28 Aralık 2019 13:47

Evrim: Teori mi Yasa mı?

Genç Hayat'ın bu sayısında Evrim teori mi, yasa mı? sorusuna cevap aradık.

Paylaş

Denilebilir ki evrim teorisi, modern bilimlerin en bilinen, üzerinde en çok konuşulan teorisidir. Böyle olması son derece anlaşılabilirdir çünkü evrim teorisi doğrudan insanın kendisine ve geçmişine dair bilimsel bir açıklama getirir. Bu teoriyse bilimde hemen hemen her zaman olduğu gibi ilk bakışta anlaşılması güç sonuçlar ortaya koyar ve bunlar insanlığın ortak sezgilerine ters düşer. Halbuki temelinde maddenin özü ve biçimi arasındaki çelişki olan bu kavrayış güçlüğü bugün bilim dediğimiz sistematik insan etkinliğinin temel motivasyonudur. Beynimiz maddeyi ilişkilerinden koparır ve onu sanki hareketsizmiş gibi algılayarak kavramlaştırabilir. Buradan hareketle diyebiliriz ki maddenin hareketinin insan beynindeki yansıması yanıltıcıdır. Bilimsel etkinlik, nesne, olay ya da olgunun yanıltıcı ilk görünüşünün arkasındaki gerçekliği, onun geçmişini ve geleceğini, iç ve dış çelişkilerini ortaya çıkararak nesnel gerçeğe ulaşmaya çabalar. Karl Marx bilimin bu işlevini “Görünen gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı” şeklinde ifade etmişti.

Bir insanın, mesela sevdiği bir kişiye hediye ettiği gül ile aynı kökenden geldiği, bir başka ifadeyle bir tarihte ikisinin aynı şey olduğu düşüncesi de tabiri caizse akıl almazdır. Ne var ki matematikte niceliğin yadsınması demek olan olan sonsuz küçüklerle yapılan ve her seferinde anlamlı sonuçlar veren diferansiyel hesabın ya da fizikte kütle ve enerjinin aynı şeyin farklı görüngüleri olduğunu söyleyen özel göreliliğin de akıl alır tarafı yoktur. Öyle ki biz dahil bütün canlıların aynı tek hücreliden geldiğini düşünmek atom altı parçacıklarla bilinen en büyük yıldızların boyutlarını birlikte düşünmekten daha zor değildir. Zaten Marx’ın deyimiyle bilimi gerekli kılan ve sıradan bir insanın ilgisini bilime yönelten, maddenin basit ve yanıltıcı görünüşünün arkasındaki “akıl almaz” gerçekliği değil midir?

Evrim teorisi de en genel anlamıyla canlı türlerinin geçirdikleri değişimleri açıklayan, işte gül ile insanın bir tarihte aynı canlı olduklarının bilgisini ortaya koyan teoridir. Evrim karşıtlarının sık sık söyledikleri gibi kanıtlanmadığı için “teori” olarak kalmış değildir. Nitekim teori veya kuram, modern bilimde tutarlı bir bütün oluşturan, yüksek seviyede kanıta dayanan gerçekler ve açıklamalardır. Söylendiği gibi teoriler kanıtlanınca yasa haline gelmezler, bilimde teori ve yasa arasında doğruluğa dayanan bir hiyerarşi zaten yoktur.

Yasalar bizden bağımsız olarak var olan nesnel gerçeklerdir. Doğa ya da toplum yasaları, insan iradesinden bağımsızdır ve insanın eylemini koşullandırır, sınırlarını belirlerler. İnsan bu yasaların kendi üzerindeki etkilerini sınırlandırmak için önce bu yasaların bilgisine sahip olur, onları anlar ve sonra onlar üzerinde kendisi etkide bulunarak zorunluluklarını aşabilir. İşte insanın bu özgürleşme eyleminin ilk aşaması olan kendisini sınırlayan yasaların bilgisine varması bilimsel teoriler biçiminde olur. İnsanlık doğal ve toplumsal hayatı, bunların yasalarının nasıl işlediğini bilimsel anlamda teoriler yoluyla açıklar.

Yani evrim bir doğa yasasıdır, nesnel bir gerçekliktir. Tıpkı zıpladığımızda yere düşeceğimiz gibi, suyu buzluğa koyarsak donacağını bildiğimiz gibi canlıların da biyolojik olarak evrim geçirdiklerini görüyor ve kesin olarak biliyoruz. Tüm bunların nasıl gerçekleştiğini ise teoriler yoluyla açıklıyoruz, zıpladığımızda neden tekrar yere düştüğümüzü kütle-çekim teorileriyle açıkladığımız gibi, canlıların nasıl evrimleştiklerini de evrim teorisiyle açıklıyoruz. Öyleyse sözgelimi evrimi çürütmek demek, bir gerçeği görmezden gelmek, yok saymak anlamına gelir. Çürütülebilecek olan gerçekler değil, bu gerçeklere insanların getirdikleri açıklamalardır. Evrim teorisi de bilim ve teknolojideki gelişmelere bağlı olarak değişip gelişmeye devam etmekte. Bazı açıklamaları çürütülmekte, yerlerini yeni açıklamalar, yeni kanıtlar almaya devam etmekte, bütün bilimsel teoriler gibi. Ama biyolojik evrim hep orada, bizim nasıl gerçekleştiğini anlayıp anlamadığımızdan bağımsız olarak gerçekleşmeye devam ediyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bölgede kolluk kuvvetlerinin araçları son 10 yılda 37 ölüme neden oldu

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa