20 Şubat 2020 11:57

Tacizler saklanmasın, tacizciler aklanmasın

“Unvanı ne olursa olsun okulda böyle biri, hoca olarak bulundurulmamalı”

Paylaş

Murat UYSAL

İstanbul Aydın Üniversitesi

İstanbul Aydın Üniversitesi’nin sözde profesörü, “Gazeteci Olmak Önce Adam Olmak Demektir” isimli kitabın yazarı Atilla Girgin. Gazetecilik mesleği ve eğitimiyle alakadar olmayan insanlar bu ismi 24 Aralık günü İstanbul Üniversitesi’nde iki kadını sözlü olarak taciz ettiği olayla tanıdı. İstanbul Üniversitesi’ne tez jürisi olarak giden Atilla Girgin okul koridorunda duran iki kadından birinin eteğini işaret ederek “Bu ne hal, böyle giyinemezsin. Burası okul, okulun kuralları var pavyon değil. O… mu olmaya geldiniz buraya?” sözleriyle kadını taciz eden Atilla Girgin bununla da yetinmeyip iki öğrencinin üstüne yürüdü. İstanbul Üniversitesi’ndeki iki kadın öğrenci yaşadıklarını önce sosyal medyadan duyurdu ardından savcılığa suç duyurusunda bulundu. İstanbul Üniversitesi taciz vakasından sonra Atilla Girgin’in İstanbul Üniversitesi’ne girişini yasakladı. Tacizin kayıtlarının olduğu kamera kaydının İstanbul Aydın Üniversitesi’ne gönderildiği bilgisi verildi. İstanbul Aydın Üniversitesi bu olayların üzerine İletişim Fakültesi resmi hesabından konu tarafımızca takip edilmektedir açıklaması yaptı.

TACİZCİ HOCA HALA OKULDA

O günden bugüne biz İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri hiç açıklama ve yaptırım görmedik. Aksine okulun resmi hesaplarından Prof. Dr. Atilla Girgin’in yeni dönem başlarken fakülte akademik kurul toplantısına katıldığını gösteren fotoğraflar paylaşıldı. Biz de İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine taciz vakalarını sorduk.

Televizyon Haberciliği ve Programcılığı dersi ikinci sınıf öğrencisi Onur Can Aydın anlatıyor. Onur Can, birinci sınıfın iki dönemi de Atilla Girgin’den ders almış. Atilla Girgin’i, “Derslerde hakaretler eden, öğrenciyi her fırsatta ezen, her öğrenciyi kendisinin kopyası olmasını isteyen, karşısındakinin düşüncelerini önemsemeyen biri” olarak anlatıyor. Atilla Girgin’in derslerde öğrencilerin kıyafetlerine karışmasına artık alıştıklarını aktarıyor, “Her ders şuranı ört buranı ört, böyle giyinir mi? sözlerine alışmıştık. Kadın erkek gözetmeksizin bu şekilde davranıyordu. Bunlar yaşanırken biz bunların taciz olduğunu o zamanlar kestiremiyorduk” diyor. Öğrencilerde “hocadır doğru bilir, doğru yapar” algısının öyle bir yerleştirildiğini söyleyen Onur “Tüm bunlar tacizi görmemize engel oldu” diyor.

İstanbul Üniversitesi’nde yaşananların İstanbul Aydın Üniversitesi’nde her ders yaşandığını söyleyen Onur “Belki bizim sınıfımızdaki kadınlar da tepki gösterseydi bu söylemlere onların da üstüne yürüyebilirdi. Buna cesaretleri var.” diye anlatıyor. Bu cesareti nereden alıyorlar diye sorduğumuzda “Sığındıkları sarıldıkları düşünce ülkede iktidar. Hocasından okulun sahibine kadar hepsi böyle biliyor çünkü kendisine hiçbir şey olmayacağını. Duyduğuma göre oğlu AKP’den bir dönem aday olmuş.” diye cevaplıyor. Hocaların bu cesaretinin bir diğer kaynağının da öğrencilerin sessiz kalması olduğunu söylüyor. “Öğrenciler ya bursunun kesileceğinden korkuyor ya da farklı kaygıları var. Aslında bunların hiçbirine yetkileri yok, fakat bunun bilincinde değil öğrenciler. Böyle bir bilinç olmayınca da başlarına bir şey geldiğinde hakkını savunmaktan kaçıyorlar.” diyor. Atilla Girgin’in hala toplantılara girdiğini okul koridorlarında göründüğünü söyleyen Onur Can, “Belki bu sene dersimize girmiyor ama seneye girecek eğer bu tacizin üstü kapatılır, unutulursa seneye yine aynı söylemlerle karşımızda ders verecek.” diye anlatıyor.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ TACİZ TESADÜF DEĞİLDİ

