey olur" dediğini ifade eden Karaoğlu, "Onlar oligarksa bizim de arkamızda devlet var dedik. Günün sonunda burada yargılanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Karaoğlu, mülkiye müfettişinin hazırladığı raporda yaptıkları tüm işlemlerin hukuka uygun ve eksiksiz bulduğunu, ihmal ve kusur olmadığı tespiti yaptığını dile getirdi.
Yaklaşık 1 saat süren ara sonrası mahkeme başkanı, birleşen dosyaları da hatırlattı ve ay sonu yapılacak tutukluluk incelemelerini dosya üzerinden yapacaklarını söyledi. Yalnızca birleşen dosyalarda hiç söz hakkı verilmeyen isimlere söz hakkı verileceğini belirtti.
Ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu savunmasına devam etti.
Suçlandığı Eylem 51'de imar talebini itirafçı Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlandığını ifade eden Karaoğlu, "Şüpheliler arasında Yakup Öner yok. Bu durumda ben neye göre savunma yapacağım" diye sordu.
Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, siyasetçi olmadığını, siyasetten anlamadığını, suçlama konusu olayla ilgili Cafer Mahiroğlu'nu tanımadığını belirtti.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, iddia makamının Yakup Öner'in ifadesine dayandırarak Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'na ait binada kaçak inşaata göz yumulduğunu ve buna karşılık da televizyon kanalında lehte yayınlar yapıldığını söylediğini hatırlattı.
İddianameye konuyla ilgili 2 evrak konulduğunu belirten Karaoğlu, "İkisi de bizim lehimize çünkü işlemlerimizin eksiksiz ve hatasız olduğunu gösteriyor" dedi.
İtirafçı Yakup Öner'in yalan söylediğini ifade eden Karaoğlu, "Cafer Mahiroğlu'na ait binayı mühürledik" ifadelerini kullandı.
Mahiroğlu'nun binasındaki kaçak kısma ilişkin "Yıkılmamış bir metrekare dahi kalmamıştır" diyen Karaoğlu, 31 Ağustos 2022 tarihinde 4 milyon 66 bin lira para cezası kesildiğini de söyledi.
Karaoğlu, "Avukatlarım hesapladılar, o dönem kesilen ceza bugünün rakamıyla 15 milyon liraya tekabül etmektedir" dedi.
Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, "Hiçbir örgüte üye olmadım, kimseden talimat almadım" dedi ve 'örgüt' denilen yapılanmanın ne olduğunu anlamadığını da belirtti.
"26 yıldır içerisinde yer aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü" diye soran Karaoğlu, iddianamede 'örgüt üyesi' olduğuna dair maddi gerçeğe dayalı bir delil olmadığını vurguladı, "Adımla yan yana konulması dahi benim için zuldür" dedi.
Ağabeyinin tıp doktoru olduğunu ve pandemide hayatını kaybettiğini ifade eden Karaoğlu, kardeşinin de kamu görevlisi olduğunu ifade etti.
Babasının kendisine "Bir yanlışını duyarsam evlatlıktan reddederim" dediğini söyleyen Karaoğlu, babası ve üvey annesinin dolandırıldığını, bu konuda açılan davaya İBB davasının iddianamesinde yer verildiğini belirterek, "Üzerime gölge düşülmek istenmiştir" dedi.
Savunma yapan Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Sayıştay denetiminden hiçbir leke olmadan geçtiklerini ifade etti.
Birçok baskıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Karaoğlu, 7 yaşındaki kızıyla tehdit edildiğini anlatırken göz yaşlarını tutamadı. Suç duyurusunda bulunduğunu ve kimseye boyun eğmediğini söyledi.
Boğaziçi İmar Müdürlüğünün görev sahasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonu ve Kültür Bakanlığının Koruma Kurulunun yetki ve sorumluluğu olduğunu belirten Karaoğlu, yürütülen işlemlerin bu kurumlarla koordineli ilerletildiğini söyledi.
Bir yapı ruhsatında 12 imza olduğunu, bu imzalar atılmadan dosyanın kendisinin önüne gelmediğini ifade eden Karaoğlu, görevinin kaçak yapılarla ilgili sokak sokak denetim yapmak olmadığını vurguladı. Karaoğlu, "Dönemim boyunca görevlendirme yapılmamış, denetimsiz bırakılan mahalle, sokak, cadde yoktur" ifadelerini kullandı.
Kocaoğlu'nun sözlerinin ardından sıra Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun savunmasına geldi. Elçin Karaoğlu savunmasına, “Peşinen söyleyeyim hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Yasa dışı hiçbir işin içinde yer almadım. Şahsiyetimi, onurumu, mesleki namusumu savunmak için huzurunuzdayım” diyerek başladı. 1 Eylül 2020'de İBB'de Boğaziçi İmar Müdürü olarak göreve başladığını, tutuklandığı güne kadar 4,5 yıl boyunca görev namustur bilinciyle çalıştığını ifade eden Karaoğlu, “Eski dönemden beri mevcut olan arkadaşlarla çalıştım. Kimsenin adamı olmadım, torpille bir yere gelmedim” dedi.
Şahingöz’ün ardından avukat Murat Akyüzoğlu savunmasına başladı. “İşlenmemiş, teşebbüs edilmemiş, oluşmamış bir suç için yüzlerce sanık savunma yapmak zorunda kalıyor” diyen Akyüzoğlu, somut delil olmadan beyanlara dayalı suçlamalara karşı savunma yapmaya çalıştıklarını ifade etti.
Ali Rıza Akyüz'ün mensubu olduğu örgütlerin TMMOB ve CHP olduğunu ifade eden avukat Akyüzoğlu, Capacity'le ilgili müvekkilinin beyanlarının ihbar kabul edilmesi gerektiğini altını çizdi ve “Artık suç duyurusunda mı bulunursunuz, bir teknik heyet mi gönderirsiniz takdir sizindir” diyerek müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Akyüzoğlu'nun ardından avukat Fatma Selen Kocaoğlu söz aldı. Kocaoğlu, Capacity'nin riskli ve kaçak bir yapı olduğuna vurgu yaptı ve Ali Rıza Akyüz'ün bu dosyada mağdur olduğunu ifade etti. Akyüz'ün kendilerine “Capacity AVM'de 192 adet deprem perdesinin eksik olduğunu tespit ettiğim an bu cezayı kesmeseydim ve bir deprem olsaydı asıl o zaman yargılanmam gerekirdi” dediğini söyleyen Kocaoğlu, müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Ara sona erdi. Avukat Şahingöz savunmasına devam ediyor. Şahingöz, Capacity’nin avukatı Mehmet Asım İplikçi'yi kastederek, “Gerçeğe aykırı beyanlarla, dosyada bir statik proje varmış ve irtikap suçu işlenmiş gibi gösteriliyor. Bu kişinin burada tanık olarak dinlenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Avukat Şahingöz, AVM sahiplerine baskı kurulduğu iddiasına yönelik, “Garip gureba mı bu adamlar. Nasıl baskı kuracağız?” dedi. Müvekkilinin katalog suçlardan dolayı hapiste olmadığına ve tutukluluğunun uzadığına dikkat çeken Şahingöz, Ali Rıza Akyüz’ün tahliyesini talep etti.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Ara sonrası Ali Rıza Akyüz'ün Avukatı Fatih Rüştü Şahingöz'ün savunmasına devam edilecek.
Ali Rıza Akyüz'ün Avukatı Fatih Rüştü Şahingöz, Capacity AVM'nin yapımı sırasında yani 2005 yılında çöktüğünü ve AVM lehine hazırlanan raporda Turgut Öztürk'ün imzasının bulunduğunu ifade etti.
2025 yılının ocak ayında yine rapor hazırlanmasının gündeme geldiğini ifade eden Şahingöz, AVM sahiplerinin raporun Turgut Öztürk tarafından hazırlanmasını talep ettiklerini belirtti ve "Bu raporun objektifliğini takdirlerinize sunuyorum" dedi.
Akyüz'ün görevinin teknik incelemeyi ilgili kurumlara sunmaktan ibaret olduğuna dikkati çekti ve "Nihai kararlar belediyenin yetkili organları tarafından veriliyor" dedi.
Ali Rıza Akyüz'ün Avukatı Fatih Rüştü Şahingöz, "İddianamenin kendi içindeki çelişkiler, hukuka aykırılığı ortaya koymaktadır. İddianamede isnadın kime hangi hukuki vasıfla yöneltildiği belirsizdir. Bu belirsizlik savunma hakkını özünü zedelemektedir" dedi.
Şahingöz, Ekrem İmamoğlu'nun AVM ile ilgili bilgisi yokken, yöneltilen suçlamanın örgüt kapsamında işlenen bir suç olduğunun nasıl iddia edildiğini sordu.
Capacity AVM'nin sahibi Seyfi Beyaz'ın, 'itirafçı' olarak AVM'yle ilgili açılan diğer davaya alt yapı oluşturmaya çalıştığını ifade eden Şahingöz, dosyadaki örgütsel yapı iddiasına yönelik, "Fatih Keleş ile kuramadıkları örgütsel ilişkiyi Ertan ile kurabileceklerini düşünerek Ertan’ı da işin içine katıyorlar. İddianameye göre kimi zaman Fatih Keleş’e kimi zaman Ertan Yıldız’a bağlı. Fatih Keleş’e dair bağlı olduğuna ilişkin somut bir delil yoktur" dedi.
Akyüz'ün 65 yaşında olduğunu ve bu yaşa kadar hiç suç işlemediğini ifade eden Şahingöz, "İddianameye göre müvekkilim 65 yaşından sonra bir örgüte üye olmaya karar vermiş" dedi.
Şahingöz ayrıca, Capacity AVM'nin sahipleri için, "15 bin metrekarelik bir imar kirliliğinden bahsediyoruz. Bundan kurtulmak için bu dosyayı kullanıyorlar. Capacity AVM ortakları alt sınır para cezasını kabul etmeyerek Ali Rıza Akyüz hakkında asılsız iddialarda bulunmuşlardır" dedi.
Ekrem İmamoğlu'nun sözlerinin ardından Ali Rıza Akyüz'ün Avukatı Fatih Rüştü Şahingöz savunmasına başladı.
Şahingöz, "Söz konusu iddialar ve isnatlar 2002 yılından beri belediyeyle ihtilafta bulunan müştekilerin, etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin, Köknar isimli gizli tanığın beyanlarına dayandırılmıştır" dedi.
Mahkeme başkanı ve savcının sorgusunun ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. 23 Nisan nedeniyle duruşma yapılmayacağını hatırlatan İmamoğlu, "Bir telafi olacak mı, yoksa üç gün mü yapmayı düşünüyorsunuz?" diye sordu.
Ardından İmamoğlu, Akyüz'e sorularını yöneltti:
E.İ: Buradaki bütün eylemler bana bağlandığı için en ufak detayı sormak istiyorum. Benim size meşru, gayrimeşru, ahlak, gayriahlaki, dolaylı, direk bir talimatım oldu mu?
A.R.A: Böyle bir yaklaşım olmadı.
E.İ: Siz İBB Meclis üyesisiniz. Ben oranın başkanıyım. Aynı şekilde size bir talimatım, baskım oldu mu?
A.R.A: Kesinlikle olmamıştır, başkanım.
E.İ: İkimiz de CHP'liyiz. Bununla da gurur duyuyorum. Partide bir ast-üst ilişkimiz olmadı. Siyasi konum gereği partide ast-üst ilişkisi yoktur. Bizde tebaa anlayışı yoktur. Siyasi hiyerarşi içerisinde herhangi bir talimatım oldu mu?
A.R.A: Siyasette bazen insanlar yukarı doğru çıktıkça gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ekrem Bey'den en çok memnun olduğum husus, Belediye Başkanı olduğu zaman, ne zaman beni görse 'Ali Rıza Bey nasılsınız' üslubunda herhangi bir değişiklik olmadı. Kendisine gösterdiği alçakgönüllülük için teşekkür ediyorum.
E.İ: Seyfi Beyaz'ın ciğerini bilirim. 'Ya ne diyorlarsa kabul edin, onların dediğini yazalım, çıkalım.' Ve çıktılar. Bir kısmı 3-5-6 yaptı. Kardeşim, geleceğin cumhurbaşkanına yardım etmekten neden geri duruyorsunuz? Ben bu adamın iki oğlunun nikahını kıydım. Bu insan hapiste otururken, peşpeşe verdiği bu ifadelerle çıktı. Zavallı diyorum. İnsanları kişiliklerinden uzaklaştırmışlar. Ali Rıza Bey, böyle bir şey kullandınız mı?
A.R.A: Kesinlikle kullanmadım, Başkanım. Benim onlarla bu sohbeti yapacak bir diyaloğum yok.
E.İ: Gerçekten iddianamenin özünde de ruhunda da iftiracılar var. O yüzden adı iftiraname. Bu şahsı tanırım, zamanı gelince nasıl tanıştığımı da anlatırım. Onun ciğerini tanırım. İş adamları nezaretteyken 'Söylesinler çıksınlar' denildi ve çıktılar. Bu adamlara geleceğin cumhurbaşkanını destekleyin dediniz mi?
A.R.A: Kesinlikle siyasi bir diyaloğum yok.
E.İ: Ama ben bu insanların mevcut iktidar hakkında neler söylediklerini iyi biliyorum. İddia makamı görevini yapmamış, insanları tehdit etmiş, ifadeleri değiştirerek tüm eylemleri Ekrem'e bağlamıştır.
Akyüz, savunmasında şunları söyledi:
"10 bin kişinin günde ziyaret ettiği yerden, insanların can güvenliği için gerekeni yaptım. Benim aleyhimde ifade verenler AVM'nin sahipleri, avukatları, danışmanı. Ayrıca yargıya intikal eden bir konu ile ilgili benim işlem yapmam mümkün değil. Bana gelmeden önce zaten yargıdaydı."
"Sorumluluğu yerine getirmemiş olsaydım bugün burada olmazdım. Hiç geri adım atmadım; gerekli gördüğüm her sorumluluğu yerine getirdim. Zaten müştekilerin avukatı da buraya bir dilekçe vermiş. Ne zaman vermiş? 6 Mart'ta vermiş. 1. ruhsatın tarihini söylüyor, çok güzel. 2. ruhsatın tarihini de söylüyor: 27.11.2007. 3 gün sonra da iskan alındığını belirtiyor. Yani biz bu 15.000 metrekarelik imalatı o 3 günde mi yaptık? Üstelik yapılmayan imalatlar temel kattadır."
"Bize bu planlarla ilgili çalışma yapın. Sarılı yerleri beşti, altı kat yaptılar. Beyazların olduğu alan 10, Ağaoğlu beş, Özkök'le beş kat. Caddenin ortasında bir kat 10, bir kat beş. Beş katları da altı kat yapalım, dedik. Siluet bütünlüğü anlamında. 2002'de 10 kattı. İmar artmıyordu, itiraz etmedik. Mavili yerin yanında yeşil alan koyduk."
Akyüz'ün savunmasının ardından çarpraz sorgusuna geçildi.
Mahkeme heyeti başkanının "Capacity'e karşı yaptığınız uygulamayı diğer AVM'lere de yaptınız mı?" sorusuna Akyüz, "Bu dosyayı ben açmadım. Gelip anlattılar, inceleyin dedim. Keşke sonuç böyle çıkmasaydı. Özellikle Capacity'e yönelik bir karşıtlığım veya husumetim yok. Bize kendileri geldi, gelmeselerdi böyle olmayacaktı" yanıtını verdi.
Ardından cumhuriyet savcısı, "Müştekilerin 5 milyon dolar rüşvet iddiasında neden rakamlar aynı? Neden hepsi aynı iddiada bulunuyor?" diye sordu. Akyüz, "Benzer rakamlar değil. Biri 5, biri 3 diyor. Günde 20-25 kişi ile görüşürüz. Sefer Kocabaş geldi, ben AVM'nin danışmanlığını aldım. Her şey yasal. Yapı Kayıt Belgesi olduğunu yazdım. Tebligatın gereğini yapın dedim. Sonra yine geldiler. Yine aynı yanıtı verdim. Anayasa Mahkemesinin kararını gösterdim" dedi.
Ali Rıza Akyüz, Capacity AVM'yle ilgili mahkemeye gerçek olmayan fatura sunulduğunu belirtti. Mahkemenin sahte belgeyi anladığını vurgulayan Akyüz, "Bu zaptı tutmasaydım bugün burada yoktum" dedi.
Akyüz, performans raporunu hakimliğe sundu ve bilimsel inceleme yapılmasını talep etti. Akyüz'ün savunmasında kullandığı ifadeler şunlar:
“Asansör ve merdiven çekirdeği, perdelerin eksik olduğunu gösteren tablo verdim. Olası İstanbul depremin Capacity AVM'de çökme yıkım olacak. 1998 yönetmeliğine göre perdeler yerinde yapılmamış, bunlar deprem yükünü karşılar.”
“Olması gereken Capacity AVM'nin kapatılıp güçlendirme projesi yapmasıydı. Ancak bize rüşvet iftirası atarak bunu gölgelediler. Bana 3 değil 5 değil 15 de verse ben bunlara ruhsatı veremem. Çünkü zabıt yemişler. Zabıt encümene gitmiş, haklarında suç duyurusunda bulunulmuş, mahkemeleri devam ediyor. Yargıya intikal eden bir işte bizim işlem yapma hakkımız yok.”
“Müştekiler projeyi doğru yapmadıkları halde, iskandan önce statik proje 59 bin metrekare. Gittiler yapı kayıt belgesi aldılar. 25 bin metrekare daha fazlamız var dediler. Orada böyle bir alan yok. Otoparkı ticari çarşı yapmaya başladılar.”
“2018'deki faturayı mahkemeye 2008'de kullandık diye sundular. Genel denetim ve mahkemeye farklı beyan verdiler. Geçerli olmayan performans raporu aldılar.”
“Bu işler hata affetmiyor, sonunda çıkıyor bir yerden. Mesela Maraş'taki İsias Otel. Grand Kartal'da sanıklara 34 kez müebbet hapis verdiler. Geleceğini kurtarıyorum bunların. Bu zaptı tutmasaydım, ben bugün burada değildim.”
“Perşembe çıktık buradan, üç gün haberleri izledik. Denilen şu okulun bir müdür yardımcısı, rehberlik öğretmeni çocuğun durumunu görmüşler. Çocuğu devamlı kontrol ediyorlarmış. Kontrol edenler başka okullara tayin olmuşlar. Riski görünce önlem almak gerekir. Aynı anda 13 bin, kendileri de yıllık ziyaretçi sayısı 25-30 milyon diyorlar.”
Dosyası birleştirilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney salona getirildi. Güney ilk kez hakim karşısına çıkacak. İnan Güney'in eşi Ayşen Güney ile kızları Ela ve Dila duruşma salonunda.
Tutuklu sanıklar alkışlarla salona getirildi. Tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney için izleyici sıralarından "Beyoğlu burada, başkanının yanında", "Beyoğlu'nun hakkı bize emanet" ve "İnan Güney yalnız değildir" sloganları yükseldi. Güney ayrıca "başkanım" sloganlarıyla karşılandı.
İBB davasında aylarca tutuklu kaldıktan sonra geçtiğimiz haftalarda tahliye edilen isimlerden CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük de duruşmayı takip etmek için Silivri'de.
Silivri'de bugün tutuklu yargılanan sekiz belediye başkanı hazır bulunuyor: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat.
Duruşma, perşembe günü savunmasını tamamlayan Bakırköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz'ün çapraz sorgusuyla başladı. Akyüz, Capacity AVM ve Bakırköy'deki bir ruhsat izni kapsamında 'rüşvete teşebbüs' ile suçlanıyor. Ardından iddianamede 13 eylemle yargılanan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu'nun, daha sonra da tutuklu avukat Mehmet Pehlivan'ın savunması başlayacak.
Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un 51'inci doğum günü salonda kutlandı. Ongun'un eşi Gözdem Ongun, sanık sandalyesinden pasta ve mumla doğum gününü kutlarken, seyirciler ellerindeki "İyi ki doğdun Ongun" yazılı kartları kaldırdı.
Beyoğlu Belediyesine ilişkin yedi kişilik dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararının ardından sanık sayısı 92'si tutuklu olmak üzere 414'e yükselmişti. Duruşma, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda görülüyor.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Aziz İhsan Aktaş davası için Silivri'deki adliyeye geldi.
İBB davasının dünkü duruşmasında savunma yapan, Ekrem İmamoğlu’nun yakın koruması Mustafa Akın’ın avukatları, Akın’ın Giresun’daki evinde bulunan ve ‘rüşvet delili’ olarak iktidar medyasında ‘sır kasa’ olarak adlandırılan kasayla ilgili takipsizlik kararı çıktığını aktarmıştı.
Mustafa Akın’ın avukatı Rabia Berfin İstek, ‘çelik kasa’ konusuna dair ise şunları söyledi: “Müvekkilimin Giresun’daki aile evinde bir çelik kasa bulunuyor. Rüşvet eylemine delil diye yediririz isteği var. Bir anda yandaş medyada ‘İmamoğlu’nun yakın korumasının sır dolu kasası bulundu’ haberleri verildi. Kasa, güya açılmak üzere jandarma tarafından İstanbul’a getirilmiş, bu da yalan. Kasadan ne çıktı biliyor musunuz? 48 adet mermi, 4 tane de vida çıktı ve av tüfeği, antika. Müvekkilim kendi de aktardı, üzerine ruhsatlı silahın olduğunu ve yıllık olarak belirli sayıda mermi alma hakkının olduğunu. Sonuç ne? Takipsizlik kararı… Savcı tüm mermilerin iadesine karar verdi. İnsanların onurlarını alaşağı etmek bu kadar kolay mı? O mermilerin kasada olmasının sebebini bugün Maraş’ta yaşanan olay da ortaya koyuyor. Güvenlik sebebiyle.”
İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında ‘bantlama’ tartışması
Öte yandan Duruşmada ayrıca İBB güvenlik görevlisi Çağlar Türkmen ve Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz savunma yaptı. Ekrem İmamoğlu, Türkmen’e sorular yöneltti.
“Dünyada bir bantlama üzerinden 12 ay hapis yatan bir Allah’ın kulu var mı? Ben olmadığını düşünüyorum. Uganda’da bile olmadığını düşünüyorum” dedi.
“Avukatım da tutuklu” diyen İmamoğlu şunları söyledi: “Yani deniliyor ki; Ekrem, doğman yasak, diploman yasak, korunman, kollanman yasak, belediye başkanı olman yasak, arabanı kullanman yasak, cumhurbaşkanı olman zaten yasak.”
İmamoğlu, Türkmen’e, “Bantlamayı sağdan sola mı yaptınız, soldan sağa mı?” diye sordu. Mahkeme başkanı, “Bu sorunun nasıl bir katkısı olacak? İzin vermiyorum” dedi.
İmamoğlu, “Ne katkısı olacağını söyleyeceğim. Milyon kere TRT’de bu görüntüler yayımlanınca benim de bu soruyu sormam en doğal hakkım. Bu saçma suçlamadan bu arkadaşımın eve gönderilmesini istiyorum” dedi.
Ardından İmamoğlu, “Ben söyleyeyim Çağlar Bey, sağdan sola yapıştırmışsınız” diye ekledi. Bunun üzerine salonda gülüşmeler duyuldu.
Mahkeme başkanı, “Onun değerlendirmesini ben yaparım” yanıtını verdi.
Evrensel'i Takip Et