19 Şubat 2020 00:53

“Kendi hayatımı kurmayı düşünemiyorum”

Tüm bu yoksullaşmanın, ağırlaşan yaşam koşullarının içerisinde bir işçi gencin hayatı, yaşamı nasıl olabilir?

Paylaş

Akın A.

İstanbul/Esenyurt

Giderek yoksullaştığımız, alım gücümüzün azaldığı bir dönemdeyiz ve bu dönemden bir türlü geçemiyoruz, geçinemiyoruz. Sermayenin kriz sürecinden kendini kurtarmaya dönük politikalarının faturasını bizim ödediğimiz ve faturalarında giderek arttığını söyleyebiliriz. Dünden bugüne temel ihtiyaçlarımıza yapılan zamları, geçinebilmek için kıstığımız veya artık eski alışkanlıklarımızdan vazgeçtiğimiz sosyal yaşantımıza baktığımızda görebiliriz.

Tüm bu yoksullaşmanın, ağırlaşan yaşam koşullarının içerisinde bir işçi gencin hayatı, yaşamı nasıl olabilir? Esenyurt’ta yaşayan, 3 yıldır Beylikdüzü’nde nakış fabrikasında çalışan, 18 yaşındaki genç işçi arkadaşımızın hayatını, kapitalist ekonominin ve krizin ne ölçüde yaşam koşullarını belirlediğini okuyacağız.

İlk önce çalıştığın fabrikada ki çalışma koşullarından bahseder misin?

Çalıştığım fabrikada “lafta” bir denetim var. 3 yıldır çalıştığım fabrika da sigortalı çalışalı 1 yıl oldu, denetime yakalanmamak için 2 yıl gece vardiyasında çalıştırıldım. Bugün sigortalıyım ama denetim geldiğinde ve “ günde kaç saat çalışıyorsunuz?” diye sorduklarında 10.30 saat dememiz gerekirken 8 saat diyoruz, “yemek molanız kaç dakika?” diye sorduklarında ise 45 dakikalık molaya 1 saat diyoruz, 1 saat bizim günde yaptığımız toplam mola saati ediyor, dışarı çıkıp hava almaya veyahut uzanıp dinlenmeye vakit kalmadan zil çalıyor. Gece vardiyasında 20-25 civarında sigortasız Suriyeli mülteci işçi çalıştırılıyor (yazları üretim yoğun olduğu için gecede çalışan mülteci işçi sayısı artıyor). Onlar 10.30 değil 13.30 saat çalışıyor, 45 dakika mola değil 30 dakika mola kullanıyorlar. Akşam 6 dan sabah 8 e kadar ‘denetimin’ uğramayacağı vakitlerde çalıştırılıyorlar. Onlarla konuştuğumda ise “biz buraya ölmeye gelmişiz” diyorlar. Savaştan hayatlarını kurtarmak için ülkesini terk etmek zorunda kalan insanlar bunlar, 15 saat de çalıştırsalar çalışacak zorunluluktalar çünkü burada çocuklarını, ailesini geçindirmek için elinden geleni yapmaya çalışıyorlar.

Özellikle kriz sürecinde kar oranının düşmemesi için, burjuvazi tüm yasal haklarımızı saldırgan bir biçimde rahatça çiğneyebiliyor, güvencesiz çalıştırabiliyor, esnek çalışma saatlerine tabii tutabiliyor. Tabi ki bizlere “jest” diye açıklanan asgari ücretin, aslında sermayenin sömürü olanaklarını kolaylaştıracak bir jest olduğunu bilmek gerekiyor.

Peki, yaşam koşullarının nasıl olduğundan ve kendine ne ölçüde vakit ayırdığından bahsedebilir misin?

Esenyurt’ ta evli abimle birlikte, 5 kardeşimle yaşıyorum. Evde 4 kardeş el birliği ile çalışıyoruz, bir kardeşim okuyor. Ev almak için çektiğimiz kredi borcunu her ay 4 bin lirayı denkleştirip ödemek zorundayız. Ben de diğer abilerim gibi evin giderlerini ve diğer borçları ödemek ve aynı zaman da memleketteki ailemize para göndermekle sorumluyum. Maaşımdan en fazla 400 lira alabiliyorum, bu durumda kendime vakit ayırmam çok mümkün olmuyor. Hafta sonu cumartesi günü çalıştığım durumlarda Pazar gününü de dinlenerek geçiriyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “gençler neden evlenmiyor”  açıklaması hakkında ne düşünüyorsun?

Dediğim gibi biz 3+1 dairede 6 kişi yaşıyoruz. Evi geçindirmemiz, ihtiyaçlarımızı karşılamamız ancak dördümüzün kazancı ile oluyor. Bu yüzden kendi hayatımı kurmayı düşünemiyorum, evlensem dahi ancak ailemle, kardeşlerimle birlikte yaşayarak geçimimi sağlayabilirim.

Geleceğe dair düşüncelerin, planların neler?        

İki yıl sonra askere gideceğim, askerde uzman olarak devam etmeyi düşünüyorum. Çünkü bu durumda geçinmek çok zor. En azından harcama yapmadan iyi bir maaş almış olacağım ve biriktirmem daha mümkün olacak.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Asgari yaşam koşullarına bile yetmeyen “asgari ücret”

SONRAKİ HABER

Virüsler, mutasyon ve salgınlar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...