20 Şubat 2020 13:42

Savaş siyaseti gençliğe ne vadediyor?

Bilimin, emeğin ve özgürlüğün ışığında kendileri için geleceği inşa etmesi gereken gençler; kan, zulüm ve gözyaşına mahkûm edilmek isteniyor.

Paylaş

Ekin Yoldaş KALI

ODTÜ

AKP-Erdoğan iktidarı yıllar önce “Şah Süleyman Türbesi’ni taşıyacağız” diye girdiği Suriye’deki varlığını “Emevi caminde namaz kılacağız” nidalarıyla; Zeytin Dalı, Afrin ve sonuncusu ABD engeline takılan Barış Pınarı olmak üzere harekatlarla devam ettirdi. ABD-Rusya ile askeri, politik ve ekonomik her türlü ilişkiyi sürdürerek iki emperyalist güç arasındaki gerilimlerden fayda ile alan kazanmaya çalıştı, çalışıyor. İdlib’e yönelik Rusya destekli Suriye ordusunun bölgeyi cihatçı terör örgütlerinden temizleme operasyonunda ise karşı karşıya gelinmiş durumda. AKP-Erdoğan iktidarı bölgede IŞİD artığı cihatçı örgütlerin militanlarını iş birliği için silahlandırıp eğitmekle kalmayıp bölgedeki gözlem noktalarını terk etmemekte ısrar ediyor. Askerler ve siviller hayatını kaybediyorken bu yazının yazıldığı vakitlerde ABD’nin de “elimizden gelen desteği vereceğiz” açıklamasıyla Suriye’nin topraklarından asla geri çekilmeyeceğinin vurgusunun yanına “Rejim güçlerini karşılaştığımız her yerde vuracağız” ilanını ekledi Erdoğan. Bir yandan da Libya’da Doğu Akdeniz’de doğalgaz dağıtımından pay almak gayesiyle iç savaşın tarafı olan Sarrac ile yapılan anlaşma doğrultusunda askeri destek politikası sürdürülüyor. Özetle mevcut iktidar iki ülkede silahlı bir biçimde ve cihatçı terör örgütleriyle kol kola politika yürütüyor. Erdoğan'ın danışmanı “Afrin'de 56 şehit verdik ama ihaleleri Türk müteahhitler alacak” lafını edeli çok olmadı. Amaç gün gibi ortada: yayılmacı emellerle iktidarın temsilcisi olduğu tekelci burjuvazisinin çıkarlarını korumak, karlarına kar katmak. Bu politika ülkenin askeri, politik ve ekonomik olarak emperyalistlere bağımlılığını artırmış, ülkeyi tekelci ve uluslararası burjuvazinin masasında bir pinpon topuna getirmiş durumda. Bu yazıda mevcut iktidarın bu politikalarının yarattığı ve yaratacağı sonuçların işçi, işsiz, liseli ve üniversiteli gençliğe ne etkide bulunacağını irdelemeye çalışacağız.

 

İKTİDARIN POLİTİKALARI GENÇLİĞE REFAH SAĞLAR MI?

İktidarın yeni Osmanlıcı hayallerle sürdürdüğü, ülkenin emperyalistlere bağımlılığını artıran bu politikalar, yapılan silah anlaşmaları, ülkedeki ABD ve NATO üsleri, ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarının ABD-Rusya başta olmak üzere emperyalistlere peşkeş çekilmesi, Türkiye tarihinin gördüğü en yüksek oranlarına varan işsizlikle boğuşan ve yaşamını kazanması giderek zorlaşan gençlere refah sağlar mı? Libya’ya müdahale doğalgaz paylaşımında pay almayı sağlar ve bu sayede doğalgaz faturaları düşer de gençler biraz olsa rahat bir nefes alır mı? Ülkenin her açıdan emperyalistlerle bağımlılığının artması, gençliğin geleceğini de bağımlı hale getirmektedir. Trump’ın “Ekonominizi mahvederim” noktasına gelmesine neden olan da bu politikalardır, Trump ile ilk fırsatta el sıkışan da bu politikaların sahipleri. Gençliğin ucuz ve kaliteli beslenmekten, nitelikli eğitim koşullarına, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için en ufak talebi karşılanmazken, “Bedavacılık yapmayın, kendinizi geliştirin, kalifiye eleman olun” söylemleriyle karşılık bulurken savunma sanayi için yapılan yatırımlara ve ithal edilen silahlara milyarlarca lira harcanıyor. Açlıktan insanlar yaşamlarına son verme noktasına gelirken, “Bir mermi kaç para biliyor musunuz da patlıcan, soğan diyorsunuz?” deniyor. Olması neredeyse imkânsız ancak Doğu Akdeniz’den doğalgaz elde edildiğini varsayalım. Ensar Vakfı’na Kızılay üzerinden 8 milyon dolara yakın para aktaran şirketlerin, elektriğe yapılan zam az bile diyen ekonomi bakanının devleti kimin çıkarları için bu geliri kullanacak? Kriz döneminde karlarını katlayan şirketlere bakacak olursak, bizlerin yararına olmayacağını görüyoruz. Tarih defalarca tanıklık etmiştir, savaşlar sırtımızdaki hırkayı dahi alacak sonuçları beraberinde getirir. İşsizlik, açlık ve sefalet bir yanda tırmanırken; sırtımızdan kazandıklarıyla yetinmeyenler her talebimize “Savaştayız ülkene sahip çık, köstek olma” vb. cevaplar ile gelmektedir ve gelecektir.

 

TOPLUMSAL YAŞAMIN HER ALANINDA GENÇLER BASKILANIYOR

AKP-Erdoğan iktidarı ve ortağı MHP, ekonomik krizin yarattığı yıkımın ve her defasında daha büyük bir başarısızlığa sıkışan politikalarının sonuçlarını gizlemek için “Şehadet şerbetini içmeye”, “Şehitler tepesine çıkmaya” varan çağrılara kadar milliyetçi-şoven kışkırtmalara başvuruyor. Neredeyse tamamını tekelinde topladığı TV kanallarından, gazetelerden, radyolardan ve reklam panolarından tutalım okullardaki derslerin içeriğine, ısmarlama basılan kitaplara kadar bu politikayı yayıyor. Dizi-film izlemek için açılan TV’ler bu propagandanın aracı dizilerle, programlarla ağzına kadar doluyken diğer mecralar sansürleniyor veya kapatılıyor. Toplumsal yaşamın her alanı bu biçimiyle inşa edilmeye çalışılırken, kendi yetenekleri ve ilgisi doğrultusunda kültürel faaliyetlere katılmak isteyen, arkadaşlarıyla sosyal alanlarda buluşup birlikte eğlenmek isteyen gençlere ne düşüyor? Her yandan düşmanlık, savaş akarken bu politikalar elbette bizlere olumlu yansımıyor. Hatta öyle ki bugün sosyal aktivitelere katılan ya da katılmak isteyen gençler memleketin içinde bulunduğu -içine sürüklendiği- halden dolayı ayıplanıyor. İktidar yalnızca kendi yarattığı yıkımın sonuçlarını gizlemek için değil, gençliğin kendi yaşamında birbirinden ayrışması ve yalnızca “işine-gücüne” bakması için de bu politikaları hayati sayıyor.

YARATILAN YIKIMINI SONUÇLARI DA GENÇLİĞE

Ekonomideki kriz, politikalarındaki başarısızlık halkta fark edildiği ölçüde iktidar bizlerin emeğinden çalan kapitalistler olarak kendilerini ve temsilcisi olduğu egemenleri korumak için açık, dolaysız bir diktatörlüğe ihtiyaç duyuyor. Tek adam-tek parti yönetimi temelinde faşist-gerici bir politik rejim için ellerinden gelen her yolu deniyor. Türkiye’nin askeri güçleri ve ilişki içerisinde olduğu cihatçılar bugün ne Libya’da ne de Suriye’de halkların isteğiyle bulunmuyor. Tersine bu ülkelerin halkları ve Türkiye halkları birbirine düşman haline getiriliyor. Cephede ve cephe gerisinde savaş ilk elden emekçi halkın gençlerini vurdu ve vurmaya devam ediyor. Ülkenin geleceğine yani biz gençlerin geleceğine dair atılan her adımda gençlerin söz hakkı “tek” bir elde toplanan yargı ile, kolluk güçleri sopasıyla tehdit ediliyor. Yalnızca iki seçenek sunuluyor; ya bizden taraf ol ya da bertaraf ol! Yani iktidar gençleri kendi geleceğine dair söyleyebilecekleri sözün düşüncesinden dahi uzaklaştırmak istiyor. Yetmiyormuş gibi yarattığı yıkımın sonuçları gibi sorumluluğunu da bizlerin sırtına yıkıyor. Bilimin, emeğin ve özgürlüğün ışığında kendileri için geleceği inşa etmesi gereken gençler; kan, zulüm ve gözyaşına mahkûm edilmek isteniyor.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Diyarbakır’da sağlık emekçileri ödenmeyen ücretleri için iş bıraktı

SONRAKİ HABER

Bahar taleplerini haykıran kadınlarla gelecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa