20 Şubat 2020 11:20

Kim için bilim?

İnsanın kolayca ulaşabildiği tedavi araçlarının, ilaçların, tıbbi cihazların üretimini sağlayacak üniversitelere, bilimi özgürce yapabileceğimiz çeşitli alanlara ihtiyacımız var.

Görsel: Pixabay

Paylaş

Manolya GEZGİN

Yıldız Teknik Üniversitesi

Gençlik içinde bulunduğu ekonomik kriz içerisinde ders dışında kendi alanına dair geliştiren mekanizmaların bulunmadığı, kendini ifade etmeye çalıştığı çeşitli kulüp gibi mekanizmaları sürekli baskılayan eğitim sisteminin onu içinde hapsettiği, bilimsel eğitimden uzak ve umutsuzluk ile her geçen gün daha çok gelecek kaygısına kapılıyor. Sadece kendi kendimize sorduğumuz sorular değil “Mezun olunca ne yapacağım, nasıl hayatımı devam ettireceğim?” soruları. Her gün ailemiz, arkadaşlarımız hatta bilimsel eğitim verdiğini iddia eden akademisyenler bile aynı soruları bize yönlendiriyor. Öte yandan biyomühendislik öğrencilerinin en sık karşılaştığı soru “Şimdi siz biyomühendisler ne iş yapıyorsunuz?” oluyor. Aslında bizlerin buna karşılık cevapları da nasıl söylemlerden ve özellikle üniversitelerimize çeşitli ilaç ve biyoteknoloji şirketlerden gelen CEO’ların söylediklerine göre değişebiliyor. Verdiğimiz yanıt genelde “Biz biyoloji, fizik, matematik, mühendislik ve tıp gibi disiplinler arası birçok bilim dalını kullanarak insan yaşamını iyileştiriyoruz” şeklinde oluyor. Bu cevaba bağlı olarak gelecekte kendimizi çoğu zaman kurumsal bir biyoteknoloji şirketinin çalışanı ya da üniversitede “bilim yapan” akademisyenler olarak tasvir ediyoruz.

KENDİMİZİ NEREDE GELİŞTİREBİLİRİZ?

“Dünyada bilim üreten kurumlar nelerdir, kendimizi nerede geliştirebiliriz?” sorusuna biz biyomühendislerin iki farklı cevabı var. Çeşitli biyoteknoloji şirketlerinin araştırma geliştirme merkezleri ya da üniversiteler. Üniversitelerin şu an bize vaat ettikleri ise bilimsel bir çalışmanın parçası olmaktan çok uzak. On kişinin bir masada deney yaptığı yetersiz laboratuvarlarda, yapacağımız bilimsel araştırmalar için verilecek (belki de verilmeyecek) yetersiz ödeneklerle ne kadar bilimin bir üreticisi olabilirsiniz ki zaten? Ayrıca bugün endüstri 4.0’ın ve biyoteknolojinin dünyanın yeni geçim kaynağı olacağına dair söylemin de ülkemizdeki üniversite öğrencilerinde yarattığı inanç zayıf. Bu zayıflığın temel sebebini biyomühendisliğin diğer mühendislik alanlarına göre ülkemiz için yeni olması ve bu yüzden ülkemizde yeterince endüstriyelleşmemiş bir meslek olması bundan dolayı aslında. Bu mesleğin gelişebilmesinin önünün çok açık olmadığı şeklinde değerlendirebiliriz. Bundan dolayı biyomühendislerin yurtdışında okuduğu bölüme dair iş bulabileceği fikrinin daha yaygın olduğu da bir gerçek.

HERKESİN ULAŞABİLECEĞİ TEDAVİ ARAÇLARINA İHTİYACIMIZ VAR

Diğer bir yandan biyoteknoloji şirketlerinde bilim üretebileceğine, daha yararlı işler yapabileceğine dair gelecek planlarının ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak burada yapılan bilimin üreticiliğinin ise kim için olduğuna dair cevabın biyoteknoloji şirketlerinin çıkarları ve karı için olduğunu belirtmekte fayda var. Geçen dönem Yıldız Teknik Üniversitesi'nde düzenlenen Bioform etkinliğine gelen Prifzer (ilaç şirketi) Ortadoğu temsilcisinin yaptığı açıklama bunun güzel bir örneği aslında. Bu "temsilci"nin yaptığı “Amerika’da sağlık sisteminin özelleşmesiyle birlikte tedavi edici yöntemlere ve ilaçlara ulaşım oldukça sınırlı olmasına rağmen Prifzer’in yaptığı tıbbi araştırmalar çok fazla çünkü bu ilaçlara ulaşamayan insanlar Prifzer’de tıbbi gönüllü olarak bu ilaçların test edilmesine katkıda bulunuyorlar” gibi bizi tıbbi denek olmaya teşvik eden açıklamaları bu temsilcinin kimin temsilcisi olduğuna dair bir cevabı da veriyor aslında. Elimizde kalan belki son şeyi yani sağlığımızı bile şirketlerin çıkarları ve araştırmaları için satmayı öğütleyen şirketlerde kendimizi nasıl gerçekleştirebileceğimiz büyük bir soru işareti. Bugün biyomühendislik öğrencilerinin biyoteknoloji şirketlerinde kanser üzerine yapılacak araştırmaların en iyi ihtimalle üretilen yeni tedavi araçlarının kime ve hangi fiyatlara satılacağına dair de bir fikri var. Zenginlere ve olabilecek en yüksek fiyatlara. Sadece sağlık alanında değil savunma sanayisinde de canlıların fizyolojik yapısını kullanarak nasıl uçak savarlar, biyosensörlü savaş kıyafetleri tasarladıkları anlatan firmalar da var. Bu karşın onlara rağmen barışı savunan biyomühendisler olmak istemeli, nerede ve kim için bilim yapmak istediğimize karar vermeliyiz. İnsanın dolayısıyla insanın içinde bulunduğu halkın kolayca ulaşabildiği tedavi araçlarının, ilaçların, tıbbi cihazların üretimini sağlayacak üniversitelere, bilimi özgürce yapabileceğimiz çeşitli alanlara ihtiyacımız var.

 

 

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Kimsesizler mezarlığında yüzlerce mülteci: Afgan bebek, Pakistanlı genç, Suriyeli...

SONRAKİ HABER

Öğrencinin derdi karnını doyurmak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...