20 Şubat 2020 13:29

Mühendis olamayacakmışız, hadi canım bilmiyorduk

Gençlerin mesleki olarak hayallerinin yıkılması için inşa edilmiş bir hayal lazım ama sistem hayal kurdurtmak bir yana mevcut gerçekliği bile sürekli geriye götürüyor.

Paylaş

Ahmet ZAĞLÜL

Ankara

Milli Eğitim Bakanı’nın “Herkes üniversiteli olmak zorunda değil. Sen ağa ben ağa, bu inekleri kim sağa” açıklaması hepimizin malumu. Ostim’de de bu açıklama üzerine genç işçilerle sohbet ettik. Konuşurken anladık ki Ostim’deki gençleri infiale sürükleyen ya da gündemlerini meşgul eden bir durum olmamış. Hatta gençlerden bir tanesi, açıklamaya televizyonda denk geldiğini ama sonunu dahi beklemeden kanal değiştirdiğini söylüyor.  Bakanın konuşmaları Ostimli gençlerde neye tekabül ediyor, neden hayatları üzerinde önemli gözüken haber çok gündemleri olmamış, onun cevabını bulmaya çalışacağız.

Görüşmemize Çıraklıktan Ahmet’le başlıyoruz. Ahmet durumu şu şekilde özetliyor: “Bizim için değişen bir şey yok. Zaten bizim üniversiteye gitmek gibi bir durumumuz yoktu, bakan bunun tekrar altını çizmiş. Bizim derdimiz mühendis olabilmek değil, işçi olmaya çalışıyoruz zaten ama onda bile bin bir zorluk çekiyoruz. Mesela ben şu anda 600 TL’ye çalışıyorum, haftanın dört günü buradayım. En büyük amacım çıraklık bitince burada devam edebilmek. Yani kardeş, ben mühendis olamayacağımı geçen hafta öğrenmedim o yüzden sıkıntı yok.” Bakan’ın açıklamasına “Malumun ilanından” öte anlam yüklemeyen Ahmet’ten sonra, yolumuzu Endüstri Meslek Lisesi’ne düşürüyoruz.

“UMUDUMUZUN KIRILMASI İÇİN ÖNCE UMUDUMUZUN OLMASI LAZIM”

Buradaki gençlere de bakanın açıklamasının üniversite okuyamayacaklarına dair bir umutsuzluk yaratıp yaratmadığını soruyoruz. Aldığımız cevapların kesişim kümesi “üniversite umudumuzun kırılması için önce üniversiteye dair bir umudumuzun olması lazım” şeklinde.

Akıllı Lisede de açıklamanın değiştirdiği bir atmosfer yok. Konuştuğumuz gencin ismi Cevher. Cevher kaydını gelecek dönem açık liseye aldırmaya çalışan bir Akıllı Lise öğrencisi. Cevher bu okuldaki herkesin dolaylı olarak dolandırıldığını söylüyor. Okula girdikleri ikinci sene okula kayyum atanmış. Sonra tüm tezgâh derslerini ekonomik kısıtlardan dolayı kaldırmışlar. Cevher okula her sene tonla para ödediklerini, İvedikli yönetimiyle anlaşma olduğu için iş garantisi olduğunu ama şimdi o anlaşmanın da kalktığını anlatıyor. Yani Cevher gibilerinin kalifiye işçi olabilmek için tonla ödediği para da çöp olmuş. Cevher bakanın açıklamasına dair ise şunu söylüyor: “Bizimkiler işsiz kalmasın en azından, bari ortalamanın üstünde bir işi gücü olsun diye para verip ‘işçi kolejine’ yollamışlar beni. Yani biz çizgiyi işsiz kalmayalım da ne olursa olsun noktasına çekmişiz. Bakan da çıkmış diyor memleketin üniversiteliye değil ara elemana da ihtiyacı var. Olabilsek de keşke ara eleman olabilsek.”

Metroda karşılaştığımız bir genç ise durumu daha az lafla şu şekilde ortaya koyuyor: “Zaten üniversiteli olmak gibi bir hayalimiz yok, olsa dükkan Bakanın.” Farklı lise türlerinden gençlerin görüşü aşağı yukarı bu şekilde. Genç işsizliğin her ay rekor yenilediği günümüzde, Bakanın açıklaması gençlerin içinde bulunduğu durum itibariyle oldukça büyük bir boş kümeye tekabül etmekte. Gençlerin mesleki olarak hayallerinin yıkılması için inşa edilmiş bir hayal lazım ama sistem hayal kurdurtmak bir yana mevcut gerçekliği bile sürekli geriye götürüyor.

“YAŞ OLUYOR 30; İŞ YOK, GÜÇ YOK”

Endüstri Meslek Lisesinde aralarından biri ise şöyle bir hikâye anlatıyor: “Benim ağabeyim de bu okuldan mezun oldu. Onun buradan mezun olan arkadaşı iki senelik okul okudu. Sonra dediler ki ‘Teknoloji Fakülteleri’ kuruyoruz. İki senelik okuyanlar iki sene de burada okuyup mezun olunca mühendis olacak diye bir karar çıkarttılar. Ağabeyimin arkadaşı fırsat bu fırsat diye düşünüp o okula girdi, üç sene içinde mezun oldu. Sonra iş bulamadı haliyle. Normal mühendislik fakültesini bitiren iş bulamıyor o nasıl bulsun. Sonra bu vatandaş hırs yapıyor. Aradaki farkı kapatayım diye yüksek lisansa başlıyor. Üç sene de burada geçiyor. Yaş oluyor 30, iş yok, güç yok. Tüm çevresi işçi olduğu için herkes erkenden işe girip evlenip çoluk çocuğa karışıyor. Bu çocukta ne iş var ne eş ne çocuk, etrafındakilerde de bunlar var diye herkes mutlu bir kendisi mutsuz sanıyor, basıyor ilacı. 2 ay önce cenazesindeydik. Yani ben boş yere umut dolup 30 yaşımda işsiz gezeceğime 15 yaşımda ömür boyu işçi olacağımı bilirim daha iyi.”

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

"Kriz gün gibi ortada, her sene bir önceki seneyi arıyoruz"

SONRAKİ HABER

İhtimalleri kabul etmek ya da etmemek işte bütün mesele bu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa