06 Ağustos 2020 09:18

Uygun adım marş!…

Grubun tek tek bireylere göre saldırganlığa daha meyilli olabileceği iddiasını düşündüğümüzde; grubun hangi ırkın ahfadı olduğundan çok yükünün silah mı yoksa şimşir kaşık mı olacağı çok daha önemli.

Fotoğraf: Fatih Mehmet Kürkçü/AA

Halis Ulaş
Halis Ulaş

“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız

Sol, sol, sol sağ sol…

Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız

Sol, sol, sol sağ sol…”

Sanırım bu ülkede askerlik yapmış her erkek yukarıda alıntıladığım Kara Harp Okulu Marşının iki dizesi ve ardından gelen “sol, sol, sol sağ sol” ifadesinin ne anlama geldiğini bilir.

Bilmeyenler için açıklamam gerekirse; askeri kıtanın başında bulunan komutanın “Uygun adım marş!” komutu ile yürüyüş başlar. Bir yandan marşı uygun ritimde söylemeniz, bir yandan marşın ritmine adımlarınızı uydurmanız bir yandan da adımlarınızın ritmi ile askeri kıtanın ritminin eşgüdümünü sağlamanız gerekir.  Böylece sanki onlarca, yüzlerce asker değil de tek bir vücut marş söylüyor ve uygun adımlarla yürüyormuş izlenimi yaratılmaya çalışılır. Her ne kadar burada birkaç satırda özetlemeye çalışsam da bahsettiğim süreç karda kışta ya da güneşin altında saatlerce, günlerce, hatta aylarca yürünen yol, dökülen ter demektir.

Askeri teknolojinin hızına hiçbirimiz yetişemiyorken, bir tek düğmeye basarak şehirler yok edilebilecekken, içerisinde insan bile olmayan uçaklarla uzaktan insanlar öldürülebiliyorken askeri kıtalara marşlar söyleterek uygun adım yürütmek anlamsız gelebilir. 

Oysa hiç de öyle değildir. Askeri alanda ritim, müzik ve eşgüdümün önemi yüzlerce hatta binlerce yıldır bilinmektedir. Bu noktada Osmanlı İmparatorluğu için mehteran takımının önemini düşünmemiz bile yeterlidir. Çünkü yüzlerce kişilik mehteran takımını Osmanlı Ordusu ile Viyana kapılarına kadar götürmenin bir kıymet-i harbiyesi olmalıdır.

Elbette vardır. Durumun kıymet-i harbiyesini anlamak için bu alanda yapılmış sosyal psikoloji çalışmalarına bakmamız gerekir. Çünkü çalışmalarda müzik ya da ortak ritim tutmanın kimlik füzyonuna yani onlarca yüzlerce askerden tek bir vücut tek bir ses yanılsaması yaratmaya katkıda bulunduğu belirtilmektedir.

Örneğin bir salonda kulaklıkla ritim dinletilen ve bu ritme bedensel olarak eşlik etmeleri istenen katılımcıların, aynı ritmi sürdürenlere karşı daha sempatik hissedebildiği ve daha özverili davranışlar gösterebildiği tespit edilmiştir. Ayrıca uygun adım yürütülen deneklerin özgeci davranışlarının arttığı, fakat bu etkinin sadece kendi gruplarına yönelik gözlendiği de saptanmıştır.

Uygun adım yürümeyle ilgili Fessler ve Holbrook’un 2014 yılında yayınladıkları bir çalışmada ise uygun adım yürüyen erkeklerin kendilerini daha güçlü ve yenilmez, olası düşmanlarını da daha kolay yok edilebilir görmelerine yol açabildiğini belirtmişlerdir. Bu tespitten hareketle de uygun adım yürüyen erkeklerin başka zamanlara kıyasla şiddet uygulamaya daha yatkın olabileceğini iddia etmişlerdir.

Çalışmalar bireyin varlığının grup içerisinde silinmesi ve gruba tabi olmasında ritmin ve eşgüdüm içerisinde olmanın önemini göstermektedir. Ortaya çıkan grubun tek tek bireylere göre saldırganlığa daha meyilli olabileceği iddiasını düşündüğümüzde; grubun hangi ırkın ahfadı olduğundan çok yükünün silah mı yoksa şimşir kaşık mı olacağı çok daha önemli hale gelmektedir.

Reklam