‘Ölüm  Üçgeni’

‘Ölüm Üçgeni’

SUSURLUK kazasıyla ortaya saçılan devlet-mafya ilişkilerinin önemli tanıklarından dönemin “kara kutusu” Hadi Özcan önemli açıklamalarda bulundu. Gazeteci Sadık Güleç ve Fırat Alkaç’ın kaleme aldığı “Ölüm Üçgeni; Bir şehir, Bir Kabadayı, Bir Mafya Babası” kitabında Hadi Ö

Bir döneme ışık tutan açıklamalarında Özcan, Türkiye’nin karanlık dönemlerindeki önemli aktörlerinden Abdullah Çatlı, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, Mehmet Ağar, Eski Özel Hareket Daire Bakanı İbrahim Şahin ve Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı yapan Veli Küçük ile olan ilişkilerini şöyle anlattı: “Bir gün Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’in koruması Alper yanıma geldi ve ‘Bir misafirimiz gelecek, seni de görmek istiyorlar, akşam yemeği yiyebilir miyiz?’ dedi. Yemekte Alper, Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı) ve şirketinin Genel Müdürü Ahmet Baydar ile birlikte oturduk. Çatlı’yla masaya otururken bana onu ‘Mehmet Özbay’ diye tanıttılar. Ama ‘Ben seni tanıyorum, sen Çatlı’sın’ dedim. Yeşil kod isimli Mahmut Yıldırım beni ‘Çatlı seni öldürecek’ diye uyardı. Sedat Bucak’ın ofisinde Çatlı ile görüştüm. İhaleyle ilgili anlaşmazlık çıkınca Çatlı’yı öldürme planları yapmaya başladım. İbrahim Şahin görüşmek için beni çağırdı. Randevu yerinde MİT’çi Duran Fırat beni arayıp ‘Seni Çatlı’ya teslim edecekler, hemen oradan çık’ uyarısında bulundu. Beni oradan çıkardı. Bir saat sonra orayı polis bastı…”

ÇATLI, AVRUPA’DA EROİN SATIYORDU

Yeşil Kod isimli Mahmut Yıldırım ile Antalya’da yaptıkları bir görüşmede aralarında geçen diyalogları anlatan Hadi Özcan, şunları söyledi; “Birkaç gün sonra Antalya’ya çağırdı, gittim. Karamehmet Lokantası’nda buluştuk. Masada Sami, Yeşil ve tanımadığım genç bir arkadaş vardı. Yeşil ‘Bu arkadaşı dinlemen için toplandık’ dedi. O arkadaş ve kardeşi 1980’de ülkücülük olaylarından kaçmış ve Almanya’da tekstilcilik yapıyorlarmış. Bir gün Çatlı gelmiş fabrikalarına. Olayın devamını şöyle anlattı: ‘Eski tanıdığımız ve PAPA davasını bildiğimizden el üstünde tuttuk ama bu bir iki geliş gidişten sonra samimiyet kurdu. Bir gün 80 kilo eroin getirdi. (Bunu biz zulaya koyalım parasıyla devlet kuracağız) dedi. Zaten öl dese ölürdük reisimizdi. İkna kabiliyeti çok kuvvetli, bize uyuşturucu parasından ASALA ve gizli servislerin faydalandığını, bu işin başına geçerek Avrupa’ya giren her uyuşturucudan pay alacağını söyledi.”

Polis operasyonuyla Rize’de yakalanan Hadi Özcan tutuklandıktan sonra adamlarıyla birlikte Çankırı Cezaevine sevk edildi. Ağırlıklı olarak sol görüşlü mahkumların kaldığı Çankırı Cezaevinde Mehmet Ağar’dan avukatı aracılığıyla uyarı aldığını anlatan Özcan şunları söyledi; “Çankırı Cezaevindeki üçüncü günümde avukatım geldi. Mehmet Ağar haber göndermiş, ‘Hadi’yi cezaevinde öldürecekler ve doğulu bir aileyi öldürdüler de onun için öldürüldüler süsü verecekler’. Bu yazıyı okuyanlardan Mehmet Ağar’ın o andaki görevinin İç İşleri Bakanı olduğunu göz önünde bulundurmalarını istiyorum. Hiçbir tanışıklığımız olmadığı halde ve Türkiye’de o günler korkunç olayların yaşandığı, her gün sayısız insanların öldürüldüğü bir zamanda, bakan neden bana haber gönderir? Çünkü yakalandığımda ona bağlı Özel Harekat Müdürünün yaptıklarını Türkiye’de ilk kez ben açıklamıştım. Çatlı’nın kirliliğini ve ne olduğunu ben piyasaya çıkarmıştım.”


SUSURLUK ŞEMASINI ANLATTI

HADİ Özcan, 3 kasım 1996’da meydana gelen ve Türkiye’nin gündemini bir anda değiştiren Susurluk kazası öncesinde savcılığa verdiği ifadede derin yapılanmayı ayrıntılarıyla anlattı. İlk defa “Mehmet Özbay” kod isimli Abdullah Çatlı’nın gerçek kimliğini deşifre eden ve kayıtlara geçiren Özcan ifadesinde şunlardan söz etti: “Abdullah Çatlı bana İzmit’te PKK’lıların petrol işi yaptıklarını, bu şahısları İzmit’ten kovmak istediklerini ve İzmit’e kendilerinin petrol getirme düşüncesinde olduklarını söyledi. Çatlı ile Bostancı’daki bürosunda bir araya geldik ve petrol işine girmeye karar verdik. Petrol işiyle ilgili tüm masrafları ben karşılıyordum ve milyarlarca para harcamıştım. Sonra karşılığında bana para vermeye yanaşmayınca aramız açıldı.”

www.evrensel.net