Onur Can ile aynı dönem olan bir kadın öğrenci ismini vermekten çekiniyor, sebebini sorduğumuzda hala Atilla Girgin’in okulda olduğunu, derslere girdiğini söylüyor. İsmini saklanmasını istemesinin bir diğer sebebi de bursunun kesilme tehlikesi. “Okul bir tacizciye böyle sahip çıkıyorsa bizim bursumuzu da kesebilirler” diyor. Kadın öğrenci İÜ’deki tacizin benzerini her Atilla Girgin dersinde yaşadıklarını söylüyor: “Sınıf içerisinde bol bol küfür ederek bize edepli olmayı telkin ediyordu. Dersle alakası olmasa bile cinsiyetçi örnekler veriyor. İnsanların cinsel yönelimlerini bir hakaret gibi kullanıp ‘sizin ailenizde de böyleleri var mı?’ diye soruyordu sınıfın ortasında.” İÜ’de yaşanan tacizin tesadüf olmadığını ifade eden kadın öğrenci “Kimse bir kereye mahsus yapmaz bunları biz sınıfta hep olan İÜ’deki iki kadının başına geldi. Biz nereye başvuralım ne yapalım bilemedik” diye anlatıyor.

Görüştüğümüz iki öğrenciye de ne yapılması gerektiğini sorduğumuzda ikisi de “Unvanı ne olursa olsun okulda böyle biri, hoca olarak bulundurulmamalı” diyor.

NE YAPMALI? NASIL YAPMALI?

“Nasıl yapmalı?” diye sorduğumuzda “Ya dilekçe toplanmalı ya da bir şekilde yargıya taşınmalı” diyorlar. Kim yapacak kendileri bu sürecin neresinde duracaklar bunu kestiremiyorlar. Zaten tek başına verecekleri bir çabanın yetersiz kalacağından eminler. Biz de durum böyleyken İstanbul Aydın Üniversitesinde Mimarlık fakültesinde yaşanan iki tacizden sonra kulüp olarak kurulmaya çalışılan SKS müsaade etmeyince çalışmalarına İstanbul Aydın Üniversitesi Kadın Araştırmaları Topluluğu olarak devam eden kadınlarla görüşüyoruz. Atilla Girgin tacizinden sonra ciddi bir çalışma yürütmüşler.

Hala okulda taciz önleme platformunun kurulması için çalışmalar yürüttüklerini anlatıyorlar. İÜ’deki tacizden sonra birçok mezun kadının kendilerine ulaştığını kendi dönemlerinde de Atilla Girgin’in tacizine maruz kaldıklarını fakat o dönem anlatmaya duyurmaya cesaret edemediklerini anlatmışlar. Bu yaşananları haberleştirmiş, söyleşiler planlamışlar.

Kadın Araştırmaları Topluluğu şimdi kulüp olma aşamasında, şimdi daha fazla desteğe ve birlikteliğe ihtiyaçlarının olduğunu söylüyorlar. “Tacizlerinin önüne geçebilmek tacizcileri okulumuzda barındırmamak için yan yana gelmeli mücadele etmeliyiz” diyorlar. Okuldaki tüm kadınları hem kendi hem de kız kardeşlerinin haklarını savunmak için tacizlerin önüne geçebilmek için topluluğa davet ediyorlar.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Ekonomik kriz sürecinde genç kadınlar

SONRAKİ HABER

Kısa vadeli dış borçlar 2019'da 118,2 milyar dolara çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa