06 Ocak 2020 04:17

Tembelçizer yarattığı punk çetesini anlattı: 'L-Manyak şehitleri' ölmedi

Anıl Yurdakul, Karikatürist Memo Tembelçizer ile konuştu: Çizer, kuralsız olan dergi ortamının sabahlamasında kağıda başlığını atarak asi bir çete yaratır: 'L-Manyak Şehitleri'

Fotoğraf: Anıl Yurdakul

Paylaş

Anıl YURDAKUL
İstanbul

"Yan Dairemde Punk Grubu Kurmasınlar" - Oğuz Aral (Roll, Haziran 2000)

Çizgi romancı; çağımızın yaratanları. Çizgi romancı intelligentsiaya mensup değildir. Hiçbir şeye bağlı değildir. Çizgi romancı “punk”tır. Punk ideolojisiyle saldırır. Rahatsız olduğu için saldırır. Masasının üzerinde kuşanır fırçayla, fincanla, kağıtla, kalemle, gazeteyle, dergiyle, kediyle... Çizer, kuralsız olan dergi ortamının sabahlamasında kağıda başlığını atarak asi bir çete yaratır: “L-Manyak Şehitleri”

Doksanlı yıllarda Köprüaltı’nda Kemancı sabaha karşı kapanmak üzeredir (bknz: Köprüaltı Sokağı: Kemancı Belgeseli). Evi barkı olmayan müdavimler Memo Tembelçizer’i takip ederek Yenikapı’daki evine gider. Memo’nun evine gelen gitmek bilmemektir. Artık ev çığrından çıkmak üzeredir. Sonunda ‘ev patlar’. Memo da evsizdir. İki üç ay sokaklarda dolaşır (Cağaloğlu ile Ortaköy arasında sabaha kadar üç tur atar). Aynı arkadaşları gibi başkalarının evine gitmeye başlar. Ta ki üç ay sonra Pişmiş Kelle dergisinden ve Akbay’ın Gırgır dergisinden tanıdığı Cengiz-Bülent Üstün kardeşlerle eve çıkana kadar.

“Bülent, Cengiz, ben iyi anlaşıyoruz ama aslında Cengiz’le Bülent aşırı farklı karakterler. Cengiz, güzel sanatlar grafiğe gidiyor, ödevlerini yapıyor. Kendi odası çok düzenli vs. Ben de güzel sanatlardayım ama okula gitmiyorum ve sadece yiyip içip… Harbiye’de büyük bir evdi. 8. kat, asansör yok. Çok büyük bir salonu vardı. Hiçbir çöpü dışarı atmadığımız için sonunda salonda çöp tepeleri oluştu. Eşya da yok, yere oturuyoruz. Karşımızda koli kutusunun üstünde 37 ekran tüplü televizyon. Orası bir boşluk, kapıdan o boşluğa giden bir patika var. Bunun dışında bütün salon 1,5 metre yüksekliğinde çöp tepeleriyle dolu. Bana çok doğal geliyordu, ne yapabiliriz ki çöp birikiyor? Bunun nasıl halledilebileceğine dair bir hayat deneyimim yok. Bir şekilde o evden ayrıldık. Ayrılırken çuval çuval çöp attığımızı hatırlıyorum. Başka bir eve geçtik orası da çöp tepeleri oldu. Neyse ben 30 sene içerisinde öğrendim nasıl olması gerektiğini. Eve girenin çıkanın haddi hesabı yok. Evin kapısı kilitli değil zaten, eve bi geliyorum 20 tane tanımadığım adam var. O zamanlar eğlenceli geliyordu ama zor hayatlar. Sürekli bir mücadele, sürekli bir içki içmek, tanımadığın adamlar, vücuttaki pislik. Zaten o hayatın sonucu olarak ben ‘Biraz da Yiğrenelim’ öykülerini yazdım. Halen yazarken o dönemin anılarından, duygularından faydalanıyorum.”

Bir yandan eve gelenler Timur Özselvi (CMUK), Punk Aslı (TAMPON) gibi punk grubu olan insanlar ama Memo’nun punk anlayışı temelde aynıyken müzik konusunda farklıdır. 17 yaşına kadar “Ezginin Günlüğü” dinleyen, punk hakkında tek bildiği “mohawk” olan Memo aslında bir ‘hippie”dir. Bülent Üstün aracılığıyla punk müzik ve punk kültürüyle tanışır. Müzikteki sertlik çok hoşuna gitmese de punkın düşünce yapısının mizahla iç içe olduğunu görmesi onu cezbeder. Her ne kadar müzikteki sertlik ve agresyon çok hoşuna gitmese de görsel tarzı ve müzikteki dalga geçme tonu Memo’ya uygundur. Artık punk üniformasını giymiştir. Bülent’in ‘Testis’ isimli punk grubu projesine basçı olarak katılır, stüdyolara giderek çalışmalar yapar. Onlarca parçaları vardır ama bugüne pek bir kaydı kalmaz. Sadece “Dinozor” şarkıları Rashit grubu aracılığıyla popüler olur…

