23 Mart 2020 10:29

Salgın ve sağlık çalışanları

Hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını kutsal kanatlarımız değil aklımız korumalıdır. Toplum artık sağlık çalışanlarının kıymetini tekrar öğrenirse bu da bizim kazancımız olur.

Fotoğraf: Eyüpsultan Devlet Hastanesi çalışanları

Fatih SÜRENKÖK
Fatih SÜRENKÖK

Aralık 2019 da Çin’de başlayan Koronavirüs salgını, 10 Mart günü Sağlık Bakanının açıklaması ile ülkemizde de resmen görülmeye başlandı. O günden bu yana defalarca, başta Türk Tabipler Birliği (TTB) olmak üzere Tabip Odaları ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak özellikle sağlık kurumlarının organizasyonundaki gecikmeden söz ettik. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi. Aralık ayında Çin’de başlayan salgın İran ve İtalya’da patlak verince söz konusu ülkelerin bu salgına karşı mücadelesi bizim için de bir rehber oluşturacak deneyimdi. Artık salgının nefesini ensemizde hissediyor ancak tedbir almıyorduk.

Önce Çin ile hava, sonra İran ile hava ve kara ilişkimiz kesilse de çok geçti. Ümreye giden on binlerce yurttaşımız ülkenin her bir yanına dağılırken, yurtdışından gelen kişiler sadece termal kameradan geçirilerek “gereken tedbir alınmışken” işler iyi gitmiyordu. Tam bu anda tüm sağlık kurumları hiçbir şey olmamış gibi normal çalışmalarına devam ediyordu. Halbuki diğer ülkelerde de görmüştük ki, 7 ila 10 gün içinde tüm ülkede virüs taşıyan yüzlerce binlerce kişi canlı bomba gibi toplumun içinde dolaşacaklardı. Bu kişiler en çok da nerede olacaklardı? Sağlık kurumlarında. Bunun anlamı şuydu; başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanları ve diğer hastalar büyük risk içindeydi.

Geçtiğimiz gün yayınlanan bir yazıdan Çin’deki hastalığın yayılmasının yüzde 41’inin hastanelerden olduğunu öğrendik. O nedenle daha Mart başında Türkiye’deki tüm sağlık kuruluşlarının olası kriz durumuna göre hazırlıklarının tamamlanması, özellikle büyükşehirlerdeki hastanelerin hasta kabulü ve çalışma şekli bile ayrılmalıydı. Sağlık çalışanlarının salgının başlangıcından itibaren her hafta olası senaryoya göre çalışma planları çıkarılmalıydı. Oysa İzmir’de bile her hastane kendi çalışmasını epey bir gecikmeden sonra kendisi yaptı. Bakanlık 10 gün sonra rutin hasta muayenesi ve ameliyatların ertelenme kararı aldı. Tüm bu salgını en ön safta karşılayan ve her aşamasında da savaşmaya devam edecek olan sağlık çalışanları bakanlık ve yönetimler hazır olmasa da şu an ruhen hazırlar.

Bulaşma şekli ile özel önlem alınması gereken bu hastalıkta, sağlık çalışanlarına kişisel koruyucu ekipmanın temin edilmesi konusu dahi sıkıntılar içeriyordu. Yeterince malzeme gerekliydi. Bakanlık haftalar aylar sürecek bu mücadelede bu malzemelerin devamını sağlamak zorundaydı. Hekimler ve sağlık çalışanları kendi koruyucu tedbirlerini ve hastalıkla ilgili bilgileri kendileri edinmeye çalışıyordu. İlk hafta böyle geçti. Hastaların yönlenmesi ve organizasyonu nihayet oluşturuldu ama bakanlığın planı sanki Mart sonunda bu salgın bitecek ve bizler yüzler binlerle ifade edilen hastalarla bu salgını atlatacak gibiydik. Umarım diğer ülkelerin deneyimleri yanılır bakanlığımızın planları doğru çıkar. Bunu yürekten istiyorum ama bunun tersi olursa işimiz çok zor.

Her türlü organizasyon ve kişisel koruyucu ekipman konusunda yetersizliğe rağmen, o virüsün önce kendisine bulaşacağı gerçeğini adı gibi bilen sağlık çalışanları ilk haftalarda aynı 1999 depremindeki gibi günlerce uyumadan görevinin başında olacaktır. Ama ruhen ve bedenen yorulacak sağlık çalışanlarına, -kimisi kerhen de olsa- alkışlar da yetmeyecektir.

Belki aylarca sürecek savaşın gerek sağlık çalışanları gerekse halkımız adına en az kayıpla atlatmanın yolu ortak akıl ile tüm kurumların bir arada olmasıdır. Her kurumun ayrı organizasyon yaptığı bu dönem hepimizin enerjisini de tüketecektir. Unutulmasın ki İtalya’da sağlık çalışanlarının üçte biri bu hastalığa yakalandı. Hiçbir meslek grubu bu kadar büyük risk içerisinde değilken hekimleri ve diğer sağlık çalışanlarını kutsal kanatlarımız değil aklımız korumalıdır.

Her dönemeç bir şeyler öğretir bize. Bazen pahası büyük de olsa. Toplum artık sağlık çalışanlarının kıymetini tekrar öğrenirse bu da bizim kazancımız olur.

Sağlıkla ve evimizde kalalım...

Reklam