26 Şubat 2020 13:15

Bir yanda SOCAR, diğer yanda Koç Holding Aliağa'ya zehir kusuyor

İzmir Aliağa'da SOCAR Holdinge ait PETKİM'in havaya yaydığı kara duman yetmezmiş gibi Koç Holdinge ait Tüpraş da havayı kirletiyor.

Fotoğraf: Evrensel

Turan KARA
İzmir

11 Şubat sabahını Aliağa, semalarında denizden karaya esen sabah melteminin getirdiği tuzlu, serin su buharı ve ferah iyot kokusunun aksine, yağmur bulutlarının oluşturduğu ağır ve kapalı grim tırak bir hava ile karşıladı. Havada gri bulutlardan 3 ton daha karanlık ve daha yoğun olan petrol üretim fabrikasının dumanı dolaşıyordu. Dumanlar ağzından alev saçan, yerden 45 metrelik yükseklikteki bir bacadan alelacele gökyüzüne fışkırıyordu.

SOCAR Holdingin burnunun ucunu havaya yükselten oval tepeli şirket binası, sabah gün ağarırken havaya zehirli gaz, duman ve alev püskürtürken yabani bir hayvanı andırıyordu.

Aliağa'da günü erkenden karşılayan halk gökyüzüne püsküren alev ve kara duman bulutuna karşı endişe dolu tepkiler gösterip, gazetecilere, tanıdıklarına "Acaba neler oluyor?" diyerek haber verirken, ne şirketin yöneticileri, ne de kentin ileri gelenleri ve ya şehir kendilerine emanet edilen amir ve yönetici takımı sıradan bir olay kadar oralı olduğunu gösteren bir açıklama yapmadı.

Onlar uyanıp da öğlene doğru ayıldıklarında korku verici görüntü günün aydınlığına ve işin gücün telasına karışmıştı.. Her zaman olan ama nedeni gizli kalan sıradan vukuat oldu, gayri meşru kaldı yaşananlar.

YETKİLİLER AÇIKLAMA YAPMIYOR

Bunun üzerinden 2 hafta geçmeden Tüpraş bacaları ağzından yine sabah vakti kara duman içinde, petrol yağı ve zehir püskürttü Aliağa semalarına. Bahardan gün çalmış, güneşli, aydınlık ve sıcak bir güne başlangıç yapmaya çalışan Aliağa, ikinci cemrenin suya düştüğü gün Koç Holdinge ait Tüpraş'ın kara dumanları ile karardı. Yetkiler yine hiç bir açıklama yapmayıp olan biteni izlemekle yetindi.

Bu görüntü canavarın kalbindeki işçiler için sıradan bir olay olarak anlatılıyor. Onlara verilen talimatta Socar Holding PETKİM'in bir ünitesinde, Koç Holding'te Tüpraş'ın bir ünitesinde oluşan kimyasal atık olduğu gibi havaya boşaltmak yerine yakılarak yok ediliyordu. "Atık gaz, yani kullanılamayan kısmı bertaraf ediliyor. Rafineri sineğin yağını hesaplar atmaz ama artık bu atık olmuş, kullanılamıyor hiç bir yerde onu yakarak imha ediyor. Ya da bir enerji ünitesi devre dışı kalmıştır ve hammadde yakılarak imha edilmek zorundadır. Şayet böyle yapmasa işletme tehlikeye girer" diyor işçilerden birisi sakince.

İşçi devam ediyor, "Şirket yaptığı şeyi böyle savunabilir. Sonuçta yakılmak yerine öylece havaya salsa, görünmez bile ama daha fazla zehir salmış olur. Böylesi yakarak salmak izin verilen ölçülerde" diyor canavarın ininde onu kontrol altında tutan edayla.

Aliağa'da, dışarıdan bakıldığında masalsı bir canavara benzeyen fabrikanın kimi zaman şahit olunan bu vahşi görünümü değil sadece. Bu canavarın ininde, PETKİM, Star Rafineri veya limanlarda çalışan işçiler tarafından ya da kimi zaman halk tarafından da şirket görünümü bu biçime uygun anlatılıyor…

Reklam