ÇİZGİ ROMAN HORTLADI

Aynı evde kaldıkları gibi büyük mizah dergilerinde de çizmek istemeyen, sadece çizgi roman olan bir dergi isteyen Memo, Bülent ve Cengiz Üstün’ün hayalleri gerçek olur. Leman dergisi popüler olduğu dönemde Bahadır Baruter yönetiminde L-Manyak dergisini yayınlar. İlk dönemlerinde maceralı, aksiyon, avantür olmayan bir tarzda Leman’daki karakterlerin biraz daha uzun öyküleri olan, karikatüre benzer bir dergidir.  Birden buraya Bülent Üstün “Kötü Kedi Şerafettin”i yapınca karakter üzerine aksiyon ve mizah çizgi romanı kavramı oluşur. Diğer çizerler de Bülent’in formatını kendi işlerine uygularlar. Bu formatla L-Manyak, mizah çizgi romanı dergisi olmakla kalmadı: L-Manyak’ın satışlarının artmasıyla piyasadan silinen Zagor, Texas gibi çizgi romanlar yeniden basılarak çizgi romanın yaygınlaşmasını sağladı.

"L-MANYAK ŞEHİTLERİ"

İlk bölümlerini Bülent Üstün’ün yazdığı devamında Memo Tembelçizer’in yazıp çizdiği “L-Manyak Şehitleri” tek bir bölümlük olarak tasarlanmış, bir takım olaylar sonucu dergideki çizerlerin ölmesi konseptinde düşünülmüş. Fikrin beğenilmesi üzerine Memo, şehitlerini çizmeye devam eder. Öyküler “Bu sefer Aksaray’da ölsünler veya yan taraftaki oteldeki adam dergiyi basarak herkesi öldürsün” fikirleriyle ilerledikçe done dünyası genişleyerek masallar diyarından taş devrine, hatta syberpunk zamanlara yolculuklar gerçekleşmeye başlar. Bazen sosyal gerçekçi gibi dergide geçen öyküler bazense “Pulp Fiction” gibi soygunlar gerçekleştirirler. Peki, aylık bir dergi olan L-Manyak’ta Tembelçizer’in çalışma temposu nasıldı?

“Maceraları okuyunca tabii ‘Oo bu adamlar çok eğleniyor, maceradan maceraya koşuyorlar’ hissi doğuyor. Aslında onun tam tersi, işkolik bir ortam var. Sabah akşam çiziyorduk. Çizmekten başka bir dünyamız yoktu. Oradaki öyküler, yapamayıp da içimizde kalan macera hissi. Aylık dergide ayın 15 günü çizmekle geçiyordu ve 15 günün en az 10 gününü sabahlayarak geçiriyordum. Diğer 15 gün de konu düşünerek geçiyordu. 1 hafta kadar bir şey yapmadan geçiyor sonra tekrar döngü başlıyordu. Aslında yıpratıcı bir tempo. O yaşta insan 10 gün dergide sabahlayınca çok sakınca görmüyor bunu beceriyor ama sonraki yıllarda bunu daha insanı şekle dönüştürmek gerekiyor.”

Bir takım janrıların parodisi olan “L-Manyak Şehitleri”nde dergideki çizerlerin başından geçen maceralar olmasına rağmen, Tembelçizer herkesi çizemez. Karikatürist oldukları halde çizilmek istemiyorlardır. Bazı mülayim tipli karikatüristler ise çizildiklerinde eğlenceli olmuyorlardı. Sivri yönleri olan ve çizilmekten hoşlanan insanları çizmek eğlenceli olmaktaydı. Kadro elene elene Memo, Bülent Üstün, Bahadır Baruter ve Mem-Coş kalır. Mem-Coş çok sinirli bir tiptir. Bülent ise ortalığı dağıtmaya hevesli ya da bir takım hazlar peşinde koşan ya da bir takım hazlar peşinde koşmaya hevesli. Bahadır’ın düzgün ailesi var ama çok şaşkın, her türlü tehlikeye maruz kalmaya açık. Her birinin ayrı karakteri olduğu için karakterler üzerinden öyküler yürümeye başlar ve gittikçe “girift” senaryolar haline dönüşür. Bu sefer de 6 sayfaya sığmayan öyküler olmaya başlamıştır. Ama 6 sayfadan fazla çizmek pratik değildir. Dolasıyla kareler, yazılar, balonlar küçülmeye başlayarak Memo Tembelçizer’in şimdiye kadar hep aldığı “Çok küçük çiziyorsun, balonlar çok küçük!” eleştirilerinin nedeni doğar.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Berkin Elvan, doğum gününde vurulduğu yerde anıldı: Adalet arayışımız sürecek

SONRAKİ HABER

Kristal-İş çalışanı Hakan Port: Seçim hesapları uğruna işten atıldım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa