08 Mayıs 2020 11:29

8 Mayıs 1945: Faşizme karşı büyük zaferin öyküsü

Faşizmin yenilgisini hazmedemeyenler, 75 yıl geçmesine rağmen çarpıtma ve çeşitli düzmece senaryolarla bu zaferi karalamayı elden bırakmıyorlar.

Arşiv | Fotoğraf: Yevgeni Khaldei

Paylaş

Selçuk KOZAN

Hitler’in Sovyetler Birliği’ni işgali ve bu işgal karşısında gösterilen direniş hafızalarda yer almaya devam ederken, faşizmin yenilgisini hazmedemeyenler 75 yıl geçmesine rağmen, tarihi çarpıtma ve çeşitli düzmece senaryolarla bu zaferi karalamayı elden bırakmıyorlar. Bu çabanın arkasında yatansa sosyalizm korkusunun halen devam etmesidir.

Alman faşizminin 1933’de sermayenin emperyalist ve şovenist unsurları tarafından iktidara getirilmesiyle birlikte, Alman emperyalizminin savaşa doğru ilerleyeceği aslında açık bir şekilde görülüyordu. Alman emperyalizminin attığı bu adım, emperyalist rekabete yeni bir boyut getirecek ve dünyayı büyük bir felakete sürükleyecekti.

Dünyayı egemenliği altına alma talebi, saçma ırk teorisinde ideolojik ifadesini buluyordu. Asıl mesele sermayenin emekçiler üzerinde kesin hakimiyet kurabilmesiydi. Hitlerin rakipleri olan ABD ve diğer batılı emperyalist güçlerin de derdi buydu ve bu yüzden önceleri Hitler  Almanyasının Sovyetleri yok edeceği hesapları içindeydiler.

1 Eylül 1939’da Polonya işgaliyle başlayan ve sonrasında birçok Avrupa ülkesini işgal eden Hitler'in en büyük hedefi Sovyetler Birliği'ydi ama faşizm sadece Sovyetler için değil, diğer kapitalist devletler ve tüm dünya için bir felaket olarak görülecekti. Nitekim savaşın ilerleyen günleri bu tabloyu daha da berrak hale getirdi.

KIZIL ORDU VE SOVYET HALKLARININ DİRENİŞİ

Alman birlikleri, ittifak kurduğu diğer faşist kuvvetleri de yanına alarak 22 Haziran 1941’de Sovyetlere saldırdı. Barbarossa Hareketi adı verilen bu saldırıyla ilk önce Moskova, Leningrad ve Stalingrad hedef alınmıştı. İşgal edilen köy, kasaba ve kentlerde inanılmaz katliamlar yapıldı. Yaşlı, genç, kadın, çocuk demeden katledildi...

Bütün dünya Sovyetlerin teslim olacağı anı bekliyordu. Nazi orduları Moskova ve Leningrad’a 2 koldan ilerliyordu. Almanya ile yapılan saldırmazlık paktı üzerine hazırlıklı olmayan Sovyetler Birliği, böyle bir saldırının kısa sürede olabileceğini tahmin edemiyordu. Fabrikalar silah yerine traktör üretiyordu. Hitler'in donanımlı ordusu karşısında var olan silah gücüyle savaşılmayacağı açıktı. Hızlı bir şekilde silah üretilmeliydi. Hitler ordusunu oyalamak ve zaman kazanmak için savunmada kalınmalıydı.

Volga bölgesinde bulunan traktör fabrikaları tank fabrikalarına dönüştürüldü. Hızlı bir şekilde binlerce tank ve silah üretildi. Aynı zamanda işgal bölgelerine yakın fabrikalar hızlı bir şekilde geriye taşındı.

3 Temmuz 1941’de Stalin, bütün halkı direnişe çağıran tarihi konuşmasını yaptı. Bu konuşma, milyonların direnişe katılmasıyla yankı buldu. Nazi birliklerine karşı savaşacak düzenli ordunun yetersiz Leningrad’da bir milyonun üzerinde sivilin katıldığı bir sivil direniş hareketi örgütlendi. Ağır ve zor olan koşullara rağmen Moskova ve Leningrad önlerinde büyük bir direniş sergilendi. Sovyet halkından yaşlı, genç, kadın demeden herkes direnişe katıldı, sokaklar ve evler dahil her taraf direniş alanına dönüştü. 8 Eylül 1941 tarihinde kuşatılan Leningrad,  27 Ocak 1944 tarihine kadar 872 gün süren bir kuşatma ve direnişe sahne oldu.

STALINGRAD VE SEYRİ DEĞİŞEN SAVAŞ

Moskova ve Leningrad’ı ele geçiremeyen Hitler, 23 Ağustos 1942’de Stalingrad’a saldırı emri verdi. Stalingrad’ın alınması Hitler için büyük bir önem taşıyordu. Stalingrad’ın alınması aynı zamanda komünizme bir darbe olacaktı. Nazi birlikleri, hava saldırısıyla şehri adeta yok etmeye başladı. Sadece ilk günde yapılan bombardımanda 40 bin kişi hayatını kaybetti. İlerleyen günlerde 46 bin binaya sahip olan şehrin 41 bin binası yok oldu. Kısa sürede Hitler ordusu şehrin %90’nını ele geçirdi. Hitler’e Stalingrad’ın alındığı bildirilmişti, fakat kentin  %10’u halen direnişçilerin elindeydi. Günler geçer fakat bir türlü şehir bütünüyle ele geçirilemez. Sokak sokak, ev ev, oda oda direnişin sürdüğü kentte, kışın bastırması ile zora düşen Naziler yemek, cephane ve farklı ikmal ihtiyaçları nedeniyle zayıf düşmeye başlar. İlerleyen günlerde Kızıl Ordu’nun başlattığı Uranüs Hareketiyle Stalingrad'ın etrafı kuşatıldı. Nazi askerleri çembere alınmıştı.

Stalingrad savunmasının en önemli aktörlerinden biri de Sovyet kadın savaşçılarıdır. Gerilla hareketiyle kenti savunanlar arasında 75 bin kadın vardı. Kısa süreli eğitimden sonra savaşın bütün cephelerinde en önde yer almışlardı: Pilot, keskin nişancı, tankçı, topçu ve özellikle gerilla hareketinde yer alıyorlardı.

Hava savunmasındaki askerlerin ise %25’i kadınlardan oluşuyordu ve Stalingrad’da elde edilen zaferde kadın pilotların büyük rolü vardı. Kızıl Ordu tarafından kuşatmadan kaçmak isteyen Nazi birliklerinin korkulu rüyası, Sovyetlerin en etkin hava savunması birliklerinden “Gece Cadıları”ydı. İlerleyen günlerde iyice çaresiz kalan Nazi birliklerinden geriye kalan 300 bin asker, Hitler’in karşı talebine rağmen teslim olmak zorunda kaldı. Stalingrad’da 182 gün süren inanılması güç olan bu direnişte, arşiv kayıtlarına göre Kızıl Ordu 478 bin 741 ölü ve kayıp, 650 bin 878 yaralı vermiş ama Stalingrad’da alınan bu zafer savaşın seyrini değiştirerek büyük zaferin de habercisi olmuştur.

ÇARPITILAN TARİH VE NORMANDIYA ÇIKARMASI

Bu gün kutlamalar yapılırken sürekli çarpıtılan bir tarihle karşı karşıya kalıyoruz.

Haziran 1944’de “Normandiya çıkarması” ile birlikte faşizme darbenin Batı’dan vurulduğu propagandası yapılır. Elbette müttefik güçlerin faşizmin yenilmesinde katkıları olmuştur. Gerçek şu ki, Stalingrad zaferi ve Hitler’in geriye çekilmesiyle Kızıl Ordu tarafından Berlin’e doğru kovalanan Nazi birliklerinin artık yenileceğinin anlaşılması üzerine Normandiya çıkarması yapılır. Bu gerçeğe rağmen faşizme karşı büyük bedeller ödeyen, inanılması güç bir savaşa imza atan Sovyet halkı ve Kızıl Ordu’nun, gerçekler çarpıtılarak çirkin bir propagandaya maruz kalması, emperyalistlerin sosyalizmin zaferini hazmedememesinden öte bir şey ifade etmiyordu.  

Sovyetler Birliği'nin asıl amacı sadece işgalcileri Anavatan'dan çıkarmak değildi, aynı zamanda milyonlarının katledildiği, köleleştirilmiş Avrupa halklarının da faşizmden kurtarılmasıydı. Hitler faşizmi, Asya ve Afrika’ya yayılmanın hesaplarını yaparken Sovyetlerin tüm bu planları alt üst edeceğini hesaplayamamıştı.

Nitekim 8 Mayıs 1945 günü atılan imzayla resmileşen Hitler’in yenilgisi ve kazanılan zafer, Avrupa’da halk demokrasisi ve dünyada demokrasiye geçişlerde büyük bir etki yaratmıştır. Faşizmin yenilmesinde ve dünyanın yeniden şekillenmesinde belirleyici bir rol oynayan  Sovyet halkları, dünya halklarının hafızasından asla silinmeyecektir. Berlin’de dalgalandırılan kızıl bayrak, büyük bedeller ödeyen Kızıl Ordu, Sovyet işçileri ve Sovyet halklarının, başta Avrupa olmak üzere dünya halklarına bir kurtuluş armağanıydı.

Tüm çarpıtmalarla beraber sahte belgeler üreterek karalamaya çalıştıkları tarih olan 8 Mayıs1945, faşizmden kurtuluş ve 20. yüzyılın insan iradesiyle kazanılmış büyük zaferinin öyküsüdür.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Şizofreni hastası hastane raporuna rağmen Cumhurbaşkanı’na hakaretten tutuklu

SONRAKİ HABER

Eski eşinden şiddet gören kadın: Tutuklama tedbiri ben öldükten sonra mı uygulanacak?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...